YKS zamları eğitimde eşitsizliği körüklüyor!
Kurslar, ek kaynaklar, denemeler derken cebimizdeki son kuruşu da sınava girebilmek için ÖSYM’ye yatırıyoruz.

Fotoğraf: Milli Eğitim Bakanlığı
Rezzan ETİKE ve Irmak TİMUR
Eskişehir Teknik Üniversitesi
ÖSYM geçtiğimiz günlerde 2025 YKS sınav ücretlerini açıkladı. 2025 YKS başvuru ücreti geçen yılki 295 TL’ye oranla yüzde 52 artarak oturum başına 450 TL oldu. Tüm oturumlara girmek isteyen bir öğrencinin toplamda ödeyeceği ücret ise 1350 TL. Asgari ücretle geçinen bir ailede üniversite sınavının üç oturumuna da girecek bir öğrenci için ayırması gereken bütçe, asgari ücretin %6,11’ini oluşturuyor. Bu fahiş fiyatı belirlerken, bugünün ekonomik koşullarını da göz önünde bulundurarak, artışın arkasındaki gerekçelerin yeterince şeffaf olup olmadığı da tartışılır nitelikte.
Bunun üzerine tabii sınava hazırlanmanın masrafı var. Kurslar, ek kaynaklar, denemeler derken cebimizdeki son kuruşu da sınava girebilmek için ÖSYM’ye yatırıyoruz. Tüm bu etmenler zaten ücretsiz olması gereken eğitimin, her geçen gün bize daha uzak bir lütuf haline gelmesine neden oluyor. Sınav sürecinde yaşadıkları problemleri, bu yıl sınava girecek olan iki arkadaşımızla konuştuk.
Sınav giriş ücretleri bu yıl sınav başına 450 TL olarak belirlendi. Bu ücret hakkında ne düşünüyorsunuz?
Uğur: “Bu kadar pahalı olmamalı. Çok fazla kişinin katıldığı bir sınav sonuçta. Hatta gençlerin geleceğini belirleyen bir sınav olduğu için ücretsiz olmalı. Ama 450 TL gibi bir miktar herkesin sağlayamayacağı ve aşırı fazla olan bir ücret bence.”
Kübra: “Herkesin ödeyebileceğini hesaba katarak standart bir ücret olmalı. Öğrenciler uzun süredir bu sınav sistemine hâkim, ücreti yükseltmek yerine sınavın düzeyi bağlamında değişiklikler yapılmalı.”
Sınav ücretleri nasıl belirlenmeli?
Uğur: “Bence sınav ücretleri her öğrencinin aylık, yıllık geliri veya ailelerin gelirleri hesaplanarak açlık sınırı da göz önünde bulundurularak belirlenmeli.”
Kübra: “Sınav ücrete tabi tutulmamalı.”
Sınav ücretlerini ödemekte zorlanan yakınlarınız var mı?
Uğur: “Benim annem öğretmen. Ve okullarında bu ücreti karşılayamayan öğrenciler oluyor. Öğretmenleri yardımıyla karşılanıyor ve herkeste yardım etmeyebilir bazı öğrencilerin bunu karşılayacak gücü olmuyor.”
Sizce üniversiteye giriş süreci adil mi, herkesin eşit şansa sahip olduğunu düşünüyor musunuz?
Uğur: “Hayır, adil değil. Ütü masasının üzerinde ders çalışan bir öğrenciyle dershaneye giden, özel dersler alan ve ek kaynaklara sahip olan öğrenci maalesef bir değil.”
Kübra: “Yapılan sınav sisteminde düşük gelirli ailelerdeki öğrenciler bu sınava katılamazken, yüksek gelire sahip ailelerin çocukları öylesine bile girebiliyor. Zaten sonucu ne olursa olsun bu sistemde yer edinebileceklerinin farkındalar.”
Özel dersler, kurslar veya ek kaynaklara erişimi olmayan öğrenciler için sınav süreci sizce ne kadar zorlayıcı?
Uğur: “Kendi imkânlarıyla bir şeyler yapmaya çalışıyorlar, devletin dağıttığı birtakım ücretsiz kaynak, kitaplar veya ders kitaplarından yararlanmakla sınırlı kalıyorlar. Düşük gelirli ailelerin çocukları, ailelerinden bir mal varlığı kalmayacağı bilincine sahip oldukları için bu sınav onların çıkış kapısı haline geliyor.”
Kübra: “Sınavın sonuna kadar, sınavın zorluk derecesi bir muamma olduğu için bu süreçteki harcamalar aileler tarafından gereksiz olarak algılanabiliyor. Bu durumda öğrenci sadece maddi olarak değil psikolojik olarak da yıpranabiliyor.”
EĞİTİM BİR META OLMAMALI
Günümüzde eğitim sistemi, sadece kâr peşinde koşan bir endüstriye dönüşmekle kalmamış, aynı zamanda eğitimin kendisi de bir meta haline gelmiştir. Eğitim, bir bilgi ve beceri kazanım süreci olmaktan çıkmış, giderek daha fazla “satın alınabilir” bir hizmet olarak algılanmaya mahkûm edilmiştir. Sistemin tüm gücüyle bizlere saldırdığı bu dönemde, gençlik olarak bize düşense geleceğimizi belirleyen konularda söz hakkına sahip olduğumuzu her defasında haykırmak, dayanışmayı büyütmek ve taleplerimizi mücadelemizle birleştirmeyi unutmamaktır.
Evrensel'i Takip Et