Muhalefete yönelik baskılar ve tutuklamalara karşı birçok üniversitede alınan boykot kararı ve düzenlenen protestolar dördüncü gününde de devam ediyor.
Muhalefete yönelik baskılar ve tutuklamalara karşı birçok üniversitede alınan boykot kararı ve düzenlenen protestolar dördüncü gününde de devam ediyor.
İstanbul Üniversitesi öğrencilerini polis ablukasında
İstanbul Üniversitesinde rektörlükle görüşen sıra arkadaşlarını bekleyen öğrenciler abluka altına alındı.
Polis, öğrencileri maskelerini çıkarmadıkları durumda ablukanın kalkmayacağını söylüyor.
Fotoğraf: Evrensel
Fotoğraf: Evrensel
Boğaziçi’de öğrenciler hocalarıyla birlikte alanda
Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri gözaltına alınan ve tutuklanan sıra arkadaşları için Güney Meydan'da buluştu. "Şiddet varsa ders yok" pankartı arkasında buluşan öğrenciler, "Genel boykot, genel direniş", "Sendikalar göreve, genel greve", "Gözaltılar, tutuklamalar, baskılar bizi yıldıramaz" sloganları attı.
Öğrenciler gün boyu kampüste boykota ilişkin yapılan şenlik programını takip edecek.
Boğaziçi'de Radyo, Televizyon, Sinema Bölümü 3. sınıf öğrencileri de boykota katıldı.
Fotoğraf: Evrensel
MSGSÜ öğrencileri: "Mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz"
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğrencileri kampüslerinde hazırladıkları “MSGSÜ boykota, Tayyip istifa” pankartıyla yürüyüş düzenliyor.
Öğrenciler yaptıkları açıklamada, “Tasarruf tedbirleri bahanesinin arkasına saklanarak öğrenciden ve eğitimden tasarruf edilmesini kabul etmiyoruz” diyerek taleplerini sıraladılar:
“19 Mart’tan bugüne, tutuklanan ve gözaltına alınan arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını,
İrade gasbına yönelik hamlelerin, belediye başkanlarının görevden alınmasının ve tutuklanmasının geri çekilmesini,
Üniversitelerdeki anti demokratik uygulamalara son verilmesini istiyoruz.”
Öğrenciler açıklamalarını, “Bütün sorunlarımızın taleplerimiz doğrultusunda karşılanması için mücadeleye devam edeceğiz. Hem kampüslerde hem sokaklarda mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. Var olsun mücadelemiz, var olsun direnişimiz” diyerek sonlandırdı.
Hacettepe öğrencileri: "Her yer ODTÜ, her yer direniş"
Hacettepe Üniversitesi öğrencileri ve öğretim üyeleri Tıp Fakültesi önünde buluştular. Yaptıkları açıklamanın ardından, Rektörlük binasına yürüdüler.
Tıp Fakültesi önünde yapılan açıklamayı Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Orhan Odabaşı okudu. Öğrenciler açıklamanın sonunda “Her yer ODTÜ her yer direniş” sloganını attı.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyeleri şu ifadeleri kullandı:
"Adalet olmadan sağlık olmaz"
Hacettepe Tıp Fakültesi Öğretim Üyeleri, Hacettepe Heykel önünde bir araya gelerek son dönemdeki gelişmeler hakkında basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Hacettepe Tıp Fakültesi'nden yüzlerce öğrenci de destek verdi. Basın metnini okuyan Hacettepe Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Odabaşı, "Bizler de öğrencilerimizle birlikte, demokrasinin olduğu, hukukun işlediği, anayasal hakların güvencesi altında bir ülkede, halkımıza sağlık sunmak, sağlıklı ve güvende yaşamak istiyoruz. Hukuk ve demokrasi herkes içindir. Adalet olmadan sağlık olmaz! Demokrasi ve hukuk fazlasıyla hak ettikleri güvenli, huzurlu, adaletli, liyakatli bir gelecek istemleri için gençlerde gördüğümüz kararlılığı ve umudu çok sevdiğimizi, hatta imrendiğimizi belirtiyor, yürekten, içtenlikle, kutluyoruz." dedi.
