21 Mart 2025 11:31

İliç katliamı davası | Mahkemeden erteleme ve tutukluluğa devam kararı

Elif Ekin Saltık
ekinsaltik@gmail.com


Erzincan— İliç’te SSR Mining ve Çalık Holding ortaklığındaki Anagold altın madeninde gerçekleşen katliamın ilk duruşmasına 4. günde devam edildi. 9 işçinin toprak altında kalarak yaşamını yitirdiği ve büyük bir çevre felaketine neden olan heyelana ilişkin 5'i tutuklu 43 sanığın, “Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmak” ve “Çevreyi taksirle kirletmek” suçlarından Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanırken, 5. günde iddia makamı mütalaa verdi. Tutuksuz sanıklar için adli kontrolün devamını isteyen iddia makamı tutuklu sanıkların da tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini istendi. İliç katliamı davasında mahkeme heyeti, duruşmayı 30 Haziran 2025’e erteledi ve tutukluların tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Tutuklu sanık Shaun Keady Swartz mütalaaya karşı savunma yaptı. Tutukluluğunun devam etmemesini isteyen Swartz, “Bu yargılama sürecinde belirttiğim gibi yönetici ben değildim. Raporlarda benim Kevin’ın yerine aynı pozisyonlarda çalıştığım söyleniyor, Kevin’la aynı pozisyonda çalışmıyorum. Tekrar açıkça belirtmek isterim ki alt yapı proje sorumlusu gibi bir sorumluluğum yoktu. Ben, doğrudan ya da dolaylı operasyonel süreçlerde bir görevim yok. Yığın liç dışındaki farklı projelerde yer alıyorum. Bu yargılama sürecinde hatalı bir şekilde suçlanıyorum. Anagold’da belirli süre çalıştım, maillerde adımın geçmesi bilgi amaçlıdır, ama ben suçlu seçildim. Sonuç olarak olanlar için çok üzgünüm, ancak haksız bir biçimde suçlandığımı ve 10 aydır içeride tutulduğumu düşünüyorum. Bu olanlarla benim bir ilgim yoktur. Bu duruşmada tek isteğim adımın temize çıkması ve tutukluluk sürecimin son ermesidir. Bu stresli tutukluk halinde de her türlü sadık kaldım sürece” dedi.

Tutuklu sanık Selçuk Çiftlik de beyanda bulunarak, maden faciasında sorumluluğu olmadığını söyleyerek tahliyesini talep ederken tutuklu Iaın Ronald Guıllede de tahliyesini talep etti.

Avukatlar da mütalaaya karşı savunma yaparken müvekkillerinin tahliyesini istedi. Avukat Volkan Dülger, Anagold şirketindeki sorumluların iş tanımlarına dair ayrıntılı bilgi verirken, müvekkilinin kaçma şüphesi olduğunu değerlendirmesini kabul etmeyerek, müvekkilinin kaçmadığını, sorumluluğunu aldığını ve tutuklandığını, 13 aydır tutuklu olduğunu belirtti. Dülger, Guıllede’nin tahliyesini talep etti. 

Şüphelerin kaçma şüphesi olmadığına ilişkin savunma yapan Avukat Dülger'in ardından salondan seslenen Uğur Yıldız'ın kardeşi Duygu Yıldız, Murat Kurum'un sözlerini hatırlatarak, Murat Kurum sanığın bir şey olmayacağını sözüyle Türkiye'ye getirildiğini aslında kaçma teşebbüsünde bulunduğunu söyledi. Bunun üzerine yaşanan tartışma sonrası duruşmaya 14.30'a kadar ara verildi.

Aranın ardından devam eden duruşmada, maden şirketinin kıdemli Geoteknik mühendisi Ali Rıza Kalender, "Biz yıllardır kör topal çalışmaya zorlandık o bölgede, operasyonlara dahil olmadığım bir sahadan sorumlu tutulmamam gerek, ben maden departmanı personeliyim. Şirketin beni hedefe koyduğunu düşünüyorum ben tazminatsız çıkarılan tek personelim, jeoteknik personeli olarak gösteriyorlar beni, delillerin karartıldığını düşünüyorum, tahliyemi talep ediyorum" dedi.

Kalender'in avukatı Hakan Sil de "Müvekkilim bilirkişi raporlarından şikayetçi olduğunu, aslında herkesin şikayetçi olduğunu söyledi. Uygulamada sonuç kısmında asli kusur tali kusur tespiti yargılamanın işini kolaylaştırıyor, haksızlığa sebep oluyor. Sonuç bölümündeki değerlendirmelerle illiyet bağı var mı yok mu tespit edilmeksizin suçu tespit olmayanlar da tutuklanıyor" dedi.

Müvekkilinin yığın liçiyle ilgili görevlendirmesi olmadığını dile getiren Sil, "Ali Rıza Kalender günah keçisi ilan edilmek isteniyor. Kazadan son anda kurtulan kişiler Ali Rıza Kalender'in ailesine çabalarından dolayı teşekkür etmiştir. Kalender izinli olduğu halde madene gelmiş, uyarılarda bulunmuş çok daha fazla insanın faciadan etkilenmesine engel olmuştur. Gerçek sorumlulara ceza verilemeyecek bir yargılamamış gibi yapma olacaktır, böyle olmamasına inanmak istiyoruz" dedi.

