21 Mart 2025 04:45

Dar gelirli perişan olacak, genel grevi örgütlemeliyiz

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı operasyon işçilerin tepkisini çekti. İşçiler bu adaletsizliklerin yurttaşları muhalefete daha çok yaklaştırdığını söylüyor.

Dar gelirli perişan olacak, genel grevi örgütlemeliyiz

Fotoğraf: Burcu Yıldırım 

Hilmi Mıynat
hilmimiynat@gmail.com

Denizli – İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi, akabinde gözaltına alınması, İstanbul Valiliğinin kentte eylem yasağı kararı alması, sosyal medyanın engellenmesi... Bu gelişmeleri darbe olarak nitelendiren işçiler, bu adaletsizliklerin yurttaşları daha fazla muhalefete yaklaştırdığını söylüyor.

Endişeli ve şaşkın olduğunu dile getiren Pamukkale Üniversitesinden bir sağlık işçisi, “Öncelikle seçme seçilme hakkımıza yapılmış büyük bir darbe olarak görüyorum. Sabahtan beri çocuklar ‘Okuduğumuz okul yok sayılır mı’ kaygısı yaşıyor. En kısa sürede bu hukuksuz tavrın durdurulmasını istiyorum. Hukuksuzluk son bulana kadar her protesto eyleminde yer alacağım” diyor.

İktidarın saltanat kurma çabasında olduğunu dile getiren bir kamu işçisi de şunları söylüyor: “İktidar etrafındaki tehditleri bir bir etkisiz hale getirmeye, itibarsızlaştırmaya çalışıyor. Dün Ümit Özdağ, bugün Ekrem İmamoğlu, yarın sırada kim var, merak ediyorum. Adalete güven kalmadı artık. İnsanlara korku salındı, insanlar konuşamaz hale getirildi.”

Ülkede fikir özgürlüğü kalmadığını insanların baskı altına alındığını söyleyen bir tekstil işçisi de “İstanbul’daki belediyeye yapılan soruşturmalar AKP belediyeleri için de yapılıyor mu” diye soruyor. AKP’li patronların hukuksuzluklarıyla ilgili bir soruşturma açılmadığını belirten işçi şöyle devam ediyor: “Bu kadar grev yasaklanırken, sendika başkanı gözaltına alınırken patronlara neredeyse madalya takacaklar. İktidar siyah dediğine siyah dememizi bekliyor, beyaz diyenlerin akıbeti belli!”

Bu baskılara karşı korkmamak gerektiğini ifade eden işçi, “Bu kadar rahatsız oluyorlarsa gitmeleri yakındır. Gitmemek için yapamayacakları hiçbir şey yok. Bizim yapacağımız da birleşip mücadeleye etmeye devam etmektir” diyor.

Kablo fabrikasında çalışan bir işçi de gelişmeleri halkın iradesine vurulan bir darbe olarak değerlendiriyor. Bir metal işçisi de “Bu milleti Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle ayırmaya, ayrıştırmaya kimsenin gücü yetmez” diyor.

Bir başka metal işçisi “Ülke demokrasi olarak da ekonomik olarak da battı. Perşembenin geleceği çarşambadan belliydi” derken, Denizli Büyükşehir Belediyesinde çalışan bir işçi de şunları söylüyor: “Bu tür adımlar, halkın iradesine ve seçilmiş temsilcilere karşı yapılan bir müdahaledir. İmamoğlu, İstanbul halkının özgür iradesiyle seçilmiş bir lider ve onun hakları, tüm vatandaşlarımızın haklarıyla paraleldir. Bu tür adımlar, toplumda adalet ve güven duygusunu da zedeler. Bu süreç, Türkiye’deki herkes için bir dayanışma ve adalet mücadelesine dönüşmelidir.”


‘Sabit gelirli perişan olacak’

Kayseri’den bir kamu işçisi, “İmamoğlu’nun diploması meselesi değil bu. Erdoğan karşısında güçlü bir aday olduğu için her türlü baskı, tehdit ve yok saymayla aday olması engellenmek isteniyor” diyor. Başka bir kamu işçisi, “Ülkedeki siyasi çıkışlar, her şeyi altüst ediyor. Döviz kuru fırlayacak. Sabit ve dar gelirli perişan olacak” diyor.

Bir metal işçisi, “Bugün seçim olsa kazanacak, engellemeye çalışıyorlar” derken, bir tekstil işçisi şunları söylüyor: “Kendinden olmayanı sindirmek istiyorlar. Bugün İmamoğlu gibi bir siyasi ismin başına gelen yarın herkesin başına gelebilir. Korku iklimi yaratılmak isteniyor.”


‘Verilen yetkinin sonuçlarını yaşıyoruz’

Operasyon, şubat ayında düşük ücret dayatmasına ve kölece çalışma koşullarına karşı iş bırakan Antep Başpınar OSB işçilerinin de tepkisini çekti. “Hükümet her sıkıştığında, kendi iktidarını tehlikede gördüğünde, ses çıkaranı yargı sopasıyla terbiye etmeye çalışıyor” diyen bir Şireci işçisi şöyle devam ediyor: “Yasaklarla, gözaltılar ve tutuklamalarla kendisine yönelik tepkiyi düşürmeye çalışıyor. Depremde benim annem dört gün boyunca enkaz altındayken devletin gücünü görmedik. Narin öldürüldü, iktidar işin ucu yandaşlarına değecek diye seferber oldu. Bugün biz ekmeğimizi büyütmek için mücadele ederken yine karşımıza valilik ve devlet çıkıyor. Patronlar için nasıl seferber oldularsa, biz de bütün bu kötülüklere karşı birlikte hareket edebilmek için seferber olmalıyız.”

Şireci’den bir başka işçi, “Bu yaşananlara artık şaşırmıyorum. Grev zamanında bize uygulanan valilik yasakları, bir şeylerin bu noktaya geleceğini gösteriyordu. Demokrasiye büyük bir darbe yapılıyor. Herkesin ses çıkarması lazım. Bu hükümet artık ömrünün sonuna geldi ama gitmek istemiyor. Ama şunu biliyoruz ki korkunun ecele faydası yok” diyor.

“Ülke şu an uçurumdan aşağı gidiyor” diyen bir Durkar işçisi de şunları söylüyor: “Hukuksuzluk ve adaletsizlik devam ediyor. Milletin iradesini hiçe sayıyorlar. Erdoğan, ‘Verin yetkiyi’ demişti. Şu an yetkinin sonuçlarını görüyoruz. Tek adam rejiminin yapacağı zaten budur. Günlük hayatımıza hiçbir şey yokmuş gibi devam etmemeliyiz. Böyle gitmez.”

Birçok arkadaşıyla konuştuğunu dile getiren Eruslu işçisi, “Genel olarak düşünceleri ülkedeki yargının güvenilirliğini kaybettiği, ülkede kim hükümeti eleştirse operasyon çekildiği. Hükümetin bu adaletsiz tutumu halkı daha çok muhalefete yaklaştırıyor diye düşünüyorum” diyor.

Bir dokuma işçisi de “Yargı, askeriye, hepsi bir kişinin elinde. İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi de gözaltına alınması da darbedir. Artık gerekirse milletvekillerinin istifa etmesi gerekir. İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı olarak seçileceğini bildikleri için yapıyorlar bunu. Bu durum dünya çapında konuşuluyor. Bir an önce hukukun ve adaletin yerini bulmasını temenni ediyoruz” diyor.

Evrensel'i Takip Et