Hacettepe Heykel önünde yapılan açıklamada öğrenciler, "Her yer ODTÜ, her yer direniş", "Hak, hukuk, adalet", "Yaşasın öğrenci dayanışması" sloganlarını attı. Açıklamayı okuyan Hacettepe Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Odabaşı, "Bizler Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyeleri olarak üniversitemizde, akademik özgürlük ve bilimsel çalışma ortamında eğitim vermek, bilimsel araştırmalarımızı sürdürmek istiyoruz. Akademinin güncel siyasetin içine çekilerek, toplumsal kutuplaşmayı derinleştirecek tarzda taraf olmaya zorlanmasından kaygı duyuyoruz. İtiraz ediyoruz." dedi.
Fotoğraf: Evrensel
"Ülkemizin geleceğinden endişe duyuyoruz"
Üniversiteler ve fakültelerin öğrencilerin gelişimlerini desteklemek için var olduklarını ifade eden Dr. Odabaşı, "Oysa yaratılan / sunulan gündem geleceğe dair umutları gölgeliyor. Belirsizlikleri pekiştiriyor. Kazanılmış haklarının ellerinden kolaylıkla alınabileceğinin örneğini ortaya koyuyor. Artık daha fazla hekimimizi, öğrencimizi kaybetmek istemiyoruz. Ülkemizin geleceği açısından tedirginlik yaşıyoruz. İstanbul'da başlayan ardından tüm ülkeye yayılan süreç - gözaltılar toplumsal barış ortamını zedeliyor. Hak aramanın, görüş ifade etmenin, birlikte eylem etmenin, temel insan hakkı – hakların güvencesi olan anayasal haklarımızın bu temel hakların güvence altına alınmasıdır. Engellenmesi değil." diye ifade etti.
Üniversitelerin özgür düşünce ve söylem ile demokratik yaşamın, etik davranışın, liyakatin yaşandığı örnek kurumlar olduğunu anlatarak devam eden Dr. Odabaşı, "Ayrım olmaksızın hak ve hukukun en üst perdeden istendiği, adaletin ön koşulsuz yaşandığı kurumlardır. Değerli öğrencilerimiz, göz bebeklerimiz, düne, bugüne ilişkin görüşlerini, kaygılarını birlikte söylüyorlar. Hak, hukuk, adalet istiyorlar. Düşünce ve isteklerini çağdaş, demokratik haklarını baskılara karşın, kullanarak dile getiriyorlar. Birlikte yürüyorlar. Kararlılar. Özenliler. Kimseye zarar vermeden, hakaret etmeden, haklarını, geleceklerini arıyorlar. Üniversitede eğitim almak, hak ettikleri değeri görmek istiyorlar. İstedikleri lütuf değil en temel hakları. Hepimiz çok iyi biliyoruz: İstediklerinden çok daha fazlasını hak ediyorlar." dedi.
Fotoğraf: Evrensel
"Hukuk ve demokrasi herkes içindir"
Anayasal hakların güvence altında olduğu bir ülkede yaşamak istediklerini ifade eden Dr. Odabaşı, "Bizler de öğrencilerimizle birlikte, demokrasinin olduğu, hukukun işlediği, anayasal hakların güvencesi altında bir ülkede, halkımıza sağlık sunmak, sağlıklı ve güvende yaşamak istiyoruz. Demokrasi ve hukukun işlemesi için, özgür ve özerk üniversiteler için daha çok birlikte düşünmek, tasarlamak, önermek, istemek, eylemek, en önemlisi öz eleştiri yapmak gerektiğinin farkındayız. Hukuk ve demokrasi herkes içindir. Demokrasi ve hukuk fazlasıyla hak ettikleri güvenli, huzurlu, adaletli, liyakatli bir gelecek istemleri için gençlerde gördüğümüz kararlılığı ve umudu çok sevdiğimizi, hatta imrendiğimizi belirtiyor, yürekten, içtenlikle, kutluyoruz. Yolunuz / yolumuz açık olsun." diye konuştu.
