27 Şubat 2025 20:12

Abdullah Öcalan'ın mesajı: Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir

İmralı'da Abdullah Öcalan ile görüşen DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan'ın da aralarında bulunduğu 7 kişilik heyet Öcalan'ın mesajını açıkladı.

DEM Parti İmralı heyeti bugün üçüncü kez İmralı Cezaevi’nde tutuklu bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüştü. Görüşmeyi tamamlayan imralı heyeti üyeleri Ahmet Türk, Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder, Tülay Hatimoğulları, Tuncer Bakırhan, Cengiz Çiçek ve Faik Özgür Erol, Abdullah Öcalan'ın mesajını Elit World Otel'deki basın toplantısında açıkladı.

Öcalan, mesajında "Sayın Devlet Bahçeli'nin yaptığı çağrı, Sayın Cumhurbaşkanın ortaya koyduğu iradeyle diğer siyasi partilerin malum çağrıya dönük olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu iklimde silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihi sorumluluğunu üstleniyorum. Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir. Ortak yaşama inanan ve çağrıma kulak veren tüm kesimlere selamlarımı iletirim" dedi. Sırrı Süreyya Önder de Öcalan'ın görüşmenin sonunda heyete aktardığı notu aktardı. Notta "Bu perspektifi ortaya koyarken şüphesiz silahların bırakılması ve PKK'nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir" deniliyor.

Açıklamaya demokratik kitle örgütleri, DEM Parti Milletvekillleri ve Belediye Eş Başkanları, Barış Anneleri ve 300’den fazla gazeteci ve 140 basın kurumu katıldı. Salonda "Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı" yazısı Kürtçe, Türkçe ve İngilizce olmak üzere üç dilde yansıtıldı. Abdullah Öcalan'ın mesajı yazılı olarak açıklandı. Açıklamanın Kürtçesini Ahmet Türk, Türkçesini Pervin Buldan okudu. Ayrıca görüşmeden fotoğraf da paylaşıldı.

DEM Parti İmralı heyetinin Abdullah Öcalan ile görüşmesi

DEM Parti İmralı heyetinin Abdullah Öcalan ile görüşmesinin fotoğrafı basınla paylaşıldı.

Önder: Kışın bitip baharın geleceği şu günlerde umudu yeşertmeye gittik

Açıklamada ilk sözü alan Sırrı Süreyya Önder, "Kışın bitip baharın geleceği şu günlerde umudu yeşertmeye gittik" dedi.

Önder, "Cezaevlerindeki arkadaşlarımız da bizi izliyorlar. Onları da selamlıyoruz. Cumartesi Anneleri de burada, aydınlar, sanatçılar ama en çok barış akademisyenleri, bilim emekçileri. Bu barışta sizin payınız yadsınamaz, ebedi şükranlarımızı kabul etmenizi diliyoruz. Gar'da, Suruç'ta barış için toprağın altına giren kardeşlerimizi minnetle selamlıyoruz. Sizin hatıranızadır bu barış. Bu ülkenin bütün evlatları, bu anlamsız süreçte hayatını kaybeden askeri, polisi ayırt etmeden saygıyla, sevgiyle selamlıyoruz. Bir daha böyle günler görmemeyi diliyoruz. Bunun sözünü veriyoruz onlara da" diye konuştu.

Dem heyeti

Fotoğraf: Dilan Temiz/Evrensel

Önce mesajın Kürtçesi okundu

Sırrı Süreyya Önder'in ardından Ahmet Türk, Öcalan'ın mesajının Kürtçesini okudu. Daha sonra Pervin Buldan mesajın Türkçesini okudu. Buldan "Sayın Önder, bu zeminin hazırlanmasında emeği geçen parti liderlerine teşekkür etti. Ben de aynı teşekkürü hem Sayın Cumhurbaşkanı'na hem Sayın Bahçeli'ye hem de diğer liderlere yapıyorum. Ama bu zeminin hazırlanmasında büyük emeği geçen Sayın Öcalan'a da ayrıca teşekkür ediyorum" dedi.

Öcalan'ın mesajı: "Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir"

Abdullah Öcalan'ın mesajı şöyle:

"PKK; tarihin en yoğun şiddet yüzyılı olan 20. asrı, iki dünya savaşı, reel-sosyalizm ve dünya genelinde yaşanan soğuk savaş ortamları, Kürt realitesinin inkarı, başta ifade olmak üzere özgürlükler konusunda yasaklardan kaynaklı oluşan zeminde doğmuştur.

Teori, program, strateji ve taktik olarak yüzyılın reel-sosyalist sistem gerçeğinin ağır etkisinde kalmıştır. 1990’larda reel-sosyalizmin iç nedenlerle çöküşü ve ülkede kimlik inkarının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler, PKK’nin anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara yol açmıştır. Dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır.

Kürt-Türk ilişkileri; 1000 yılı aşan tarihler boyunca Türkler ve Kürtler, varlıklarını sürdürmek ve hegemonik güçlere karşı ayakta kalmak için gönüllülük yönü ağır basan, hep bir ittifak içinde kalmayı zorunlu görmüşlerdir.

