İliç maden faciasını komisyonun raporuna CHP'den şerh: "Kapasite üstü üretim yapılmasına göz yumulmuştur"
İliç maden faciasını komisyonun raporuna muhalefet şerhi koyan CHP, bakanlıkların görevlerini yerine getirmediğini belirterek, madenin kapasitesi üstünde üretim yapmasına göz yumulduğu ifade edildi.

Fotoğraf: AFAD
Ankara – Erzinhcan İliç’te yaşanan maden faciasını araştıran komisyonun raporuna, CHP 209 sayfalık muhalefet şerhi yazdı. Çevre Bakanlığı, Enerji Bakanlığı ve Çalışma Bakanlıklarının görevlerini yerine getirmediği, verilen ÇED raporlarının faciaya zemin hazırladığı belirtilen muhalefet şerhinde, "Mevcuttaki 58 milyon ton kapasiteli yığın liç sahasında kapasite üstü üretim yapılmasına göz yumulmuştur" ifadeleri yer aldı. Facianın ardından sorumluluk alınmadığına da dikkat çekilen şerhte, "Murat Kurum ve Bakanlık yetkilileri dava dışı bırakılmıştır" denildi.
Erzincan'ın İliç ilçesinde 13 Şubat 2024'te meydana gelen ve 9 işiçinin göçük altında kaldığı maden faciasının ardından TBMM'de kurulan ve AKP Antalya Milletvekili Atay Uslu'nun başkanlık yaptığı komisyon, 3 aylık rutin süresinin ardından bir aylık ek sürede çalışmalarını tamamlayarak raporu hazırladı. CHP, rapora 209 sayfalık muhalefet şerhini tamamlanarak Komisyon Başkanlığına sundu.
5 bölüm ve çok sayıda alt başlıktan oluşan muhalefet şerhinde, denetim, kapasite artışı, iş güvenliğinde yaşanan ihmaller, depremsellik değerlendirmesi ve kaza sonrasında yaşananlar gibi pek çok konu başlığı yer alıyor. İliç maden faciasını doğuran ihmallere de yer verilen muhalefet şerhinde, facianın en önemli nedenlerinden birinin 07.10.2021 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum imzasıyla ÇED Olumlu Kararı verilen projeye ait Nihai ÇED Raporu’nda, yığın liç sahasının çökme riskinin göz ardı edilmesi olarak ifade edildi. Bu kapasite artışlarıyla beraber "yığın liç sahası kapasitesinin 85,3 milyon tona yükseltildiği belirtilse de Faz 5 ve Faz 6 ile açılacak sahanın inşaatı tamamlanmadığı için fiilen sahadaki kapasite hiçbir zaman 85,3 milyon ton olmamıştır" denilmektedir.
Muhalefet şerhinde, "Anagold ve Kartaltepe şirketleri, ÇED süreçlerini bölerek entegre etki değerlendirmesini bypass etmiş, kapasite üstü üretimle yığın liç sahasını aşırı yüklemiş, yetkili bakanlıklar ise denetim ve izleme görevlerini ihmal etmiştir" ifadelerine de yer verildi
Denetime ilişkin sorunlar
Özel şirketlerin denetiminde Çevre Bakanlığı, Enerji Bakanlığı ve Çalışma Bakanlıklarının görevlerini yerine getirmediği belirtilen, şerhte şu ifadeler yer aldı: "Özel firmalar eliyle yürütülen denetimler, bağımsızlık ve şeffaflıktan yoksun kalmıştır. Komisyon tarafından dinlenilen Çevre Bakanlığı, Enerji Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı’nın biri, yığın liç sahasının prosesinin denetimin sorumlu olmadıklarını beyan etmişlerdir. Üç bakanlığın beyanlarını değerlendirdiğimizde, yığın liç sahasının denetlenmediği gerçeği ortaya çıkmaktadır. Bilinçli olarak oluşturulan denetim boşluğu, çevresel tahribatın yanı sıra şüpheli mali kayıt dışılığa zemin hazırlamıştır. Denetim eksikliklerinin iş cinayetlerindeki önemi göz önüne alındığında görev-yetki sorumluluklarının sınırlarının net olarak belirlenmesi hayati önemdedir."