“Adalet istiyoruz”
Dr. Odabaşı'nın yaptığı konuşma ardından mikrofonu eline alan bir başka öğretim görevlisi, "Tek bir şey söylemek istiyorum; biber gazı sağlığa zararlıdır" dedi. Açıklama ardından alandan ayrılmayan yüzlerce tıp öğrencisi, hocalarını da seslenerek, sloganlarla yürüdü. Önce rektörlük ardından yemekhane oradan yeniden heykel önüne yürüyen tıp öğrencilerini, Hacettepe Eczacılık Fakültesi öğrencileri de yalnız bırakmadı. Öğrenciler "adalet istiyoruz" yazılı pankartlarla yürüdüler.
Açıklamaya TTB MK Üyesi DR. Ali Karakoç ve ATO YK Başkanı DR. Mine Coşkun da katıldı
Hacettepeliler rektörlüğe yürüdü. Öğrenciler, rektörün kendileri ile görüşme talebini kabul etmeyince, yolu kapattılar. Yolu kapatan öğrenciler, "Üniversitede polis istemiyoruz" sloganı attılar.
Rektörlüğün önünde açıklama yapan öğrenciler, "AKP'nin atanmış rektörüne sesleniyoruz; öğrenci iradesinin hiçbir şekilde gasp edilmemesini, bununla birlikte boykot sürecinde üzerimizdeki ÖGB saldırılarının kaldırılmasını; dolayısıyla hiçbir arkadaşımızın pankartlarına karışılmasını ve fakülte önlerindeki çarşaflara müdahale edilmemesini istiyoruz" dediler.
Öğrenciler, "Ülkenin dört bir yanında açlık, yoksulluk ve baskı büyürken; gençliğe, emekçilere, kadınlara ve halkın tüm ezilen kesimlerine reva görülen sefalet düzenini reddediyoruz! İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi'nde başlayan ve ülkenin dört yanında devam eden gençlik hareketini tüm dayanışma duygularımızla selamlıyoruz." dediler.
Fotoğraf: Evrensel
Bilkent Üniversitesi öğrencileri: Halkın mücadelesini örgütleyeceğiz
Bilkent Üniversitesi öğrencileri gün içinde “Alternatif Akademi Hareketi” adı altında sürdürdüğü açık derslerine ve bölüm, fakülte forumlarında boykot çağrısını örgütlemeye devam etti.
Akşam saatlerinde Merkez Kampüsten yürüyüşe başlayan öğrenciler ilk önce Bilkent lojmanlarında hocalarını öğrencilerin safında durmaya ve boykot çağrısına katılmaya çağırdı. Ardından kampüsten çıkarak RTÜK'e giden öğrenciler "genel grev, genel direniş" sloganlarıyla RTÜK önünde basın açıklamalarını gerçekleştirdi.
“Halkın mücadelesini örgütleyeceğiz”
Bilkent Üniversitesi öğrencileri açık derslerine ve boykot çağrısını örgütlemeye devam etti
Basın açıklamasında öğrenciler şu ifadelere yer verdi;
"Biz, bugün burada tüm Türkiye’ye yayılmış boykot ve direniş çağrısını bulunduğumuz her alanda her sırada her kampüste büyüten Bilkent Öğrencileri olarak, bütün sıra arkadaşlarımızı çağırdığımız gibi diğer bütün üniversite bileşenlerini, hocalarımızı, akademisyenlerimizi, bizimle bir arada mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.
