Elazığlı esnaf: ''İş yapamıyoruz, esnafın yüzde 90'ı bankalara borçlu"
Elazığlı esnaf: "Genel anlamda hiç kimse halinden memnun değil. Elazığ'daki esnafın yüzde 90'ı bankalara borçludur."

Fotoğraf: Sıla Kaya/Evrensel
Elazığlı esnaf, vatandaşın alım gücünün düştüğünden ve iş yapamadığını söyleyip borçlu olduklarını belirtti. Devletten faizsiz kredi ve BAĞ-KUR primleri konusunda destek isteyen esnaf, bankaların pos cihazlarından aldıkları komisyonların yüksek olduğunu vurgulayarak, çözüm beklediklerini belirtti. 20 yıldır Elâzığ’da esnaflık yapan Çelebi Daşlık, "Elazığ esnafı genel anlamda hiç kimse halinden memnun değil. Gerçekten esnaf iş yapamıyor. Benim şu anda kendi prim borçlarım 8 bin 200 civarında ben primlerimi ödeyemiyorum. Elazığ'daki esnafın yüzde 90'ı bankalara borçludur" dedi.
Elazığlı esnaf, vatandaşın alım gücünün düştüğünden ve iş yapamadığından dert yanıyor. Esnaf, prim borçlarının biriktiğinden şikayet ederek, devletten faizsiz kredi ve BAĞ-KUR primleri konusunda destek istiyor.
20 yıldır esnaflık yapan Çelebi Daşlık, BAĞ-KUR primlerini ödeyemez hale geldiklerini belirterek, şöyle konuştu:
"Türkiye'deki koşullar özellikle bu son seçimlerden sonra Sayın Cumhurbaşkanı'nın vadettiği esnafla alakalı en önemli olan; BAĞ-KUR primlerinin 9 binden 7 bin 200'e çekilmesi yönündeki söz. Şu anda Türkiye genelindeki bütün küçük işletmelerde, KOBİ altındaki esnaf genel anlamda bunu bekliyorlar. Cumhurbaşkanımızın verilen o vaadi yerine getirmesini istiyoruz. Genel anlamda esnaf bu konuda çok mağduriyet yaşıyorlar. Emekliliği bekliyorlar yaş haddinden dolayı. 7 bin 200 ile 9 bin arasındaki gün sayısı çok önemli. Şehrin dağılması, insanların şehrin merkezini terk etmesi ile şehir bir yıla kadar bir hayalet şehir haline gelecek. Elazığ'ın en eski pazarı burası. Ekonomik koşullardan dolayı, depremin verdiği yaradan dolayı ağır bir travma yaşadık. Şehir dağıldı, insanlar borçlandı. Elazığ'daki yüzde 90 esnaf, bankalara borçludur. Depremde 50 bin liralık faizsiz kredi verildi. Göz boyamak gibi bir şeydi. Gümüşhane'de bir sel felaketi oldu. Oraya para hibe edildi. Ama buranın yöneticileri de iyi çalışmıyor.
"Esnafın yüzde 90'ı borçlu"
Elazığ depreminden sonra Elazığ esnafı genel anlamda hiç kimse halinden memnun değil. Prim olayını insanlar emekli olmak için istemiyor. O maaş zaten benim hiçbir şeyimi karşılamaz. Şu anda yeni emekli olan bir esnaf 14- 15 bin arası maaş alacak. Ben kiracıyım, farz et ki benim 3 tane 4 tane çocuğum var, hiçbir şeyim yok. O emekli maaşıyla dükkân da benim olsa yine yetmeyecek. Kiracı da olsa niyetlenecek. Gerçekten esnaf iş yapamıyor. Ben şu anda kendi prim borçlarımı 8 bin 200 civarında Bağ-Kur'luyum ve ben primlerimi ödeyemiyorum.''
Çelebi Daşlık, esnafın en önemli sıkıntılarından birinin de kullanılan POS cihazlarından alınan yüksek komisyonlar olduğunu ifade etti.
"Büyük mağazalar da aynı BAĞ-KUR'u ödüyor; küçük esnaf da aynı primi ödüyor"
Esnaf Mustafa Şenocak da şunları söyledi:
"Biz deprem yaşadık. Elazığ, Maraş depremini yaşadık. Devletimiz sağ olsun burada bize faizsiz kredi verdi. Bu bizi bir nebze rahatlattı. Ancak BAĞ-KUR’u ödemekte zorlanıyoruz. Ödeyenimiz de var, ödemeyenimiz de. Ödeyenimiz daha zor ödüyor. Ödeyemeyenlerin de bayağı borcu çıktı. Benim burada istediğim şey; Bağ- Kur priminin düşürülmesidir. Küçük esnaf olarak dileğimiz bu. Şöyle bir adaletsizlik de oluyor, büyük mağazalar da aynı BAĞ-KUR’u ödüyor; küçük esnaf da bir bakkal da aynı primi ödüyor. En azından burada seviyelerine göre bir Bağ- Kur primi verirlerse daha sevindirici olacak bize. Bu konuda devletimizden, hükümetimizden istediğimiz Bağ- Kur priminin biraz daha düşük olması."
''Eskiden tek dükkanla geçiniyorduk, şimdi üç dükkanım var zorlanıyorum''
Esnaf Hakan Şahinoğlu üç iş yeri olduğunu ve buna rağmen geçinmekte zorlandığını belirterek, şöyle konuştu:
''Benim 3 tane dükkanım var. Eskiden bundan 10-15 yıl önce bir tek dükkanla birçok şeyler yaptığımız halde idaremizi yapabiliyorduk, paramızı artırabiliyorduk, ekonomimiz, durumumuz çok güzeldi. Ama şu durumda ülke öyle bir darboğaza girdi. Her şey almış başını gitmiş. Dükkan kiraları pahalı, BAĞ-KUR pahalı, alacağımız ürünler pahalı. Büyük bir sermaye gerektiriyor. Ufak bir parayla işler yapılmıyor. Esnafın kalkınabilmesi için destek vermelerini bekliyoruz. Eskiden verdikleri gibi faizsiz kredi bekliyoruz. Bazı insanlar var iş yapmak istiyor, yapabiliyor ama sermayesi olmadığından dolayı tıkanıp kalıyor, dar boğaza giriyor. Ülke olarak devletin bel kemiği esnaftır. Esnaftan almış olduğu vergilerdir, kiralardır, BAĞ-KUR’lardır." (ANKA)
Evrensel'i Takip Et