"Gençliğin cezası direnmekse, direnmeye devam edeceğiz"
"Gençler süreci yalnızca bir “tepki” değil, aynı zamanda yeni bir politik dilin, dayanışmanın, ortak aklın inşası olarak görüyor. Sorular çoğalıyor: Neredeyiz? Nasıl örgütleniriz? Kime sesleniyoruz?"

Fotoğraf: Evrensel
Burcu Gülaçtı Ökdemir
Bursa - Ekrem İmamoğlu’na verilen hapis cezasının ardından Bursa’da bir araya gelen gençlik hareketi, bu süreci yalnızca bir belediye başkanının hak ihlali olarak değil, yıllardır süren birikmiş öfkenin ifadesi olarak değerlendiriyor. 19 Mart’tan bu yana sokakta, forumda, parkta söz alan gençler, “Artık yeter” diyor. Bu sesin en güncel hali ise Bursa Direniş Hareketi, Uludağ Üniversitesi Tiyatro Öğrencileri ve Bursa Gençlik Dayanışması’nın ortak açıklamasında yankılandı: “Onlar gidecek, biz kalacağız.”
Yalnızca İmamoğlu değil, geleceğimiz yargılanıyor
Yapılan ortak açıklamada, gençliğin öfkesi sadece bir isme değil, AKP’nin yıllardır süren baskıcı rejimine, yoksulluğa, işsizliğe, umutsuzluğa ve geleceksizliğe yönelikti. “İfade özgürlüğümüz, toplanma hakkımız ve anayasal güvencelerimiz sistematik bir şekilde ihlal ediliyor. Arkadaşlarımız yalnızca bu hakları kullandıkları için tutuklandılar” denildi.
Bursa’da 19 gencin tutuklu yargılandığı, Türkiye genelinde ise 301 öğrencinin hukuksuz şekilde cezaevinde tutulduğu vurgulandı. Açıklamada, Erdoğan’ın gençliği susturma çabasına karşı şu sözler öne çıktı: “Kendi iktidarına doğan gençliğin öfkesini, cezaeviyle bastıramayacaksınız.”
Gençlik örgütsüz değil; arayışta ve sokakta
Alanda yer alan gözlemlerimiz, gençlerin yalnızca birer izleyici olmadığını, giderek örgütlenmeye, dayanışmayı büyütmeye ve politik hat kurmaya çalıştığını gösteriyor. “Neden yürümüyoruz mesela biz?” diye soran gençler, henüz eyleme geçememenin nedeni olarak örgütlenme deneyimsizliğini işaret etti. Ancak bu boşluğun bilinciyle birlikte, önceliğin birlikte bilinçlenmek ve harekete geçmek olduğunda hemfikirler.
Ekonomik boykot, sokak, dayanışma...
Alanda, yalnızca hukuksuz tutuklamalara değil; aynı zamanda otoriterliğin tüm alanlarda hayatı kuşatmasına karşı tepkiler vardı. Depremde 4 gün boyunca Hatay’a gelmeyenlerin, boykot çağrısında kahve dükkanlarının önünde barikat kurmasını eleştiren gençler, “Normalleştirmeyeceğiz. Bu bayramlar onların değil” diyerek tepkilerini dile getirdiler.
2 Nisan için yapılan ekonomik boykot çağrısı hatırlatıldı. Aynı zamanda CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in imza kampanyasına da destek açıklaması yapıldı.
“Onlar gidecek, biz kalacağız”
Sonuç olarak, gençler bu süreci yalnızca bir “tepki” değil, aynı zamanda yeni bir politik dilin, dayanışmanın, ortak aklın inşası olarak görüyor. Forumlarda, park buluşmalarında sorular çoğalıyor: Neredeyiz? Nasıl örgütleniriz? Kime sesleniyoruz?
Ve yanıt açık:
“Kendimizden başlayarak, çevremizi örgütleyerek, dayanışarak büyüyeceğiz.”
Evrensel'i Takip Et