Fotoğraf: Evrensel
“Yayın yasağı ve erişim engeli getiriliyor”
İstanbul Üniversitenin diploma iptali ile başlayan süreç, polis şiddetiyle, yasaklamalarla, gözaltılarıyla ve tutuklamalarla devam etti. Atadığı rektörlerle üniversiteleri kendi arka bahçesi haline getiren AKP, kuralsız ve hukuksuz bir süreci başlatarak, seçme seçilme gibi siyasal özgürlüklerimiz dahi en basit haklarımıza yaptığı saldırılara bir yenisini daha ekledi.
6 Şubat depreminde Twitter’a erişim engeli getiren iktidar, şimdi de ülke geneline yayılmış özgürlük arayışlarının, sokaklara dökülen milyonların haberini yapan basın organlarına yönelik tehditlerini açıktan gösteriyor, AKP yandaşı olmayan birçok haber kanalı kapatılıyor, yayın yasağı yiyor, sosyal medya hesaplarına erişim engeli getiriliyor.
“Arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz”
Günlerdir barikatın en önünde direnen, Eskişehir’de, Kocaeli’de, Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de tüm ülkeye yayılmış boykotu kampüsünde büyüten, işçilere genel grev çağrısını büyüten, polis varsa şiddet varsa ders yok boykot var diyen gençler bir sabah operasyonuyla tutuklanıyor. Yüzlerce öğrenci polis şiddetine maruz kalıyor, yaka paça gözaltına alınıyor. Ablukaların, polis şiddetinin derhal sona ermesini, tutuklanan sıra arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz!
Fotoğraf: Evrensel
“Kurtuluş bir arada mücadele etmekten geçiyor”
23 yıllık AKP iktidarı gençleri, emeklileri, emekçileri kadınları LGBTİ’lere, halkı açlığa ve sefalete sürüklüyor. Her alandan yaşamlarımıza saldırıyor, gerici karanlığıyla hayatlarımızı kuşatıyor. Biz okurken çalışmak zorunda olan, okulunu donduran, barınamadığı için tarikat cemaat yurtlarına hapsolan gençleriz. Biz, doğduğumuzdan beri AKP iktidarının baskıladığı, yasakladığı, bir araya gelmesini engellediği gençleriz. İktidarın tüm bu yasaklarına, bu düzene karşı çözümün ne iktidardan ne temsil ettiği kurumlardan ne de sandıktan geçmediğini biliyoruz. Bu düzenden kurtuluşun, bulunduğumuz her alanda bir arada mücadele etmekten geçtiğini görüyoruz.
Bugün buradan ODTÜ’ye, Hacettepe'ye Ege Üniversitesine, Anadolu Üniversitesine selam olsun diyoruz. Bir kez daha söylüyoruz ki, iktidarın saldırılarına teslim olmayacağız, direneceğiz, büyüyeceğiz ve büyüdükçe direneceğiz. Üniversitelerden yükselttiğimiz sesi memleketin bütününe yayacak, halkın mücadelesini örgütleyeceğiz. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz!" (Evrensel)
Anadolu Üniversitesi: Ali İsmail Korkmaz'ın fakültesi boykotta
Gezi Direnişi sırasında katledilen Ali İsmail Korkmaz’ın okuduğu fakültede de öğrenciler boykota başladı. Eğitim Fakültesi önünde toplanan öğrenciler “Ali İsmail'in fakültesi boykotta” pankartı asarak açıklama yaptı.
Fotoğraf: MA
‘Ali İsmail'in hayalleri için buradayız’
Öğrencilerden Orhan Yüksel, zorbalıklara, halkın seçme ve seçilme hakkına yönelik saldırılara karşı sessiz kalmadıklarını belirterek, “Dersleri boykot ediyoruz. Fakültemiz akademisyenlerine ve bilim insanlarına çağrımız; derslere ara vermeleri, öğrencilerinin yanında olmaları ve boykot çağrımıza destek vermelidir. Eğitim Fakültesi öğrencilerine ve akademisyenlerine yakışan, bu koşullarda derslere devam etmek değil, mücadeleyi büyütmektir diyoruz. Burası Ali İsmail Korkmaz’ın fakültesidir. Biz de Ali İsmail’in kardeşleriyiz. Onun hayalleri için sıra arkadaşları olarak buradayız” dedi.