Önceki kazalar ve ihmal edilen uyarılar
Yığın liç sahasında 27 Mart 2022 tarihinde yaşanan kayma olayı ve 21 Haziran 2022 tarihinde patlayan siyanür borusu olayında üç ay faaliyetlerin durdurulmasının ardından tekrar faaliyete izin verildiği belirtilen muhalefet şerhinde, aynı yığın liç sahasında 13 Şubat 2024’te yaşanan felaket arasındaki illiyet bağlarını ortaya çıkaracak, yasal sorumluları hakkında cezai süreç başlatacak mekanizmaların işletilmediği belirtildi.
Yığın liç sahasının denetim görevinin Çevre Bakanlığı adına özel bir denetim firmasına yaptırıldığına işaret edilen şerhte, "Proje sahibinin sunduğu denetim raporları yeterli bulunarak tesisteki yanlışlıkların devamlılığı sağlanmıştır" denilerek, önceki kazaların yaşanan faciaya zamin oluşturduğu vurgulandı.
Kapasite artışı ve teknik ihlaller
Maden sahasında kapasite artışlarına kontrolsüzce izin verildiği ve bu durumun teknik ihlallere de yol açtığının ifade edildiği belirtilerek, konuya ilişkin muhalefet şerhinde, şu ifadeler yer aldı: "Yıkım yaşanan yığın liç sahası ilk 4 fazı inşa edilerek işletmeye alınmıştır. İşletmeye alınan bu sahanın toplam kapasitesi 2021 yılında 58 milyon ton olup, bu kapasite Ekim 2021 itibarıyla dolmuştur. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, yıkım öncesinde yığın liç alanında 68 milyon ton malzeme olduğunu tespit etmiştir.
2021 yılında Çöpler Maden Kompleksi için yapılan 2. kapasite artışında, yığın liç sahasının 85,3 milyon tona çıkarılmasına yönelik ÇED Olumlu kararı verilmesine rağmen bu kapasite artışını sağlayacak olan 5. ve 6. Faz inşaatları tamamlanmamıştır. Mevcuttaki 58 milyon ton kapasiteli yığın liç sahasında kapasite üstü üretim yapılmasına göz yumulmuştur."
Felaketin çevresel etkileri ve riskler
Erzincan'da faaliyet gösteren maden ocağının bulunduğu alanının deprem riski taşıdığı hatırlatılan muhalefet şerhinde, şu görüşlere yer verildi:''Uzmanlarca 7 ve üstü büyüklükte depremler üretebileceği ifade edilen Ovacık Fay Hattının Munzur Segmenti, tesisin tam altından geçmektedir. Böylesine riskler içeren bir bölgede bu proje için yapılan ilk başvuru sürecinde deprem risklerinin nasıl izin göz ardı edildiği bir soru işaretidir. Devlet Su İşleri (DSİ) ÇED Raporu görüşünde, ‘Proje sahası herhangi bir içme ve kullanma suyu havzasında bulunmamaktadır’ denilmiştir. Oysaki saha Karasu Nehri ve Bağıştaş Barajı havzası içinde yer almaktadır. Felaketten sonra toprağa yayılan siyanür ve ağır metaller içeren kimyasal içerikli malzeme yer altı sularına karışarak Fırat Nehri üzerinden 9 il ve 3 ülkeyi geçerek Basra Körfezi’ne dökülme ve geçtiği her yere zehir taşıma riski barındırmaktadır."
