Karaca, Basın-iş iş yeri temsilcileriyle bir araya geldi: Nasıl örgütlendiğimizi hatırlamalı ve yenilerini yaratmalıyız
EMEP Milletvekili Sevda Karaca, İzmir’de Basın-İş Sendikası İş yeri Temsilcileri ile bir araya geldi: “Kampanyanın büyümesinin tek dayanağı isçilerin örgütlenmesi”

Fotoğraf: Evrensel
İzmir — Emek Partisi Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Sevda Karaca, “Barajsız Sendika, Yasaksız Grev, Güvenceli İş” kampanyası çerçevesinde Basın-İş Sendikasında Sendikanın Merkez ve İzmir Şube yöneticileri ve iş yeri temsilcileri ile bir araya geldi.
Yapılan toplantıda, “Yüzde 85'i patronlardan oluşan bir meclis ortamında isçileri donatacak, örgütleyecek ve güçlendirecek ve sadece sendikalaşması açısından değil siyasete müdahalesi açısından da bir sürü̈ kanal yaratacak bir kampanyanın, ‘hadi size bir kanun teklifi getirdik bunu görüşelim’ diyerek oranın bir gündemi haline gelmeyeceğinin farkındayız” diyen Karaca, Meclisin gündem yapmasının tek koşullunun işçi sınıfının kampanyanın taleplerinin arkasında durma ve bunun sendikalardan yöre derneklerine, mahalle gruplarından işyerlerine değin peşini bırakmayacağını gösterdiği bir mücadelenin parçası olmakla ilgili olduğunu dile getirdi.
Bütün bir çalışma yaşamına ilişkin kanunu sermayenin bugün tek bir maddeye, 'patronun keyfi her şeyden üstündür’ biçiminde indirgemeye çalıştığını vurgulayan Karaca, “Özellikle mücadeleci sendikaların ve sendikacıların onlarla birlikte yol yürüyen, işçilerin bu süreçte gerçekten bu işin ucundan tutmasını en önemli koşul olarak görüyoruz. Bu kampanya Emek Partisinin değil işçi sınıfının olsun istiyoruz” dedi.
Ardından söz alan işyeri temsilcilerinden Amcor Baştemsilcisi Süleyman Güloğlu, dertlerin ortak olduğunu ifade ederek, “Bir ülkede işveren sendikası niye var anlamam. Sendika dediğimiz şeyin sadece işçiye ait olması lazım. İşveren sendikasının olduğu bir yerde milletvekillerinin de sizin anlattığınız şekilde olduğu bir yerde sıkıntı büyük. Ama ben yukarı kızmayı bıraktım çünkü kendimizin aslında başta sorgulayıp kendimizin hesap sorar tarza gelmemiz lazım. Sesimizi çıkarttığımız bir tek 1 Mayıslar kaldı. Farklı direnişler arada oluyor ama genel anlamda yok. Bunu da particilik vesaireyi bir kenara bırakıp konu iş ekmek olduğunda tek bir hedefe girmek gerekiyor. İşçilerin bunu yapabilecek gücü var. O yüzden başlattığınız kampanya gerçekten güzel. Umarım bu sefer olur. Elimizden gelen neyse Basın İş olarak hazırız” dedi.
Fotoğraf: Evrensel
"İşçinin işçiyi örgütlemesi ile sendika var oldu"
Basın-İş Sendikası Denetleme Kurulu Üyesi ve Amcor işçisi Raşit Ekin de “Birleşik hareket fiili olarak eyleme dökülmediği sürece bir şey olmadığını süreç bize sürekli gösterdi. Aslında İzmir Organize işçileri olarak farklı işkollarından farklı konfederasyonlardan örgütlü örgütsüz işçilerin bir araya geldiği ama sorunları iyi bildiği için ve çözümün nasıl olacağını daha iyi bildiği için örgütlü işçilerin öncülük yaptığı iki kurultay yaptık. Sonucunda çok sayıda fabrika örgütlendi. Direniş yapıldı. Bunu işçiler kendi yaptı” dedi.
İşçinin işçiyi örgütlemesi ile sendikanın var olduğunu ifade eden Ekin, “Ama sonrasında devam ettirmedik. Farklı bir sendikanın direnişine fabrika olarak gittiğimizi biliyorum. Metalde çalışırken grevimiz yasaklandı geceleyin. En büyük destekçimiz Basın İş’ti. Sendikacı ve işçiler geldi fabrikanın önüne. Bunu geliştirmek lazım. Bu örgütlü işçilerin yol açması ile olabilir. Mücadele çalışma şeklinin de geliştiriyor. Sendikalar artık birlikte çalışmak zorunda” dedi.
Etapak işçisi ve Basın İş İzmir Şube Denetleme Kurulu Üyesi Behçet Özkan, belediyelerin kurdukları iftar çadırlarında farklı kesimlerden işçilerin bir araya geldiğini dile getirerek, “Buralarda çalışmalar yapılabilir. İşçilerin çoğu geliyor. Stant açmak, broşür dağıtmak olabilir. Bol bol anlatmak gerekli. En etkilisi geçmişte yapılmış işçi kurultayları olur. Ücret zamları gerçekten çok düşük. Sendikanın s’sinin telaffuz edilmeyeceği yerlerde insanlar sendikayı telaffuz etmeye başladı” dedi.