Erzincan 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, davayla ilgili ara kararını açıkladı. Müşteki ve vekillerinin davaya müdahil olma taleplerini kabul eden mahkeme, tüm tutukluların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Mahkeme ayrıca, yeni bilirkişi tayin edilerek gerekçeli ve ayrıntılı rapor düzenlenmesi ve TBMM Araştırma Komisyonu Raporu’nun dosyaya dahil edilmesine karar verdi.

Duruşmada ara karar çıktı

Davayla ilgili ara kararını açıklayan mahkeme heyeti müşteki ve vekillerinin davaya müdahil olma taleplerini kabul eden mahkeme, tüm tutukluların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.

Mahkeme ayrıca, yeni bilirkişi tayin edilerek gerekçeli ve ayrıntılı rapor düzenlenmesi ve TBMM Araştırma Komisyonu Raporu’nun dosyaya dahil edilmesine karar verdi.

Alınan ifadeler doğrultusunda bir sonraki duruşmada yeni tanıkların dinlenmesi kararını alan mahkeme, duruşmayı 30 Haziran 2025 tarihine erteledi.

Yıldız ailesi: Tüm sorumluların yargılanmasını istiyoruz

Fotoğraf: Evrensel

Mahkeme çıkışında Evrensel’e konuşan Uğur Yıldız’ın annesi Sevda Yıldız, “Umarım diğerler sanıklar da yakalanır ve yargılanır, herkes suçunu cezasını çeker” dedi. Kız kardeş Duygu Yıldız ise “Biz Türkiye Müdürü Cengiz Demirci'nin de tutuklanmasını istiyoruz, talep ediyoruz. Tutuklu sayısının artmasını istiyoruz. Çok yetersiz görüyoruz bunu. Bu süreçte tutukluluğun devam etmesi bir nebze de olsa bizi rahatlattı, içimizi rahatlattı” şeklinde konuştu.

Yıldız ailesinin avukatı Akçay Taşçı ise şunları söyledi: “İlk duruşma bloğunda sanık sorgularını daha doğrusu sadece huzura getirilen sanık sorgularını yaptık. Mahkeme sanıkların çok büyük bir kısmını zaten talimatla, muhabere yoluyla dinlemişti. Duygu Hanım'ın bahsettiği Cengiz Demirci bir numaralı sanık aslında ama mahkeme Cengiz Demirci'yi dinlemedi. Bunu özellikle talep ettik. ‘Burada tekrar dinlemesinde bir beis yok, hatta yargılamaya katkısı olacaktır’ dedik. Ama bu tarafı da reddetti. Sahir taleplerimizi de reddetti.”

‘Liç yoluyla yapılan üretim faaliyetlerinin durdurulması talebimiz reddedildi’

“Sahir taleplerimizin içerisinde şirketin faaliyetlerinin özellikle yığın liç yoluyla yapılan üretim faaliyetlerinin durdurulmasını talep etmiştik. Bunu da şu yüzden istemiştik. Bu maden ocakları, yığın liçli altın üretilen maden ocakları hiçbir şekilde denetlenmiyor. Bu duruşma programında onu öğrendik biz. Duruşma bölümünden önce Meclis Araştırma Komisyonunda bu ortaya çıkmıştı ama duruşma sırasında bunu netleştirdik. Türkiye Cumhuriyeti devletinin yığın liç yoluyla üretim yapılmasına dair mevzuatı yokmuş. Yalnızca maden atıklarının bertaraf edilmesine ilişkin yönetmelikte adı geçiyormuş. Bakanlıklar denetim yetkisinin kimde olduğuna dair cevap veremediler Meclis araştırma komisyonunda. Herhangi bir düzenlemenin olmadığını da İliç katliamından sonra fark etmişler. Biz bu gerekçeyle madem mevzuat yok, madem bu yöntemle üretilen altının takibi yok, madem buradaki çalışma şartlarının denetimi yok, dolayısıyla halihazırdaki ocakların hepsi tehdit altındadır dedik. Mahkeme bunu da reddetti. Duygu Hanım'ın söylediği gibi içimizi bir parça soğutan tek şey tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devam etmiş olması. Çünkü çok büyük bir korkumuzdu. Sanıkların bir an evvel tahliye edileceği, bir an evvel özgürlüklerine kavuşarak dosyaya daha fazla müdahale edebilir hale gelecek bir korkumuz vardı. Sadece bu korkumuzu haziran ayına kadar ertelemiş oldu.”

‘İtirazımız madenler peşkeş çekilmesin, canlarımız ölmesin diye’

“Yargılama devam edecek. Türkiye çok zor günlerden geçiyor, farkındayız. Ama esas olarak bu itirazlarımızın tamamı Türkiye madenleri peşkeş çekilmesin, bu madenler peşkeş çekilirken canlarımız ölmesin diyedir. Türkiye bugün esas olarak bu sebeplerle ayaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasına, gözaltına alınmasına olan itirazın arka planında bunlar da olmalıdır. Madenlerimizin güvenliği de olmalıdır. 30 Haziran’da umuyoruz ki çok daha sakin, çok daha düzgün bir ülkede bu yargılamaya devam edelim.”

Evrensel'i Takip Et