'Yırtıcı Kuşlar Zamanı’ | Uyuşturucu çeteleri ve katiller İstanbul’da
Ahmet Ümit’in YKY’den çıkan yeni kitabı “Yırtıcı Kuşlar Zamanı”, Başkomiser Nevzat’ın ailesinin katillerini ararken; çete liderlerinin siyasetle kola kola gezdiği Türkiye’nin de portresini çıkarıyor.

Fotoğraf: Pixabay
Gözde TÜZER
İstanbul Kuştepe’de silahlı bir çatışma… Rus Kalaşnikoflarının, İngiliz AS50’lerinin, Alman HK416’larının yırtıcı sesleri sokakları dolduruyor. “Sanki kentin göbeğinde uzun namlulu tüfeklerle talim yapılıyordu.” “Ne yaptı bizimkiler? IŞİD’in merkezini falan mı bastılar fark etmeden?..”
Ahmet Ümit’in İstanbul beyefendisi, yalnız ve hüzünlü Başkomseri Nevzat; bu kez karısı ve kızının faillerini buluyor. Üstelik tam da bugünün Türkiye’sinde siyasete göbekten bağlı bir çetenin içinde, uyuşturucu liderlerinin İstanbul’un göbeğinde gerçekleştirdiği bir çatışmayla bağlantılı… Ahmet Ümit’in merakla beklenen son kitabı “Yırtıcı Kuşlar Zamanı” Yapı Kredi Yayınlarından çıktı. “Bir Başkomser Nevzat Kitabı” olan Yırtıcı Kuşlar Zamanı’nda Nevzat Başkomser bu kez ailenin katillerini bulmayı başarıyor. Katilleri ararken en yakınlarından bile şüphelenen, bazen unuttuğunu hatırlayan bazen de hatırladığını unutan Nevzat Başkomser’in karanlık geçmişiyle de tanışmış oluyoruz kitapta. Katiller ise hiç beklemediği, düşünmediği, en yakınlarından çıkıyor yine.
‘ALATURKA BİR İSTANBULLU’
İlk defa 1998’de gazeteye hafta sonları yazdığı tefrikaların karakteri olarak ortaya çıkan “Başkomiser Nevzat” Ahmet Ümit’in en sevilen karakterlerinden biri. Ahmet Ümit okuyucularının yakından tanıdığı Nevzat’ı, Yazar Sevin Okyay, Radikal'deki yazısında şöyle anlatıyordu: “Nevzat, alaturka bir İstanbulludur. Balat'ta oturmaktadır. Zaman zaman onu yolda bırakan 58 model Renault marka bir otomobile sahiptir. Osmanlı mutfağı ile Türk sanat müziğini sever. Sevgilisi Evgenia'nın işlettiği Tatavla Meyhanesine gittiğinde, rakı refakatinde Müzeyyen Senar şarkıları dinler. Karısını ve kızını, bir patlama sonucu kaybetmiş ve olayın failini hiçbir zaman bulamamıştır. Yalnız, hüzünlü, suskun bir adamdır. Yanında Laboratuvar Uzmanı Zeynep ve Yardımcısı Ali komiser vardır.” Bu ayrıntılara bir de Nevzat’ın “Kırlangıç Çığlığı” kitabında Evgenia ile birlikte evlat edindiği Suriyeli Azez’i de eklemek gerekiyor.
KAMERA İLE GİDİLEN BASKINLAR
Ahmet Ümit daha önce Boşkomser Nevzat’ın ailesinin katillerini bulacağı bir kitap yazacağını okuyucularına müjdelemişti. İşte katiller bu kitapta ortaya çıktı. Hem de ne çıkış… Her kitabında mutlaka dönemin Türkiye’sinde yaşanan sorunları akıcı ve eleştirel bir dille ele alan Ahmet Ümit’in gündeminde bu kez “uyuşturucu çeteleri” yer aldı. Türkiye’deki hem siyasi hem iktisadi hem de ahlaki çürümüşlüğe yoğun bir şekilde yer veren Ümit, uyuşturucu çetelerinin emniyetle ilişkilerini, siyasilerle çeteler arasında nasıl bir iş birliği olabileceğini ve tüm bunların yoksul halkı nasıl etkilediğini de etkili bir dille anlatıyor.
