İliç katliamı davasına devam edildi | Anagold aklanırsa yeni facialar yaşanır
İliç katliamı davası duruşmasında avukatlar, sorumluların ‘bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme’ suçundan yargılanması gerektiğini belirterek "Anagold aklanırsa yeni katliamlaryaşanır" diye uyardı.

Fotoğraf: AA
Elif Ekin Saltık
ekinsaltik@gmail.com
Erzincan— İliç’te SSR Mining ve Çalık Holding ortaklığındaki Anagold altın madeninde gerçekleşen katliamın ilk duruşmasına 4. günde de devam edildi. Duruşmaya Cuma sabah 9.30’da devam etmek üzere ara verildi.
9 işçinin toprak altında kalarak yaşamını yitirdiği ve büyük bir çevre felaketine neden olan heyelana ilişkin 5'i tutuklu 43 sanık, “Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmak” ve “Çevreyi taksirle kirletmek” suçlarından Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanıyor.
"Tedbirler göstermelikti"
Duruşmanın 4. gününde söz alan müşteki avukatı Mustafa Baydar, hızlı bir bilirkişi raporu ile adeta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerinin tamamının aklandığını söyledi. “Hiç kimse suçlu değil, işi kadere bağlayıp kapatabilir miyiz?” diye soran Baydar, koca bir dağın yığıldığını hatırlatarak “Sanık savunmalarında da gördük borularla ve solisyonlarla dışarı yığılanı atıyorlar. Anagold firması bir yerlerden bir şey alıyor, belli bir denetim sağlanmış, tedbirler alınmış ancak bunlar göstermelik” dedi. Tarihsel bir dava görüldüğünün altını çizen Baydar “Bugün burada hesap sorulmazsa yarın başka facialar yaşanacak” uyarısını yaparak sanıkların ‘taksirle öldürmeden’ değil ‘bilinçli taksirle öldürmeden’ ceza almasını istediklerini söyledi.
"Katliamın tarihi hariç biliniyordu"
Avukat Serdar Doğan ise İliç katliamına ilişkin soruşturma ve kovuşturmanın yüzeysel kaldığına vurgu yaparak “Yargılanması gereken tüm sanıklar sanık sandalyesinde yok. Basit bir iş kazası üzerinden bir yargılama yapılmaktadır. Tarih hariç, olacak bir facia şirket tarafından her şeyiyle biliniyor. Burada gerçek sorumluların ortaya koyulması gerekir. Şirketin sürekli işçi aldığını ve alırken de ‘Herhangi bir kusurumuz yok, iş verdiğimiz firmalar işimizi yapmadı’ gibi zekamızla alay eder bir tavır içindeler” tepkisini gösterdi. Kazadan 1 buçuk ay önce bir rapor verildiğini, raporun dosyada da olduğunu ancak yabancı dilde olduğu için bilirkişilerin dikkatini çekmediğini aktaran Doğan “Raporda eksik talimat verildiği ve iletişim halinde olunması gereken yerle verilerin paylaşılmadığı söyleniyor. Liçe su basılması (siyanür içeren tehlikeli bir madde), biriken cevher için önlen alınmaması hepsi gözler önünde. Bu bir cinayet mi, taksir mi buna bakmak lazım. Şimdi buradan şirketi aklayalım, seneye yine bu salonda buluşalım başka bir facia ile. Sanıklar taksirle yargılanmayı bekliyor bir de başka sorumlular arıyorlar” dedi.
"Daha fazla altın için öldüler"
Yaşananın bir cinayet olduğunu belirten ve üretim politikasını eleştiren Doğan, nitelikli personellerin işten ayrılmaya zorlandığını söyleyerek “Çünkü bu personeller işi niteliğine, tekniğine uygun yaptıkları için üretim artmıyordu. Yüksek ücretler bahane edildi, işten ayrılmaya zorladılar, onların yerine stajyer diyeceğimiz, daha az maaş alan ama en önemlisi laf dinleyen çalışanlar aldılar. Üretimi artırma ve giderleri kısma politikasının bir diğer örneği de radar makinesi. Üretim baskısı had safhada. Haftada bir altın alınırken haftada üçe çıkarılıyor bu. Bu dava iş kazası basit bir iş cinayeti değildir. Bilinçli taksir hatta toplu cinayetten bahsetmeliyiz, bu hususlar mahkemece de dikkate alınladır” dedi.