Yerel topluluklar üzerindeki etkiler
Bölgede yaşayan insanların ana geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılığın bitirilerek özellikle genç nüfusun sadece maden işletmesinde çalışmaya mahkum bırakılma stratejisine de vurgu yapılan muhalefet şerhinde, şöyle devam edildi: "Erzincan İliç’teki Anagold Madencilik’e ait Çöpler Kompleks Madeninde üretim faaliyetine başlandığı günden maden faciasının yaşandığı güne kadar 2,5 kat kapasite artışına gidilmiştir. Bölgedeki hayvancılık gibi temel geçim olanakları bitmiş, tesisin 250 metre yakınındaki Sabırlı Köyü yoğun patlatmalar, zehirli atıkların havaya, suya, toprağa karışması; toz vb. olumsuz koşullar nedeniyle yo olma noktasındadır. Maden alanında yer alan İliç ilçesi Çöpler Köyü, Bağıştaş isimli barajın yakınına taşınmıştır. Bölgede geçim kaynağı olan hayvancılık, arıcılık, peynir, süt ve bal üretimi sona ermiştir.
Gittikçe genişleyen maden, Sabırlı Köyündeki yurttaşların kış mevsiminde kullandığı meraların neredeyse tamamını ortadan kaldırmış, böylelikle Sabırlı Köyünü madende çalışmaya mahkum etmiştir. Taşınan Çöpler Köyü sakinlerinin ise, köyün meralarla bağlantısı tamamen kesilmiş olduğu için madende çalışmak dışında başka geçim kaynağı kalmamıştır."
Yasal süreç ve sorumluluk
Facianın ardından sorumluluk alınmadığına dikkat çekilen muhalefet şerhinde, "Murat Kurum’un İliç’teki felakete giden sürecin baş sorumlularından biri olmasına rağmen Murat Kurum’un asli kusurlu olduğunu işaret eden bilirkişi raporu, yeni bir heyete hazırlatılan bilirkişi raporu ile çürütülmeye çalışılmış, Murat Kurum ve Bakanlık yetkilileri dava dışı bırakılmıştır. Şirketlerin siyasi bağlantıları, denetimlerin etkisizleşmesine ve cezai sorumluluğun alt kademelere doğru yıkılmasına yol açmıştır. Yargı sürecinde, üst düzey yetkililer ve şirket yöneticileri 'taksir' kapsamında değerlendirilerek cezai yaptırımlardan kaçırılmıştır" denildi.
"İliç başta olmak üzere yurttaşlara sağlık taramaları yapılmalı"
Maden denetimi ve facia sonrasında kamu kurumlarının alması gereken sorumluluklar ve yeni faciaların önüne geçilmesi noktasında çeşitli önerilerin de sunulduğu muhalefet şerhi, şöyle tamamlanıyor "Maden sahalarının denetimi, özel firmalar yerine kamu kurumlarına bağlı uzman ekiplerce yapılmalı, denetim raporları kamuya açık hale getirilmesi gerekmektedir. Bu denetim görevini ifa edecek müfettişlerin güvencesi sağlanmalıdır. Denetim mekanizması özel denetim firmaları tarafından hazırlanan raporları üzerinden yapılan dar ve sığ incelemeler onay ve imza mekanizmasından kurtarılmalı; kamu kurumlarında, izin ve inşa süreçlerinde maden firmalarında sunulacak ÇED raporu, Proje Tanıtım Dosyaları, tasarım ve uygulama projeleri vb., madencilik faaliyetlerini işletme süreçlerini denetleyebilecek yetkinlik ve yeterliliğe sahip kadrolar istihdam edilmelidir.
Üretilen altın miktarı, satış gelirleri ve vergi beyanları, kamu kurumları üzerinden Sayıştay gibi kamu denetim otoriteleri eliyle kontrol edilmeli, tonaj ve kalite verileri Enerji Bakanlığı’nca doğrulanmalıdır. Şirketlerin finansal hareketleri, uluslararası standartlarda denetlenerek kayıt dışılık riski minimize edilmelidir. İliç halkı başta olmak üzere, etki alanı içerisinde yaşayan yurttaşlara yönelik sağlık taramaları yapılmalı; uzun vadeli sağlık ve geçim destek programları uygulanmalıdır. Felaketin etkilerini azaltmak için acil temizlik ve rehabilitasyon planları hazırlanmalı; Fırat Nehri’nde sürekli izleme sistemleri kurulmalıdır." (ANKA)
Evrensel'i Takip Et