“Bizimkiler mi, savcının adamları mı, gümrüktekiler mi, daha yukarıdan birilerini bilmiyoruz, ama birilerinin haber uçurduğu kesin. Ben temiz olduğumu kanıtlamak için alnıma kamera takarak gidiyorum baskına.” Kitapta bu sözler bir uyuşturucu baskını sırasında Narkotikçi Baki ve Başkomser Nevzat arasında geçiyor. Hemen her gün baskınların düzenlendiği, operasyonların yapıldığı Türkiye’de ne hikmetse uyuşturucu sorunu bitmiyor, bitemiyor. Uyuşturucu ticaretinin nasıl yapıldığı çarşaf çarşaf belgeleniyor da, yapanlar değil, yazanlar gözaltına alınıyor. Tıpkı Met Çıkmazı belgeseline imza atan Gazeteciler Tunca Öğreten ve Murat Baykara'ya “Uyuşturucuya özendirme” ve “Suçu bildirmeme” iddiasıyla açılan soruşturma gibi.
‘ESKİ BAKAN’IN FOTOĞRAFLARI
“Ne liyakati başkomiserim ya? Kusura bakmayın ama liyakatsizlik lafı hafif kalıyor. Şu eski bakanı hatırlasanıza. Adamın her gün bir suçluyla fotoğrafı çıkıyordu. Mafya üyeleri, uyuşturucu baronları, milletin parasını dolandıranlar. Hepsi bakanla yan yana, hepsi bakanla kol kola, hepsi aynı karede. Sonra biz, yani geleceği amirinin iki dudağının arasında olanlar bu karanlık herifleri enseleyince, anında siyasiler giriyor devreye. Peki nasıl başa çıkacağız bu alçaklarla? Nasıl yakalayacağız bu adamları?” Bu sözler de Başkomser Nevzat’ın en güvendiği ve değer verdiği yardımcısı Ali’den geliyor. Peki sizce bu mafya üyeleri ile uyuşturucu baronları ile kol kola olan eski bakan kim? Elbette, bildiniz ama biz isim vermeyelim…
GÜZELLİK MERKEZLERİ, ÇÖZÜLEN CİNAYETLER
Sürükleyici bir dille yazılan kitapta hem güzellik merkezlerinde aklanan paralar, hem de televizyonlarda çözülen cinayetlere de yer verilmiş. Örneğin yasa dışı ve kaynağı belirsiz parayı piyasaya sürmek için en iyi paravanların bu güzellik merkezleri olabileceği aktarılırken de akıllara haliyle Dilan Polat geliyor.
Televizyonda cinayet çözmeye çalışan programlar için ise Başkomser Nevzat şöyle diyor: “Yine birileri ekranda cinayetler çözüyor. Memleketin ücra köşelerindeki kasabalarda, köylerde ne tür ihanetler yaşandı, kim kiminle yattı, kim kimi öldürdü, kim kimden para çaldı, kim kimin mülküne kondu bunları ortalığa döküyordu. Elbette adı sana belirsiz, sıradan, küçük insanların sırlarıydı bunlar. Tuzu kuru olanların, toplumun kaymak tabakasından olanların nasıl para kazandıkları, hangi siyasilerle içli dışlı oldukları, bu kadar kısa sürede nasıl Türkiye'nin en zenginleri arasına girdikleri, asla konu edilmiyordu. Hatta onların çocuklarının, eşlerinin adlarının karıştığı bariz cinayetler bile sorgulanmıyordu.” Akıllara gelen elbette Müge Anlı’nın programında gündeme gelen Rabia Naz cinayetinin üstünün kapatılmak istenmesi oldu. Ya da Eski Kızılay Başkanı Kerem Kınık'ın kızı Fatima Zehra’nın 9 Temmuz'da Beykoz’da bir motosiklete çarpması ve 17 yaşındaki Batın Barlas Çeki’nin hayatını kaybetmesi sonrası Zehra’nın yüzde 100 kusurlu bulunması bağımsız medya kuruluşları dışında hiçbir yerde yer almadı.
‘İNSANLAR NASIL KORUSUN AKIL SAĞLIKLARINI…’
Başkomiser Nevzat'ın Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesindeki Psikiyatr Doktor Nevres’le yaptığı konuşma halkın bugünkü ruh halini anlatıyor biraz da: “Son 5 yıldır inanılmaz bir artış var. İnsanlar çok mutsuz Nevzat Bey. Ülkeyi hiç bu kadar mutsuz görmemiştim, mutsuz ve gergin. Kibrit çaksanız alev alacak gibi herkes. Hayat şartları çok ağırlaştı, yoksulluk çok arttı. Zenginler daha da zenginleşti ve sayıları azaldı. Fakirler daha da fakirleşti ve sayıları hiç olmadığı kadar arttı. Küçük bir azınlık lüks içinde yaşarken büyük çoğunluğun yoksulluk çekmesi toplumsal psikolojiyi bozuyor. İntiharlar bunun için arttı, uyuşturucu kullanımı had safhaya ulaştı, insanlar çaresiz, insanlar perişan, insanlar umutsuz… Nasıl korusunlar bu şartlarda sağlıklarını…”
Evrensel'i Takip Et