"Hedef tutturmak için okside yüklendiler"
Madende can veren Ramazan Çimen’in kardeşi Yakup Çimen, gelen tazminat taleplerini kabul etmediklerini, kamu davasından önemli bir kararın çıkacağını düşündüklerini söyledi. Katliam sonrası muhatap bulamadıklarını krizi kendilerinin yönetmek zorunda kaldıklarını anlatan Çimen “Şirket hedef tutturabilmek, açığı kapatmak için okside yüklendi. Adeta altını topraktan son damlasına kadar almak istediler… Bir yılda 75 tane beyaz yaka işten ayrılmak zorunda kaldı. Kalan mühendislerin de karar verme yetkisi yoktu” dedi.
Üretim hırsından, baskısından bahseden Çimen, kaçan kimi sanıkların ya da mahkeme salonunda olan sanıkların dışında başka sorumluların da sanık sandalyesinde yargılanması gerektiğine vurgu yaparak “Bu suçluları getirip yargının önüne çıkaracaksınız ki vicdanımız rahat olsun. Delil karartmaların olduğunu düşünüyorum, mailler silindi mi, kimi maillere erişilemedi, neden erişilemedi bütün bunlar aydınlığa çıksın” çağrısını yaptı. Gerçek açığa çıkana kadar mücadele etmeye devam edeceğini ekledi.
Kendisiyle ilgili olarak ‘Hem çalıştı hem de Anagold’dan şikayetçi’ diye konuşulduğunu belirten Çimen “Benim koyunumu ver, toprağımı ver, geçmiş yaşamımı ver o zaman. Orası artık kanlı toprak, o toprağın sahibi benim, orada abimin kanı var, babamın ailemin mezarı var. Gelecek nesiller için de buradan adil bir karar çıkması çok önemli” ifadelerini kullanarak bunun başka maden patronlarına da ders olacağını söyledi.
‘Adalete inanmak istiyorum’
Madende yaşmını yitiren Adnan Keklik’in eşi Güler Keklik “Her kimin suçu varsa cezalarını çekmesini istiyorum, şikayetçiyim” derken Uğur Yıldız’ın babası Ali Ekber Yıldız da suçluların cezalandırılmasını istedi.
Anne Sevda Yıldız: “Benim yavrumun hiçbir şeyi kalmadı. Buraya bakarsak hiç kimsenin suçu yok. Sorumlu herkesin yargılanmasını istiyorum. Devlet mi hükümet mi kim sorumlu? Bizim madenlerimizden niye başkaları yararlanıyor? 53 gün boyunca ne yaşadık bilmiyorum, yaşamımız, dengemiz, psikolojimiz bozuldu, gündüzümüz gece oldu. Sokağa çıkınca bakıyorum oğluma benzeyen biri var mı, sarılayım da koklayayım diye. Suçu olan herkesin ceza almasını istiyorum, kimse elini kolunu sallayarak çıkmasın. Adalete inanmak istiyorum”
‘9 kişiyi değil 9 aileyi öldürdüler’
Uğur Yıldız’ın eşi Gamze Yıldız: Bu heyetin adil bir karar vereceğine inanıyorum. Eşimi ben geliyorum diyen bir faciada kaybettik. 53 gün boyunca her gün bekledik. Yemedik, içmedik, yediğimiz her şeyden utandık. Ömrümüz boyunca unutmayacağımız bir şey yaşadık. Uğur hayatımızda bir daha olmayacak, sesini duyamayacak olmak o kadar zor ki, bize bıraktıkları tek şey kanlı tabutuydu. Yaşanan olayda sadece 9 kişiyi değil 9 aileyi öldürdüler. Murat Kurum’un da sorumlu herkesin de yargılanmasını istiyorum.”
Uğur Yıldız’ın kardeşi Duygu Yıldız: Buradaki arsız tavırları madende de gördüm, maden sahasında da aynı şeyi yaptılar, sanki biz suçluymuşuz gibi davrandılar. Şikayetçiyim, davanın da takipçisiyim. Sanıkları savunanlar da umarım durumuzu görüp utanır biraz insaf ederler.