Ali İsmail Korkmaz kimdir?
Ali İsmail Korkmaz (19), 10 Temmuz 2013’te Eskişehir’de, Taksim Gezi Parkı protestolarına destek amacıyla katıldığı yürüyüşe müdahale eden polis ve ırkçı gruplar tarafından işkence edilerek öldürüldü. Anadolu Üniversitesi birinci sınıf öğrencisi Korkmaz, polis tarafından darp edildikten sonra eli sopalı gruplarca iki defa daha darp edilmişti. (MA)
Fotoğraf: ANKA
Eskişehir Teknik Üniversitesi
Eskişehir Teknik Üniversitesi öğrencileri ODTÜ'nün başlatmış olduğu ve birçok üniversitede devam etmekte olan boykot kararına destek için yürüyüş gerçekleştirdi.
CBÜ'de tıp öğrencilerinden eylem: "Demokratik bir Türkiye talep ediyoruz"
Bugün, Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri de eylemdeydi. Demokratik haklarını kullanmak istediklerini dile getiren öğrenciler “Sesimizi duyurmak istiyoruz” dedi.
Üniversiteli gençler olarak halk sağlığını da sağlamak üzere baş koydukları hekimlik yolunda yaşananlara sessiz kalmak istemediklerini dile getiren öğrenciler “Demokratik bir Türkiye talep ediyoruz” dedi. Açıklamaya Tıp Fakültesi hocaları, Manisa Tabip Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) yöneticileri de katıldı.
Fotoğraf: Evrensel
Bilgi Hukuk öğrencileri boykotta
Bilgi Üniversitesinde hukuk öğrencileri yazılı bir açıklama yayınladılar. Öğrenciler yayınlamış oldukları açıklamada, “Hukukun ve adaletin güçlenmesine katkı sunmak adına derslere katılmayarak kampüs alanlarında bir araya geliyoruz.” dedi.
Açıklamanın tamamı şu şekilde:
“Yargı bağımsızlığına ilişkin endişelerin arttığı, temel hak ve özgürlüklerin ölçüsüz biçimde sınırlandığı ve hukukun üstünlüğü ilkesinin zedelendiği bu dönemde, hukuk devletini korumak için yaşanan gelişmeler karşısında sessiz kalmanın mümkün olmadığını düşünüyoruz.
Üniversiteler, düşünce ve ifade özgürlüğünün yaşatıldığı, bilimsel bilginin üretildiği alanlardır. Bu özgürlük, akademik çalışmaların ve eleştirel düşüncenin sürdürülebilmesi için kritik önem arz eder. Ancak, adil yargılanma hakkı da dâhil olmak üzere temel haklara ilişkin kısıtlamalar, hukuki güvenlik açısından belirsizliklere yol açmakta ve yargı kararlarının öngörülebilirliğini zayıflatmaktadır. Bu durum, hukuk fakültesi öğrencileri olarak bizlerin, sahip olduğumuz bilgi ve değerler çerçevesinde sorumluluk hissetmemize neden olmaktadır.
Bilgi Hukuk Fakültesi öğrencileri olarak, hukukun üstünlüğü ilkesine ve temel haklara bağlılığımızı kamuoyuyla paylaşmak ve yaşanan hukuki gelişmelere dikkat çekmek amacıyla akademik bir tutum sergiliyoruz. Aldığımız boykot kararı, herhangi bir kişi ya da kuruma yönelik değil; hukuk devleti ilkelerinin güçlendirilmesine yönelik bir çağrıdır.
