Sınıfın mücadelesi mücadelemiz, kazanımı kazanımımız
“İşçilerin haklarını savunduklarını ve kazandıklarını görmek; kendimizi torpil ve şansa dayalı belirsiz bir gelecekten kurtarmak, buna karşı çıkmak için güç oluyor.”

Fotoğraf: Evrensel
Nehir
Bilkent Üniversitesi
Bugün Türkiye’nin dört bir tarafında iktidarın kemer sıkma politikalarının karşısında ekonomik ve politik talepleri ile işçi ve köylü direnişlerinin arttığını görüyoruz. Artvin ve Çanakkale’de köylüler; Balıkesir, Kayseri, Konya’da çiftçiler; fabrikalarda, madenlerde işçiler; patrona ve holdinglere karşı direnişte. Bilkentli sıra arkadaşlarımıza işçi ve köylülerin yaygınlaşan mücadelelerini nasıl yorumladıklarını sorduk. İktisat bölümü öğrencisi arkadaşımız sözlerine şöyle başlıyor: “Türkiye’de sendikalaşmanın son derece zor olduğu bu süreçte emekçilerin mücadelelerini görmek umut verici. Mücadelelerin yaygınlaşması ve tek ses olması kazanımları arttırması açısından oldukça önemli. Bu noktada medyanın yanı sıra örgütlü gençlerin mücadeleye katkıları işçinin, emekçinin, köylünün onurlu mücadelesini hak ettiği yere taşıyacak değerli faktörler olabilir.”
Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü öğrencisi arkadaşımız ekliyor: “İşçiler-köylüler arası örgütlenmenin yaygınlaşmasında bilinçli emekçiler ve sosyal medyadaki destekler etkili oluyor. Zor koşullar demenin hafif kalacağı şartlarda çalışmak zorunda bırakılan işçilere yalnızca iş arkadaşları ve yakın çevresi değil, ülkenin diğer taraflarındaki halkın da destek olduğunu görülebilir. Örneğin; direnişleri sürecinde işçilere yapılan haksız gözaltılara halkın ses çıkardığını görmüştük.”
“ÜLKENİN HER YERİNDE BİR İSYAN HAVASI MEVCUT”
Sohbet ettiğimiz Grafik Tasarım öğrencisiyse: “Çiftçi ve işçilerin ülkedeki ekonomik durumdan uzun zamandır rahatsız olduklarının bilincindeyim. Pandemiden biraz önce çiftçi çocuğu bir arkadaşım gübre fiyatları sebebiyle neredeyse ailesinin köylerinde nesillerdir yürütmekte oldukları mesleklerini bırakma eşiğinde olduğunu söylemişti bana. O zamanlar halkta çaresizlik daha yaygındı ki insanlar sinirli olsalar bile yaşadıkları zorlukları kabul ediyorlardı. Boyun eğiyorlardı hayatlarının şartlarına. Başvurdukları devlet kurumlarında bin bir alaya maruz kalıp bin bir ricayla dertlerini anlatmak için bekliyorlardı. Bugünse ülkenin her yerinde bir isyan havası mevcut. Etrafımdaki birçok insanın bu değişim için ellerinden geleni yaptıklarına şahit oldum. Ama tabii ki sadece onların emekleriyle değil haksızlığa uğramış̧ bir fabrika işçisinin, tarlalarda yalnız bırakılan çiftçinin öfkesiyle olduğumuz yerdeyiz. Kolay edinmediğimiz kazanımlarımız unutulmayacak. İşçi ve köylüler onlara yakıştırılan sefil hayatları iade etmek için toplanıyor, güçleniyorlar. İnanıyorum ki bu dirençleri karşılık bulacak ve ileride daha büyük kazanımlara yol açacak” diyor.