Avukat Taşçı: Şirketin giriş maaliyeti 660 milyon dolar, geldikleri faaliyet noktası 2.3 milyar dolar
Yıldız ailesi vekili Avukat Akçay Taşçı: Bir CEO İliç medeni ile ilgili, “Dünyanın en ucuz ve en düşük maliyetli maden sahası” diyor. SSR, uluslararası bir şirket, borsaya açılmış bir şirket, hissedarları var. Dünyanın farklı yerlerinde maden çalışmaları yürüten bir şirket. 9 buçuk milyon ton altın çıkarmışlar buradan. Amerika’da da bir maden sahası var ancak Türkiye’de aldıkları üretimi hiçbir yerden almıyorlar. Giriş maliyeti 660 milyon dolar, geldikleri faaliyet noktası 2.3 milyar dolar. Dünyanın her yerinde madencilik faaliyeti kirli bir faaliyet, çevreye büyük zararlar veriyor.
“Yargılamaya başladık, 4 gündür sorumluları arıyoruz. Anagold faaliyetlerinin tamamını taşerona havale etmiş, Anagold ne iş yapıyor bilmiyoruz. Firmanın genel söylemi, her konuda uzmanlık aldık bizim diyorlar. Kendileri ne iş yapmış bilmiyoruz. Görüntü öyle bir görüntü ki gerçekten iyi bir sistemle başlıyorlar. Mevzuatta olmamasına rağmen radar getiriyorlar vs. 4 gündür bize ‘Benim görevim budur’ diyen bir çalışan çıkmadı. Her yerden danışmanlık alınıyor, her iş uzmanına teslim edilmiş, son teknoloji kullanılıyor ama ne hikmetse liç yığılmış. Mühendislik faaliyetleri kapsamında bir sürü uyarı yapılıyor, işçiler uyarıyor ancak 2.3 milyar doların döndüğü alanda bir yönetici burayı boşaltın demiyor. Çünkü bir öncelik var, öncelik üretim.”
‘İş güvenliği önlemi görüntü’
“Yürütülen faaliyet madencilik. Yargılama konumuz çok tehlikeli iş. İSG de bunun esasıdır. “İSG’yi halledelim ki madeni çıkaralım”dır madencilik faaliyeti. Ancak iş sağlığı güvenliği işinin esasını mimara yaptırıyorlar bizim de buna iş güvenliği önlemlerinin alındığına inanmamızı bekliyorlar.”
‘ÇED onayı veren her kurum sorumlu’
“2021’den sonra madende üretim 2 katına çıkmış. Şirketin önceliği üretim önceliği masraf kısmadır. Bakanlığın raporla aklandı, ÇED raporu için onay veren bütün kurumlar faciadan sorumlu. Maden 185 kez denetimden geçmiş ancak Bakanlık denetimini yapmıyor, Kızıldeniz’e kadar giden tonlarca atık… Alın size gelişmiş ülke. Bu toprağı bu kadar zehirleyecek bir faaliyet yürütülüyor ve Bakanlık biz bunun mevzuatını yapmamışız diyor. Böyle bir gelişmiş ülke olur mu?”
‘İddianame eksik’
“Olay günü alınan alınmayan önlemler üzerinden kurulmuş bir iddianame var. Ancak herkes anlatıyor göz göre göre gelinen bir facia olduğunu. Ancak aksiyon alacak birini arıyor iddianameyi hazırlayan savcı.”
‘Talepleri sıraladı’
“Birinci talebim keşif ve yeni bir bilirkişi heyeti.
İkincisi, Cengiz Yalçın Demirci bu meselenin Türkiye açsından en başındaki kişi. İfadesinin alınmış olması buraya bir daha gelmesine engel değil. Cengiz Bey burada, mahkeme salonunda olmalı. Hakkında hüküm verecek mahkemeye anlatsın. Ancak ben esas mahkemesinde yargılanma konusunda talep ediyorum.