Kapitalist modernitenin son 200 yılı, bu ittifakı parçalamayı esas gaye edinmiştir. Etkilenen güçler, sınıf temelleriyle birlikte buna hizmeti esas bellemişlerdir. Cumhuriyetin tek tipçi yorumlarıyla birlikte bu süreç hızlanmıştır. Günümüzde çok kırılgan hâl alan tarihsel ilişkiyi, kardeşlik ruhu içinde inançları da göz ardı etmeden yeniden düzenlemek esas görevdir.

Demokratik toplum ihtiyacı kaçınılmazdır. Cumhuriyet tarihinin en uzun ve kapsamlı isyan ve şiddet hareketi olan PKK’nin; güç ve taban bulması, demokratik siyaset kanallarının kapalı olmasından kaynaklanmıştır.

Aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu olan; ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır.

Kimliklere saygı, kendilerini özgürce ifade edip, demokratik anlamda örgütlenmeleri, her kesimin kendilerine esas aldıkları sosyo-ekonomik ve siyasal yapılanmaları ancak demokratik toplum ve siyasal alanın mevcudiyetiyle mümkündür.

Cumhuriyetin ikinci yüzyılı ancak demokrasiyle taçlandırıldığında kalıcı ve kardeşçe bir sürekliliğe sahip olabilecektir. Sistem arayışları ve gerçekleştirmeler için demokrasi dışı bir yol yoktur. Olamaz. Demokratik uzlaşma temel yöntemdir.

Barış ve demokratik toplum döneminin dili de gerçekliğe uygun geliştirilmek durumundadır.

Sayın Devlet Bahçeli'nin yaptığı çağrı, Sayın Cumhurbaşkanın ortaya koyduğu iradeyle diğer siyasi partilerin malum çağrıya dönük olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu iklimde silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihi sorumluluğunu üstleniyorum. 

Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir. 

Ortak yaşama inanan ve çağrıma kulak veren tüm kesimlere selamlarımı iletirim."

Öcalan'ın notu da paylaşıldı: "Demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir"

Sırrı Süreyya Önder, Abdullah Öcalan'ın dört saatlik görüşmenin sonunda heyetle paylaştığı notu da aktardı. Not şöyle: "Bu perspektifi ortaya koyarken şüphesiz silahların bırakılması ve PKK'nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir."


İmralı'ya 7 kişilik heyet gitti

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi'ndeki 3'üncü görüşmeye Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder ve Ahmet Türk'ün yanı sıra DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile DEM Parti Milletvekili Cengiz Çiçek ve Asrın Hukuk Bürosu avukatı Faik Özgür Erol da yer aldı. İlk görüşmede Buldan, Önder ve Türk bulunurken ikinci görüşmede Ahmet Türk yer almamıştı. Açıklama, Diyarbakır, Van ve Rojava'da kent meydanlarından takip edildi.

Neler yaşandı?

Sürece dair tartışmalar, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 1 Ekim'de Meclis açılışında DEM Parti grubuyla tokalaşmasıyla başlamış, 22 Ekim'de yaptığı konuşmada Abdullah Öcalan'a "Şayet tecridi kaldırılırsa gelsin TBMM'de DEM Parti grup toplantısında konuşsun. Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın. Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse, 'umut hakkı'nın kullanımıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın" çağrısını yapmasıyla yoğunlaşmıştı.

Bahçeli'nin bu çıkışından 1 gün sonra, 23 Ekim'de 43 aydır tecritte olan Abdullah Öcalan, yeğeni DEM Parti Milletvekili Ömer Öcalan ile görüşmüştü. Aynı gün Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ’nin (TUSAŞ) Ankara Kahramankazan tesisine PKK tarafından saldırı düzenlenmiş ve 5 kişi hayatını kaybetmişti. Öcalan gönderdiği ilk mesajda “Tecrit devam ediyor. Koşullar oluşursa bu süreci çatışma ve şiddet zemininden hukuki ve siyasi zemine çekecek teorik ve pratik güce sahibim” demişti. DEM Parti İmralı heyetinin önceki görüşmeleri ise 28 Aralık ve 22 Ocak’ta gerçekleşmişti.

Ekim ayı sonunda "kent uzlaşısı" ile CHP'den Esenyurt Belediye Başkanı seçilen Ahmet Özer tutuklanmış ve yerine kayyım atanmıştı. Kayyım atamaları ve "kent uzlaşısı" operasyonları sonrasında da devam etti. HDK çalışmalarında adı geçtiği iddiasıyla aralarında siyasetçi, gazeteci ve sanatçıların da olduğu 30 kişi tutuklandı.

31 Mart sonrası sırasıyla Hakkari, Esenyurt, Mardin, Batman, Halfeti, Dersim, Ovacık, Bahçesaray, Akdeniz, Siirt, Van ve Kağızman belediyelerine kayyım atandı. Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat da "suç örgütüne üye olma", "ihaleye fesat karıştırma" ve "haksız mal edinme" gibi suçlamalarla tutuklandı ancak yerine Belediye Meclis Üyesi Ömer Rasim Şişman vekil seçildi. (Politika Servisi)

Evrensel'i Takip Et