2 Nisan 2025 05:06

Hacettepe Üniversitesi öğrencisi

25 Mart Salı, direnişin 7. günüydü. Birkaç gün öncesinde maruz kaldığımız biber gazı ve tazyikli suları saf suyla yıkayarak arındırmış olsak da özgürlüğe ve adalete olan şevkimizi, bedenimizle beraber sokağa sürükledik. Her bir ağızdan çıkan farklı ritimlerdeki ortak fikirle yürüdük. Yağmur yağarken altında durmanın getirdiği bir ahmaklık hissi vardır ya, o gün yağacağını bildiğin halde ne şemsiye alırsın ne de evde durursun. Yine ıslanacağımı bilerek ne şemsiye almıştım ne de evde durmuştum ama bu sefer farklıydı. 

Bu sefer tek değildim. O gün, ülkemde her gün yapılan çeşitli haksızlıklara, namıdiğer yolsuzluklara ses çıkaran birkaç arkadaşımla yürürken ıslandım, bir yere yetiştiğimiz yoktu zaten, elbet kururdu. İki gün sonra bir arkadaşım, ‘O suyun kuruduktan sonra bile saatlerce yakmasını ve benim onu yıkayamayışımı asla unutmayacağım’ demişti ve ben de bu yaşadığı şeyi dediği andan itibaren ara ara anımsıyorum. O gün, benimle beraber yürüyen arkadaşlarımdan birkaçı darbedilip nezarethanede tutuldular.

Anayasa’ya aykırı hiçbir eylemde bulunmadığımızı biliyorduk her birimiz ama zaten bizleri ayaklanmaya teşvik eden şey, bunun bir geçerliliğinin olmamasıydı. Haber okumamak, hareket almamak ya da ağlamamak çok zor. Her sabah uyandığım vakitten eylem vaktine kadar içimi bir ürperti sarıyor. Kalbimle boğazım arasında upuzun bir kuyudan halatla ağır ağır yukarı çıkan bir adam varmış gibi hissediyorum ama korkuyu yenmenin ilk adımı olan kabullenişle yürüyorum çünkü orada tek olmayacağımı ama bir olacağımızı biliyorum. Ya hep beraber ya hiçbirimiz!  Evime bayram için döndüğümde direnişin 11. günüydü. Arabada iki kere ağladım, yediğim yemekler yol boyu beni aşırı rahatsız etti. Ben eve dönmek istemiyordum.

Yolda bayram için ne yapalım diye sordu annem, “Benim sıra arkadaşlarıma borcum var, yürüyeceğim” dedim. Devamında birkaç saat arayla gelen öğrencilerin tahliye edildiği haberleri biraz da olsa rahatlattı beni ama burada olmak sadece geriye gidiyormuşuz gibi hissettiriyor ya da sanki buradan hiç gitmemişim gibi. Babam ne için savaştığımızı sorduğunda çok iyi açıklayabiliyorken, ne elde edeceğimizi düşündüğümü sorunca tıkanıyorum. Sanırım bizim nesli amaçsızlıklar değil, destinasyondan yoksun olmamız yoruyor. Gündüz ve öğleleri uyudum, bir şeyler düzelene kadar uyanmak istemedim. Bugün bayram, serbest kalsın çocuklar! Bu direnişimiz ‘Balkan baharı’ olarak anılıyor, ben de hep bir cumhuriyet dönemi yazarı olmak istemiştim.

Evrensel'i Takip Et