Ara zam talep eden işçileri işten atılmasıyla başlayan CarrefourSA depo işçilerinin direnişi 17. gününde işçilerin bütün taleplerini kazanmasıyla sona erdi. Antep’te Akcanlar işçileri bu yazıyı kaleme aldığımız anda ek zam talepleri için 29 gündür direniyor. İktidarın asgari ücreti yükseltmediği, patronların holdinglerin çıkarlarını gözettiği ve buna karşı direnişlerin yükselmeye başladığı bu dönemde arkadaşlarımıza bir öğrenci olarak içinde bulundukları ekonomik-politik durum hakkında neler düşündüklerini de sorduk:
“Daha önce hizmet sektörünün farklı kollarında çalışmış bir öğrenci olarak bazı mücadelelerin örgütsüz kaldığına çok tanık oldum. Örgütlerin emekçilere ulaşıp sorunlarından haberdar olma reflekslerinin yetersiz kaldığını düşünüyorum. Direnişlerin yükseldiğini görmek elbette güzel fakat elde edilen kısıtlı sonuçların kabullenilmesi gerekir. Mücadelenin her emekçi eşit ve kabul edilebilir şartlarda çalışana kadar devam etmesinin hepimizin sorumluluğu olduğuna inanıyorum.”
Sorumuzu cevaplayan diğer arkadaşımız ise: “Etrafımdaki diğer öğrenci arkadaşlarımı göz önünde de bulundurarak söyleyebilirim ki; günümüz koşullarında konser/tiyatro/sinema etkinliklerine gitmeden bile üniversite okumak oldukça pahalıya patlıyor. Yalnızca beslenme, barınma gibi temel ihtiyaçların giderilmesi için dahi az denemeyecek gelire sahip olmak gerekiyor. Bir öğrenci olarak da bu geliri sağlayacak temel olarak üç yer var: Burslar, aile ve çalışmak. Aynı anda çalışıp üniversite okumak bir öğrenciyi hem fiziksel hem akademik olarak zorluyor. Öte yandan asgari ücretle veya emeklilik maaşıyla geçinen bir aile için de harçlık göndermek bir yana, kira ve faturaları ödemek bile yeterince meşâkatli. Kısacası günümüz Türkiye’sinde öğrenci ve emekçiye neredeyse yaşam fırsatı bile sunulmuyor” diyerek sözlerine devam ediyor.
İŞÇİLERİN KAZANIMLARI BİZE GÜÇ VERİYOR
Grafik Tasarım öğrencisi arkadaşımıza sorduğumuzda ise: “Bir öğrenci olarak etrafımda gördüğüm şey uzun zamandır umutsuzluk. İnsanlar iyi olan hiçbir şeye inanmıyorlar. Bazıları işçilerin dirençlerinin olumlu sonuç aldığını duyduklarında şaşırıyor. O zaman küçük de olsa kısa bir süreliğine kendi hayatları için de bir şeylerin değişebileceğini düşünüyorlar, bunu görebiliyorum. En ufak başkaldırının bile bize umut olduğu zamanlarda yaşıyoruz. Zorluklara rağmen işçilerin haklarını savunduklarını görmek bize de kendimizi torpil ve şansa dayalı belirsiz bir gelecekten kurtarmak, buna karşı çıkmak için güç oluyor. Ekonominin hayatlarımızda oluşturduğu direkt etki sebebiyle hem okumak hem de zorlu çalışma şartları altında çalışmak zorunda olan buna rağmen geçinemeyen bir sürü arkadaşımızın geleceklerinden ümidi keserek hayatlarına son verdikleri böyle ağır bir dönemde başarıya ulaşan her eylem dayanmak için bize kuvvet veriyor. Eylemlerin hiç hız kesmeden devam ettiğini görmek ve buna katkı sağlamak istiyoruz.” diyerek sözlerini bitiriyor.
Tek adam iktidarının bizleri sürüklediği bu geleceksizliğe karşı, Türkiye işçi sınıfının her bir deneyiminin gençleri umutlandırdığını görüyoruz. Yaygınlaşan direnişlerinde bize gösterdiği yerden, bu sömürü düzenine karşı biz öğrenciler olarak da sözümüzü söylemeli; mücadelemizi işçi sınıfının yanında, taleplerimizi bulunduğumuz her alanda yükseltmeliyiz. İşçi sınıfıyla mücadelemizin ortaklığını gördükçe aydınlık bir geleceğin inşasında daha emin adımlarla yürüyebiliriz.
Evrensel'i Takip Et