Şube Başkanı İlhan Karabağ, örgütlenme yaparken zorlandıklarını ifade ederek, “Buluşmak için bile birçok defa telefonlaşıyoruz. Örgütlü işyerlerinde daha kolay yapılabilir. Bir işyeri 3-4 işkolunda birden çıkıyor. Hep para konusu gündeme geliyor ve buradan buluşabiliyoruz işçi ile” dedi. Toplantıda ayrıca işyerlerinin çoğunun gençleştiği, 15-20 yıl önceki işçi kültürünün olmadığı kolay para kazanma yöntemlerine eğilim olduğu ifade edilerek, genç nesle deneyim ve tecrübeleri aktarmanın yol ve yöntemlerinin bulunması ve kanallarının açılmasının gerekliliği vurgulandı.
“Kampanyanın büyümesinin tek dayanağı işçilerin örgütlenmesi”
EMEP Merkez Yöneticisi Gürsoy Turan, kampanyanın büyümesinin tek dayanağının işçilerin örgütlenmesi olduğunu vurgulayarak, kampanyayı kimin örgütlediğinden ziyade taleplerine bakılması gerektiğini dile getirdi. Turan, “Ne istiyoruz; sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılsın. Bir tane işyerinde çoğunluk sağladığımız, yetki başvurusunu yaptığımız zaman patron itiraz etse bile bu toplu sözleşme hakkımızı ortadan kaldırmasın. Sendikalaşmanın başladığı yerde toplu sözleşme süreci bitene kadar herhangi bir nedenle işçi atılması yasaklansın. Çünkü işçilerin örgütlenmesinin önündeki en önemli engel işten atılma kaygısı. Sendikalar işçiye sormadan toplu sözleşme imzalayamasın gibi çokça talep var. Bu talepler kimlerin talepleri dediğimiz zaman bu bütün işkollarından, bütün konfederasyonlardan, bütün sendikalı sendikasız işçilerin ortak talebi deyince bunu kim örgütleyecek bu kampanyayı da biz örgütleyeceğiz diyebilirsek olur” dedi.
“Çiğli organizede 500 fabrikadan 10-15’i örgütlü”
Çiğli Organize’de 500’ün üzerinde fabrika olmasına rağmen ancak 10-15 sendikalı işyeri bulunduğunu ifade eden Turan, “Eğer yeni yerler örgütleyemez, sendikalaştıramazsak sizi de sendikalı çalıştırmayacaklar. Dolayısıyla yeni bir işyeri örgütlerken buradaki işçilere yardım ediyoruz değil sadece. Bir sınıf olduğumuzu düşünürsek aslında kendi örgütümüzü korumak için de onları örgütlememiz lazım” dedi. Türkiye sermayesinin ayırt edici özelliğinin bağımlı bir kapitalizm olması olduğunu dile getiren Turan, “Dolayısıyla Türkiye sermayesinin sermaye biriktirmesinin tek yolu artı değer sömürüsü. Bugün Şimşek programı, bütün politika işçinin emeğini ucuza çalıştırmak ve buradan sermaye birikimi arttırmak. Daha önce Derviş programı vardı. Sorumluluğumuz sadece kendi işyerlerimizde değil. Sınıf mücadelesinin en az 250 yıllık tarihi var. 200 yıl önce kazandığımız haklar şimdi budanıyor, geri alınıyor. Kampanya sürecini işçilerin bir örgütlenme hamlesi olarak örgütlememiz lazım” dedi.
“Herkes kendi iş yerine gömülürse iş bize kadar sıçrayacaktır”
Basın İş Genel Merkez Yöneticisi Yusuf Yörükler de “İşçiler için örgütlenme dediğimiz şey birbirimiz için çalışmak. Burada 30’a yakın işkolu var. Ama hepimiz birbirimizin işini yapıyoruz. Ben baskı işkolundayım mürekkep kimya işkoluna bağlı işçiden geliyor. Baraj ve işkolundan bağımsız bir sınıf mücadelesi vermek gerekiyor. Kurultay diye bahsettiğimiz şey de konfederasyondan, işkolundan bağımsız bir şeylerin yapılması. Herkes TİS’ini yapıp kendi işyerine gömüldüğü andan itibaren bu iş bize kadar sıçrayacaktır. Şu anda sermaye aldığımız ücretin yükselmemesi için elinden gelen her şeyi yapıyor. Asgari ücrete yüzde 30 ev kiralarına yüzde 65 zam yapıldı. Sendikalı işyerleri kelaynak kuşu gibi kaldı. 19 milyonda 2 milyon örgütlü, sözleşme yapan daha az” dedi.
Türkiye’nin ILO sözleşmelerinin altında imzasının olduğunu hatırlatan Yörükler, “Ama 150 tane arkadaş benim gözümün önünde işten atıldı. Bir işyerinde 12 şirket kurulmuş. 2-3 yıl bekletemezsiniz bir işçiyi örgütlenmek için. Geldiğimiz noktada birlikte mücadele etmekten başka bir çaremiz yok. Bir yasa tasarısı olacaksa neler yapacağımızı zaten hep beraber konuşmalıyız. Doğru yöntem ve yolla yapmalıyız. Bu bütün işçilerin talebi olması gerekiyor. Bu işe nereden başlarsak bizim için hayırlı olur diye düşünüyorum. Bu sürecin içerisinde de işkolundan bağımsız birlikte mücadele vermemiz gerekiyor” dedi. (Evrensel)
Evrensel'i Takip Et