27 Şubat 2025 16:22

EMEP: 'Darbe istismarcısı iktidara karşı mücadelemiz sürecek'

Emek Partisi 28 Şubat 1997 darbesinin yıldönümünde yayımladığı açıklamada, "28 Şubat'ta darbe ile mücadele ettik, bugün de darbe istismarcısı iktidara karşı mücadele ediyoruz" ifadelerine yer verdi.

EMEP: 'Darbe istismarcısı iktidara karşı mücadelemiz sürecek'

Fotoğraf: Emek Partisi

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, 28 Şubat 1997 darbesinin yıldönümü nedeniyle yazılı açıklama yayımladı.

28 Şubat'ın askerin doğrudan yönetime el koyduğu darbelerden farklı olarak başka araçlar devreye sokularak gerçekleştirildiğini, sürecin Erbakan’ı koltuğundan devirdiğini ve Erbakan’ın öğrencisi Recep Tayyip Erdoğan’a iktidar yolunu açtığını hatırlatan Seyit Aslan, ‘Tek adam’ iktidarının da 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından devleti birlikte yönettiği Gülen Cemaati’ne karşı savaş açtığını, ancak bugün, Gülen Cemaati kadrolarının dinlemeleriyle oluşturulan tapelerle 18 Şubat'ta aralarında gazeteci, siyasetçi ve aydınların da olduğu 30 kişiye soruşturma açtığını ve hapis cezaları yağdırdığını ifade etti. Erdoğan’ın tüm bunlara rağmen ‘darbe anayasası’ ile mücadele söylemiyle kendi iktidarını pekiştirmeye yönelik yeni bir anayasaya meşruluk kazandırmaya çalıştığını belirten Aslan "Muhalefeti sindirmek ve kendisine karşı güç birliği imkanlarına yönelik gözdağı vermek için her türlü pervasızlığa başvuran bir iktidarın darbe ile mücadelede söz etmesi tam bir riyakarlıktır, demagojidir, yalandır. 28 Şubat sürecinde darbeye karşı açık tutum alan partimiz, bugün de, darbe dönemi uygulamalarıyla ülkeyi yöneten AKP iktidarını tarihin çöplüğüne göndermek için mücadele etmektedir." dedi.

'Darbe istismarcısı iktidara karşı mücadelemiz sürecek'

Seyit Aslan'ın "28 Şubat'ta darbe ile mücadele ettik, bugün de darbe istismarcısı iktidara karşı mücadele ediyoruz!" başlığı ile yayımladığı açıklamanın tamamı şöyle:

"28 Şubat 1997 tarihli MGK toplantısının ardından yayımlanan bildiride ifadesini bulan süreç, dönemin başbakanı Necmettin Erbakan’ın istifasına ve REFAHYOL Hükûmetinin dağılmasına yol açmıştı. Daha önce askerlerin doğrudan yönetime el koyduğu darbelerle gerçekleştirilen siyasal sonuçlar, bu kez, başka araçlar devreye sokularak gerçekleştirilmiş, bu özelliği nedeniyle bu müdahaleye ilişkin, “postmodern darbe” yorumu da yapılmıştır.

'Erdoğan’a iktidar yolunu açtı'

28 Şubat’ta Erbakan’ı koltuğundan deviren süreç, Erbakan’ın öğrencisi Recep Tayyip Erdoğan’a da iktidar yolunu açmıştı.

Toplumda askeri darbelere karşı oluşan tepkiyi kendi iktidarını pekiştirmek için kullanan Erdoğan, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminin ardından da, darbeye kadar devleti birlikte yönettiği Gülen Cemaati’ne karşı savaş açarken, Gülen Cemaati ise hiçbir ilgisi olmayan barış akademisyenlerini aynı süreçte çıkardığı kararnamelerle üniversitelerden tasfiye ederken, gazete ve televizyonlardan, kültür dergilerine, yayınevlerine kadar uzanan çok geniş bir alana yönelik olarak da adeta darbe yapmıştır.

18 Şubat 2025 günü gerçekleştirilen ev baskınları ile gözaltına alınan 50 kişiden 30'u tutuklandığı, 20 kişi hakkında da ev hapsi ya da yurt dışı çıkış yasağı gibi adli kontrol kararları verildiği soruşturmanın Gülen Cemaati kadrolarının dinlemeleriyle oluşturulan tapelere dayandırılması da, ‘tek adam’ iktidarının kendi iktidarını korumak için pragmatizmden sınır tanımadığını gösteren güncel bir örnek olmuştur.

12 Eylül askeri darbesinin siyasal İslam’ın palazlanmasını destekleyen politikaları Türkiye’ye AKP iktidarına götülen yolu açarken, 28 Şubat müdahalesi de, Erdoğan’ın hocasını iktidardan indirip, onun iktidarına giden taşları döşemiştir.

'Darbe anayasası’ ile mücadele söylemi riyakarlıktır, demagojidir, yalandır

Erdoğan’ın tüm bunlara rağmen ‘darbe anayasası’ ile mücadele söylemiyle, kendi iktidarını pekiştirmeye yönelik yeni bir anayasaya meşruluk kazandırmaya çalışması kabul edilemez.

Ülkeyi darbe dönemi uygulamalarıyla yöneten, işçi ve emekçilerin mücadelesine öncülük eden sendika BİRTEK - SEN’in Genel Başkanı Mehmet Türkmen’i tutuklayan, eylemlerini yasaklayan, 31 Mart yerel seçimlerinin ardından 11 ayda 12 belediyeye kayyım atayarak halkın iradesini gasbeden, muhalefeti sindirmek ve kendisine karşı güç birliği imkanlarına yönelik gözdağı vermek için her türlü pervasızlığa başvuran bir iktidarın darbe ile mücadelede söz etmesi tam bir riyakarlıktır, demagojidir, yalandır.

'AKP iktidarını tarihin çöplüğüne göndermek için mücadele edeceğiz'

28 Şubat sürecinde darbeye karşı açık tutum alan partimiz, bugün de, darbe dönemi uygulamalarıyla ülkeyi yöneten AKP iktidarını tarihin çöplüğüne göndermek için mücadele etmektedir.

İşçi ve emekçilerin, halkların özgürlük taleplerinin, iradelerinin egemen olduğu demokratik bir cumhuriyetin kurulması için mücadele bayrağını hep yukarıda tutacağız!" (Politika Servisi)

Evrensel'i Takip Et