Üçüncü talebim ise yargılamanın başından beri kimin ne iş yaptığı konusunda sorunumuz var. İSG Müdürü dahi o iş benim işim değildi diyor. Savcılık kim ne iş yapıyor belirlemedi, çok eksik yaptı işini. Bunu tespit edeceğimiz şey ise şirket yazışmaları. Şirket neyi uygun görüp verdiyse savcılık da bunu kabul etmiş. Israr üzerine de sistemimize siber saldırı oldu, erişemiyoruz cevabı verdiler. Şirket iyi niyetle yargılamaya yardım ediyor demek mümkün değil. Şirketin tüm iç yazışmalarının dosyaya getirilmesini istiyoruz.
Kamu açısından da Çevre Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı bu iki bakanlığa yazı yazılmasını ve bu ocağa gidip ‘Hangi denetimleri yaptınız, hangi raporlar yazıldı ve bu raporları kim yazdı’ istenmeli.
Yığın liç altınının düzenlemesi olmadığı için bu şirket kendi haline bırakılmış. Kendilerine bir sürü denetim yapılmış ancak denetim sonuçlarına dair hiçbir şey yapılmamış. Hiç kimsenin denetimi altında olmayan bir şirket var karışımızda ve her yerdeki faaliyetleri durdurulmalı. Şirketin yığın liç yoluyla faaliyet yaptığı her yer durdurulmalı. Maden alanında şu an ne yaptıklarını bilmiyoruz. Suç mahalini faile veren bir sistem var, suç mahalinden şirket çıkarılmalı, kapıya mühür vurulmalı ve orası kamunun eline verilmeli.
Sorumlu kimi sanıklar tutuklu yargılanmalı.”
Duruşmada gerginlik yaşandı: Avukat Ramazan Türk Yıldız ailesi ile görüştüğünü kabul etmedi
Taşçı’nın beyanı sonrası sanık avukatlarıyla Taşçı arasında tartışma yaşandı. Sanık avukatlarından Ramazan Türk’ün Yıldız ailesi ile görüşüp para teklif ettiği iddiasında bulunan Taşçı’ya cevap veren Türk böyle bir şeyin yaşanmadığını dile getirdi. Duygu Yıldız ise araya gererek “Hilton otelde görüştük. Kameralar çekmiştir herhalde, onunla bile ispat edilebilir” dedi. Gerginlik dava çıkışı adliye koridorunda da devam etti.
Duruşmanın 4. gününü değerlendiren, yaşanan tartışmaya ilişkin gazetemize konuşan Duygu Yıldız, “Her gün bir baskı oluşturmaya çalışıyorlar. 10-15 avukat elbirliğiyle koskoca bir yalanı savunuyor. Herkes başka bir sanığın avukatı olduğunu söylüyor ama hep ağız birliği yapıyorlar ve suçu Ali Rıza Kalender’in üzerine atmaya çalışıyorlar. Bugün de şöyle bir yalanla yüz yüze geldik, Anagold’un avukatı olduğunu söyleyen Ramazan Türk bize para teklif etti, ‘Bu kadar maddi manevi tazminat alın, dosyadan çekilin’ diye. ‘İdari ceza davasından çekilmeyeceksiniz’ dendi önce, sözleşme gönderdiklerinde idari ceza davasından da vazgeçeceğimizi belirttiler. Bize para teklif etti ve Anagold adına bunu yaptı. Şimdi de Cengiz Yalçın Demirci ve Kanadalı Shaun Keady Swartz’ın avukatı olduğunu söylüyor. Bizimle de görüştüğünü inkar ediyor, görüşmediğini söylüyor. Sanki abim dahil olmak üzere 9 kişi suçlularmış, şirket ve sorumlular masummuş, her şey çok güzel yönetiliyormuş, işleyiş çok güzelmiş… Ben sadece şuna inanıyorum, paran varsa bu ülkede üzerini örtemeyeceğin hiçbir şey yok. Tertemiz, pürpak olursun paran varsa ama güçsüzsen, mazlumsan seni suçlarlar, özgürlüğünü alırlar, yaşama hakkını elinden alırlar” dedi.
Duruşmaya Cuma sabah 9.30’da devam etmek üzere ara verildi.
Evrensel'i Takip Et