19 Şubat 2025 01:41

Yeni DDK düzenlemesi ile ne yapılmak isteniyor?

Bu düzenleme, bütün yetkileri elinde toplayan tek adam düzeninin bir ürünü. Tek adam iktidarının muhalif sesleri bastırmak için uyguladığı sindirme stratejilerinden en yenisi.

Yeni DDK düzenlemesi ile ne yapılmak isteniyor?

İllustrasyon: Pixabay

Ecenaz YILMAZ

Galatasaray Üniversitesi

Devlet Denetleme Kurulu (DDK), cumhurbaşkanlığına bağlı olarak çalışan, yönetim işlerinin hukuka uygun, düzenli ve verimli bir şekilde yürütülmesi amacıyla kurulmuş bir denetim kurumudur. Üyelerini cumhurbaşkanının atadığı DDK; kurum ve kuruluşları denetliyor, işlemleri denetliyor ve bir rapor hazırlayıp cumhurbaşkanlığına sunuyordu. 2017 Anayasa değişikliğiyle birlikte, DDK’nın yetkisi zaten genişletilmişti. Geçtiğimiz haftalarda ise TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan son düzenlemeyle birlikte, kurulun sahip olduğu yetki daha fazla genişletilmiş oldu. Artık DDK, görev alanının içerisindeki bütün kamu kurum ve kuruluşlarını denetleyebilecek ve incelemeyi yapan kurul üyesi, bunları görevden uzaklaştırabilecek. Yani odalar, bakanlıklar ve belediyelerdeki her rütbeden kamu çalışanları, DDK’nın görevden uzaklaştırma emrine tabi. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) daha önce bunu cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenleyemezsin dediği ve iptal ettiği, bu defa kanunla düzenlenerek önümüze getirilmiş oldu.

KAYYUM ATAMAK ARTIK ÇOK DAHA BASİT

Açıkça anayasaya ve anayasanın ruhuna aykırı olan bu düzenlemeyle cumhurbaşkanı; herhangi bir yargı kararına ihtiyaç duymaksızın, verdiği emir ve talimatlarla uygun görmediği, “beğenmediği” görevlileri DDK aracılığıyla keyfi olarak görevinden uzaklaştırabilecek.

Mevzubahis düzenlemenin ne anayasayla ne AYM ile ne hukuk devleti ilkesi ile ne de demokrasiyle uzaktan yakından bir ilgisi yok. Esas olarak DDK’nın kanunla belirlenmiş, çok sınırlı ve istisnai olan bir vesayet yetkisi var. Ancak bu düzenlemeyle, tıpkı bir yargı kurumu gibi yetkilendirilmiş hale getiriliyor. Yani yetkiler tek elde, sarayda birleştiriliyor.

Bu düzenleme, bütün yetkileri elinde toplayan tek adam düzeninin bir ürünü. Aynı zamanda bu düzenleme, tek adam iktidarının muhalif sesleri bastırmak için uyguladığı sindirme stratejilerinden sadece bir tanesi. Dört bir yandan gözaltılarla, tutuklamalarla, grev yasaklarıyla ve gerek üniversitelere-gerek belediyelere atanan kayyumlarla yaratılan baskı; daha da şiddetli hale getiriliyor. Örneğin; bir öğretim elemanının görevine devam etmesi, artık tek adamın iki dudağının arasından çıkan bir cümleye bağlı.

Zaten günümüzde bu düzenlemeye ihtiyaç duyulmaksızın da hukuksuzca atanan kayyumlar vesilesiyle, seçmen iradesi hiçe sayılmaktaydı. Bununla birlikte ise, DDK’ye tanınan yeni yetki, kayyum atama işini “yasal” kılıfa sokarak çok daha basit hale getiriyor. Ancak, bu yetkinin belediye başkanlarını görevden alma gayesiyle kullanılması açıkça anayasa aykırı. Bu nedenle muhalefet, DDK düzenlemesini AYM’ye taşıdı ama tabii ki kanun, AYM kararı açıklanana kadar yürürlükte olacak.

Özetle, ancak ve ancak yargı organlarının verebileceği bir kararın bu düzenlemeyle nasıl kötüye kullanılabileceği aşikâr. İktidarın amacı, mevcut iktidarın sürekliliğini sağlamak. İktidar, bu amacına ulaşabilmek için idari ve yargı süreçlerini beklemeden siyasete doğrudan müdahale edebilmek ve kitle örgütlerini baskı altına alıp en ufak bir demokratik sesin bile duyulmamasını sağlamak istiyor. Bunun için de kanun ve kararname gibi düzenlemeler çıkarılıyor. Bu sebeple, belediyelerden meslek örgütlerine, tüm muhalefet tehdit altında bulunuyor. Bu tehditten Türkiye gençliği azade değil elbet. Üniversitelerimizde, iş yerlerimizde ve mahallelerimizdeyken biz de bu otoriter rejimden nasibimizi alıyoruz. Dolayısıyla; adeta bir ferman olan DDK eliyle sarayın “saltanatı” iyice kuvvetlendirilirken bize de bir görev düşüyor: Tek ses olup birlikte mücadele etmek.

Evrensel'i Takip Et