İliç faciasında yaşamını yitiren Uğur Yıldız’ın ailesi: Kimse kader deyip susmasın
İliç’te altın madeninde can veren Uğur Yıldız’ın ailesi, hem kendi oğulları hem de ölen diğer işçiler için adalet istemekte kararlı: “Yaşananlar kader değil cinayet. Tüm sorumlular cezalandırılmalı.”
Elif Ekin Saltık
[email protected]
Erzincan – İliç’te SSR Mining ve Çalık Holding ortaklığına ait Anagold Altın Madeninde 13 Şubat 2024’te yaşanan siyanürlü liç yığınındaki çökme nedeniyle 9 işçi can verdi. Can kaybının yanı sıra büyük bir çevre felaketi de yaşandı. Liç alanına yığılan 10 milyon metreküp toprak, Sabırlı Deresi’nin bulunduğu vadiye aktı. Facianın göz göre göre geldiği, arkasında büyük ihmallerin olduğu ortaya serilirken geçtiğimiz ay görülen davanın birinci duruşmasında da kâr hırsının insanı ve doğayı nasıl hiçe saydığı bir kez daha ortaya çıktı. Madende toprak altında kalarak can veren işçilerin ailelerinden 4’ü davaya müdahil oldu. Madende can veren Uğur Yıldız’ın ailesi, Uğur’un ve diğer 8 işçinin kanının yerde kalmaması için mücadele ederek çağrı yapıyor: “Kimse kader deyip susmasın. Tüm sorumluların cezalandırılmasını istiyoruz.”
‘Hayallerimiz yarım kaldı’
Konuk olduğumuz Uğur Yıldız’ın evinde eşi Gamze Yıldız, faciadan sonra 1 yıla yakın bir süre Uğur’la birlikte yaşadığı evine dönemediğini anlatıyor. Uğur’un ailesinin Erzincan’a gelmesiyle birlikte eve gelebildiğini dile getiren Gamze, “Ölenler gidiyor ama kalanlar da geride ölü gibi yaşıyor” sözleriyle tarif ediyor yaşadığı acıyı. Faciadan sonra normal bir yaşantılarının kalmadığına vurgu yapan Gamze, “Uğur’dan sonra kendi yaşantıma dönemiyorum. Her yerde onun yokluğunu, eksikliğini yaşıyoruz. Sadece yaşadığın için yaşamak zorunda kalıyorsun aslında. Yeni evliydim, çok hayallerimiz, planlarımız vardı. Hepsi yarım kaldı. İçimde kocaman bir boşlukla, yarım kalmışlıkla yaşamaya devam ediyoruz” diyor. Bir daha dünyaya gelsem yine Uğur ile evlenmek isterim diye konuşan Gamze, Uğur’u şu sözlerle anlatıyor: “Biz birbirimizi çok dengeleyen, çok iyi anlayan bir çifttik. Hani derler ya ‘ruh eşi’ diye, öyleydik. Birbirimizin eksik yanlarını tamamlardık. Hiçbir şekilde kırılmadım, umarım ben de onu kırmamışımdır.”
‘Oğlumla birlikte ben de öldüm’
“Benim oğlum mükemmel bir evlattı, kimseyi kırmadı, incitmedi” ifadeleriyle oğlu Uğur’u anlatan anne Sevda Yıldız, Uğur’un kendilerine yol gösteren, akıl veren olduğunu söylüyor. Uğur’un ailesini hiç kırmadığını, incitmediğini dile getiren anne Yıldız “Ben de kıyamazdım ona. Hiç kimse ona bir şey söylemesin, kırmasın isterdim. Oğlum gitti, oğlumla birlikte ben de öldüm. Sanırım o bizim en neşelimiz, güler yüzlümüz ve hayat dolu olanımızdı. Onun suratını hiç asık görmedim” ifadelerini kullanarak anlatıyor Uğur’u.
‘Dokuz canın mücadelesini vereceğiz’
Fotoğraf: AFAD
Oğlunun mezarının başında onun hayatını elinden alanlara karşı mücadele edeceği sözünü verdiğini hatırlatan anne Yıldız “Onu benden koparıp alanların yanına asla bırakmayacağım. Bu benim artık tutunacağım tek dalımdır. Unutmasınlar beni, benim yüzümü de hiç unutmasınlar. Her seferinde karşılarına dikileceğim, asla da vazgeçmeyeceğim. Belki oradaki aileler susmuş olabilir. Acilde yaşlı bir teyze vardı, ‘Oğlumu bana verin’ diyordu, ölenlerden birinin görme engelli iki kardeşi vardı, babaları vefat etmiş. Onların da hakkını arayacağım. Aileler ister bizimle olsun ister olmasın. Ne pahasına olursa olsun 9 canın mücadelesini sonuna kadar vereceğiz. Adalet bir gün yerini bulacak” diye konuştu.
‘Murat Kurum da yargılanmalı’
İlk duruşmada tutuklu sanıkların serbest bırakılmamış olmasının içlerini bir nebze olsun ferahlattığını dile getiren anne Yıldız, “Diğer suçluların da mahkemeye getirilmesini, onların da yargılanmasını istiyorum. Tabii ki Murat Kurum da yargılanmalı. Çünkü bence en büyük suçlu odur. Siyanür sızıntısı olduğu zaman madenin yeniden açılmasına onay veren kişidir” dedi. Bu faciada en büyük suçlunun devlet olduğunu düşünen anne Yıldız “Facia olduğu zaman bakanlar geldi, ‘Suçlular yargılanacak’ dediler. Gerçek suçlular ortaya çıksın ve cezalarını çeksin o zaman. Bize verdikleri sözleri tutsunlar. Cengiz Demirci nerede? Onun arkasını neden koruyorlar? Adalet, adalet diyoruz da adalete de güvenmek istiyoruz. Adalete güvenmemizi de istiyorlarsa ocağı kapatsınlar. Önce ocak kapansın” çağrısını yaptı.
‘Maden kesinlikle kapatılmalı’
Ailelere de yitirdikleri canlarına ve topraklarına sahip çıksınlar diye seslenen anne Yıldız “Kader deyip susmasınlar. Bu kader değil cinayettir, ihmaldir. Onlar da bunun kader olmadığının gayet farkındalar ama Anagold’a mahkum olmuşlar. Topraklarımızın, suyumuzun, havamızın zehirlenmesine izin vermesinler. Onlar zaten ayaklanırsa herkes onlara destek olur. Her şey para değil. Biraz onlar da mücadele etsin” diye konuştu. Bu sırada söze giren Gamze Yıldız son söz olarak şunları söyledi: “Bugün bu 9 canı göz ardı edenler yarın kendileri böylesi bir faciayı yaşayabilirler. Lütfen göz yummasınlar. Onlar da ses çıkarsınlar. Yarın gidenin on, yirmi, otuz can olmayacağı ne malum. Başka iş imkanı istesinler. Maden kesinlikle kapatılsın. Hem doğamıza hem suyumuza her şekilde zararı var. Bu çağrımızı bilsinler, duysunlar. Zaten bunun farkında olan insanlar. Her şey yeterince ortada.”
Evrensel'i Takip Et