19 Şubat 2025 02:25

Geleceğimizi patronların değil, birliğimizin gücüne bırakalım

Liseliler MESEM, dini ve niteliksiz eğitim, pis sınıflar gibi sorunların karşısında daha iyi koşulları talep etmek için sesini yükseltmeli, gücünü birliğinden almalıdır.

Geleceğimizi patronların değil, birliğimizin gücüne bırakalım

Fotoğraf: DHA

Ceren ve Evrim

Yenimahalle/Ankara

Liselerde yeni dönem başladı. Dönem yeniyken değişmeyen şey ise öğrenci ve işçi gençliğin boğazını sıkan kemer oldu. Tek adam iktidarının 12. Kalkınma Planı ve Orta Vadeli Program ile başlatıp Kamuda Tasarruf Paketi ile sürdürdüğü, yoksulluk sınırının altında yaşayan halka tasarruf edin deyip patronları palazlandırmayı hedefleyen politikaların bir sonucu olarak eğitime ayrılan bütçe de kısıtlandı. Bunun sonucunda, okullarda hijyen koşullarının kötüleştiği, velilerin sınıfları temizlediği, pahalı kantinler karşısında harçlık yetiremeyen öğrencilerin kendi yemeklerini getirdiği bir tablo ortaya çıktı. İktidarın çeşitli programlarla, müfredatı değiştirerek öğrencileri bilimsellikten uzak, niteliksiz, dogmatik bir eğitim sistemine mahkûm etmesi de cabası.

LİSELİLERİN SORUNLARI

Dönem daha yeni başlamışken Yenimahalle’de Şehit Mehmet Şengül Mesleki ve Teknik Lisesindeki öğrencilerle konuştuk. Bu lise hem MESEM’li hem de okulda meslek eğitimi alan öğrenciler barındırıyor. MESEM’li olmayan öğrencilere okulun durumunu sorduğumuzda, temizliğin yeterince sık yapılmadığından, kantindeki yemekler pahalı olduğu için kendi yemeklerini getirdiklerinden veya mecbur kantinden yediklerinden bahsettiler. Bu öğrencilerin çoğunun üniversiteye gidip iyi kazandıran bir meslek edinme hayalleri var fakat yaşadıkları gerçeklik, bu öğrencilere eğitimine ulaşımı oldukça uzak ve zor kılıyor. Aldıkları derslerin ve MEB kitaplarının içeriğinin ne kadar niteliksiz ve yetersiz olduğundan şikayetçiler. Üniversite kazanma hedeflerini gerçekleştirebilmek için alternatif olarak gördükleri dershanelere binlerce lira vermek zorunda kalıyorlar. Dershaneye gidemeyen öğrencinin el mahkûm tercih ettiği MEB destekleme ve yetiştirme kurslarının kendisi de yetersiz kalıyor. Buna ek olarak, sözde seçmeli olan derslerinin çoğunun dini içerikli olmasından yakınıyorlar.

MESEM CENDERESİNDEN MANZARALAR

MESEM’li öğrencilere durumu sorduğumuzda ise daha farklı cevaplarla karşılaşıyoruz. Son yıllarda derinleşen ve yaygınlaşan yoksullukla beraber aile geçimine katkı sağlayabilmek için çalışmak zorunda kalarak MESEM cenderesine sıkıştırılmış çocuklar çalışma koşullarından bahsediyorlar. Haftanın 6 günü çalışıp aynı zamanda okula geliyorlar. Bazı MESEM’liler gece işe gidip dinlenmeye fırsat bulamadan doğrudan okula geliyorlar. Hatta o kadar gece ve gündüzleri yok ki bazıları için okul işten uzaklaştıkları bir durak haline gelmiş durumda. Aldıkları ücretler çalıştıkları iş yeri ve bölüme göre değişiyor. Aşağı yukarı aynı süre çalışan MESEM’liden birisi 17 bin aldığını söylerken yanındaki arkadaşı ise 10 bin aldığını ve yetmediğini belirtiyor. İkisi de mecburen mesaiye kalırken yalnızca birisi mesai ücreti alıyor ve patronun insafına kaldıklarını söylüyorlar. İş kazalarından bahsetmeye başladığımız anda ise kendi geçirdikleri iş kazalarından veya iş yerlerinde başka bir MESEM’li arkadaşlarının geçirdiği kazalardan bahsediyorlar.

Ancak bu karanlık tabloya rağmen öğrenciler ve işçi gençlik, geleceklerini ellerine almak, daha iyi bir eğitim ve yaşam koşulları talep etmek için bir araya gelerek sesini yükseltmeli, gücünü birliğinden almalıdır. İş yerlerinde değil okullarda bilimsel ve nitelikli mesleki eğitim ve MESEM sömürü programının iptali talebi etrafında sıra arkadaşıyla sınıflarda, okullarda, semtlerde birleşerek yarınını bugünden kurtarmalı ve kurmalıdır.

Evrensel'i Takip Et