Amacımız, hukuka ve adalete olan inancımızı vurgulamak ve temel hakların herkes için güvence altına alındığı bir hukuk düzenine katkı sunmaktır. Eğitim sürecimizde sıkça karşılaştığımız “kanun önünde eşitlik” ilkesi ile uygulamalar arasındaki farklar, bizleri bu konularda daha duyarlı olmaya sevk etmektedir.
Demokratik değerlere bağlı, hukuk devleti ilkesine inanan öğrenciler olarak, görüş ve taleplerimizi hukuk sınırları içinde ifade etmeyi sürdüreceğiz. Bu çerçevede, hukukun ve adaletin güçlenmesine katkı sunmak adına derslere katılmayarak kampüs alanlarında bir araya geliyoruz.”
EgeÜniversitesi öğrencileri boykot yürüyüşünü dördüncü gününde sürdürdü
Ege Üniversitesi öğrencilerinin irade ve hak gasbına karşı yürüttükleri akademik boykot dördüncü gününde sürdü. Yemekhane önünde bir araya gelen öğrenciler, “Üniversiteler ayakta, akademik boykota” yazılı pankart ve “İşçiler greve, öğrenciler boykota”, “ODTÜ’ye selam direnişe devam”, “AKP’den hesabı gençlik soracak”, “Birleşe birleşe kazanacağız”, “Diplomasız Erdoğan” sloganları ile kampüs içinde fakülteleri dolaşarak yürüyüş gerçekleştirdiler.
Ege Üniversitesi öğrencilerinin yürüyüşü forumların düzenlendiği Şölen Alanı’nda son buldu. Forumda akşam 18.30’da Küçükpark’ta buluşma kararı alındı.
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi ve Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Fakültesi öğrencileri Türkiye’nin farklı üniversitelerinde öğrencilerin maruz kaldığı şiddet, baskı ve antidemokratik uygulamalara karşı ortak bir çağrıya uyarak buluştu.
Fotoğraf: Evrensel
Beyaz önlükleriyle bir araya gelen öğrenciler fakültenin içerisinde “Hak, hukuk, adalet” ve “Susma, sustukça sıra sana gelecek” sloganlarıyla yürüdüler. Hastanenin yanından yürürken huzuru bozmamak adına yürüyüşüne sessiz devam eden öğrencilere hastalar ve sağlık çalışanlarından da destek geldi. Ülkedeki mevcut koşulların eğitim ortamının güvenliğini ve özgürlüğünü tehdit ettiğini ifade eden öğrenciler var olan haksızlıklara, hukuksuzluklara, adaletsizliğe karşı tepkilerini dile getirdi. (Evrensel)
Boykot etkinliklerinde yarışma sorusu Evrensel oldu
Ankara Üniversitesi'nde dersleri boykot eden öğrenciler, eylem ve etkinliklerini sürdürüyor. İletişim Fakültesi'nde bu kapsamda düzenlenen bilgi yarışmasında "Kurulduğu gündne beri öğrenci hareketinin yanında olan basılı yayın organının adı nedir?" sorusu soruldu. Yanıt Evrensel Gazetesi oldu.
Ankara Üniversitesi'nde öğrencilerin boykot etkinliklerinde yarışma sorusu Evrensel oldu
Türkiye’yi uluslararası sermayeye “kârlı ve güvenli bir liman” diye pazarlayan Erdoğan iktidarı tekellere yeni hukuki güvence verdi: Yasal değişiklikler olumsuz etkilerse vergi indiriminden kamu alım garantisine uzanan ve toplamı 1.1 trilyon lirayı bulan teşvikler verilecek, kârlılıkta risk sıfırlanacak. Geleceksizliğe, yoksullaşmaya ve siyasal baskılara karşı sokağa çıkanlara ise daha fazla gözaltı ve tutuklama vadediliyor.
Evrensel'i Takip Et