28 Şubat 2025 15:10

LGBTİ’ler ve kadınlar yeni taslakla hedefe konuyor: ‘Her kadın ve LGBTİ kendini cezaevinde bulabilir’

Türk Ceza Kanunu ile pek çok kanunda değişiklik öngören taslak kadınları ve LGBTİ'leri hedef alıyor. Av. Işık, düzenlemelerin kadınları ve LGBTİ’leri ‘nefes alamaz hale getirebileceğini' ifade ediyor.

LGBTİ’ler ve kadınlar yeni taslakla hedefe konuyor: ‘Her kadın ve LGBTİ kendini cezaevinde bulabilir’

Fotoğraf: Evrensel 

Elif Turgut
Nisa Sude Demirel


İstanbul – Türk Ceza Kanunu’nda ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklif taslağında yer alan pek çok madde tepki çekiyor. Bunların başında ise ‘biyolojik cinsiyet’ ve ‘genel ahlak’ ifadeleriyle yapılması planlanan değişiklikler geliyor. Taslak gerekçesinde “Ülkenin sosyal ve kültürel yapısı, ahlaki değerleri ve ekonomik hayatın gereksinimleri göz önüne alınarak belirlenen ceza politikasına göre düzenlenmektedir” ifadesi yer alıyor.

Taslağa göre Türk Medeni Kanunu’nun cinsiyet uyum sürecini düzenleyen 40’ıncı maddesinde 18 yaş sınırı 21’e çıkarılıyor, ‘Üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunduğunu kanıtlama’ şartı konuyor.  Ayrıca raporun alınacağı hastanenin Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenmesi zorunlu kılınıyor. Bu maddeye ilişkin mahkeme izni olmadan hiçbir tıbbi müdahale yapılamayacağı ifade ediliyor.

Ayrıca “Kanuna aykırı cinsiyet değişikliği” isimli bir madde daha eklenmesi öngörülüyor. Kanunla düzenlenen koşullara aykırı durumda ise tıbbi müdahalede bulunan kişinin üç yıldan yedi yıla kadar hapsi isteniyor. Tıbbi müdahale yaptıran kişiye ise bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Hayasızca hareketler başlığında ise “Doğuştan gelen biyolojik cinsiyete ve genel ahlaka aykırı tutum ve davranışta bulunmayı alenen teşvik eden, öven veya özendiren kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” ve “Aynı cinsiyetteki kişilerin nişan veya evlenme töreni yapmaları halinde bu kişilere, bir yıl altı aydan dört yıla kadar hapis cezası verilir” şeklinde iki madde eklenmesi öngörülüyor. Tasarının gerekçesi olarak ise “Tek tipleştirme ve cinsiyetsizleştirme akımlarıyla daha etkin mücadele edilmesi amacıyla” ifadeleri yer alıyor. Taslakta öngörülen değişiklikleri Evrensel’e değerlendiren Avukat İlke Işık, bu düzenlemelerin kadınları ve LGBTİ’leri ‘nefes alamaz hale getirebileceğini’ vurguladı.

"İfadeler akla gelen her şeyi kapsayabilecek muğlaklıkta"

4. yargı reformu strateji belgesi esas alınarak hazırlanan ‘Türk Ceza Kanunu’nda ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklif taslağının adeta tüm mevzuatı aleyhe değiştirme çabası olduğunu ifade eden Işık, “TCK 225. maddenin şu anki hali alenen cinsel ilişki ve teşhirciliği hayasızca hareket olarak adlandırıp altı aydan bir yıla kadar hapis cezası içeriyor. Taslak ile maddeye, ‘Doğuştan gelen biyolojik cinsiyete ve genel ahlaka aykırı tutum ve davranışta bulunmayı alenen teşvik etmek, övmek veya özendirmek ile aynı cinsiyetten kişilerin nişan ya da evlenme töreni yapması’ da ekleniyor. Bu düzenleme LGBTİ’ler ve kadınlar için hayatı zindan edebilecek, her kadın ve LGBTİ’nin bir anda kendisini cezaevinde bulabileceği kadar tehlikeli” dedi.

Biyolojik cinsiyet, doğuştan gelen cinsiyet gibi tanımlamalar genel ahlakla birleştiğinde bir kadının giydiği kıyafetten anlattığı fıkraya kadar pek çok sorunla karşılaşabileceğini vurgulayan Işık, “Kadın ve erkeğin eşit olduğunu söyleyerek bu kapsamda söz söyleyen kadınlar da pekala doğuştan gelen biyolojik cinsiyete ve genel ahlaka aykırı davranmış kabul edilebilirler” diye konuştu.  

"Yasa tasarısını aile yılı ile birlikte düşünmek gerekir"

‘Genel ahlaka aykırı tutum ve davranış’ ifadesinin el ele dolaşmaktan dinlenen şarkı ve izlenen filme kadar gidebilecek bir muğlaklıkta olduğunun altını çizen Işık, “2025 yılının aile yılı ilan edilmesi ile birlikte bu yasa tasarısını değerlendirmek gerekli. Aile yılı ile ortaya konan cinsiyet eşitsizliğini derinleştirici, kadınların esas sorumluluğunu ailelerinin bakımı, ev işleri olarak ortaya koyan, kadınların iş hayatının bu kapsamda esnek, evden, düşük ücretle çalışmadan ibaret olmasını sağlamaya çalışan iktidar ile birlikte düşünmek gerek bu yasa tasarısını. Kadınların ve LGBTİ’lerin hayatlarını genel ahlak ve biyolojik cinsiyete sıkıştırma, nefessiz bırakmaya çalışma tasarısı diyebiliriz. Nazi Almanya’sında olabilecek yasaklar getirilmeye çalışılıyor” ifadelerini kullandı.

Cinsiyet uyum sürecinin neredeyse olanaksız hale getirilmek istendiğini söyleyen Işık, “Bir kişinin kendi iradesiyle vermiş olduğu böylesi bir kararı üreme yeteneği gerekçesiyle sınırlamak, engellemeye çalışmak en temel insan haklarının ihlali anlamına gelir. Burada da aile yılı ile birlikte çok çocuklu aileler zorlamasını görüyoruz. Görünen o ki üremeyi temel motivasyon olarak ele alan iktidar ciddi bir yapısal dönüşüm planlıyor” dedi.

Evrensel'i Takip Et