Siyaset Bilimci Elçin Aktoprak: İktidar bütün rakipleri bertaraf etmeye çalışıyor
Aktoprak, son süreci değerlendirdi: "İktidar küresel olarak elverişli bir ortam bulmuşken, bütün rakipleri bertaraf etmenin yollarını arıyor. 2016'da ilk kayyımın atanmasıyla başlayan bir durumdu."

Fotoğraf: ANKA
Dilan Temiz
[email protected]
19 Mart’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan eylemler, İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından da devam etti. Özellikle gençlerin ve öğrencilerin katıldığı eylemlerde polisin sert müdahalesi ve yapılan boykot çağrılarına, eylemleri hedef alan açıklamalar da iktidar tarafından devam ediyor. Siyaset Bilimci Elçin Aktoprak, yaşanan süreci “Muhalefete yönelik uzun zamandır inşa edilen sıkıştırmanın ve artık sıranın CHP’ye geldiği bugün en son aşamadayız. İktidar küresel olarak elverişli bir ortam bulmuşken, olası bütün rakipleri bertaraf etmenin yollarını arıyor. Muhalefet için çeşitliliği, çoğulculuğu içeren, birbirini dinleyen, dikkate alan bir duruş önemli. ‘Ya hep beraber’ sloganındaki ‘hep beraberi’ nasıl bir eşitlik içinde kuracağımız hayati önemde. Tüm mümkünlerin kıyısındayız” diyerek değerlendirdi.
Elçin Aktoprak, muhalefete yönelik operasyonların uzun süredir yavaş yavaş inşa edildiğini, bunun da ilk sıkıştırma olmadığını belirtti. Aktoprak, “Artık sıranın CHP’ye, ana rakibine geldiği bir dönemden geçiyoruz. 2016’da ilk kayyım atandığından beri aslında bu yavaş yavaş inşa edilen bir durumdu. Dolayısıyla da bugün en son aşamaya gelindi” dedi.
"Elverişli bir ortamda bütün rakipleri bertaraf ediyor"
Aktoprak, iktidarın planına dikkat çekerek “Kendisine küresel olarak elverişli bir ortam bulmuşken, olası bütün rakipleri bertaraf etmenin yollarını arıyor” dedi. Türkiye’de hapse atılan liderlerin cezaevinden çıktıklarında daha güçlü olduklarını belirten Aktoprak “Ama bugün içinden geçtiğimiz dönem çok farklı. Dolayısıyla bu dönemde ne zaman çıkacaklarını, nasıl çıkacaklarını tahmin edemediğimiz için, şu an olan bitene baktığımızda, en önemli rakibini ortadan bir süreliğine de olsa geri plana çekmiş gözüküyor” diye konuştu.
Aktoprak, mevcut durumun sonuçları üzerine kesin yargılar için uygun bir dönem olmadığını aktararak “Çünkü en iyi sloganlardan biri ‘Bütün mümkünlerin kıyısındayız’ sloganıydı. Gerçekten bütün mümkünlerin kıyısındayız. Bu iyiye doğru bir devinim, bir hareketlenme de olabilir. Umudumuz o yönde. Ama daha kötü de olabilir” ifadelerini kullandı.
Küresel olarak iç politikadaki bütün antidemokratik uygulamaların genelgeçer olduğuna vurgu yapan Aktoprak, “O yüzden de buradan el arttırarak ve cesaret alarak hareket edildiğini düşünüyorum” dedi.
"Bu kez farklı bir dinamikle karşı karşıyayız"
Bugün sokağa çıkan gençlerin ve toplumsal hareketin 2013’teki Gezi direnişi ile kıyaslandığına dikkat çeken Aktoprak, o dönem ile farklılıkların da benzerliklerin de olduğunu söyledi. Aktoprak bugüne dair iktidarın artık çok daha kurumsallaşmış bir otoriter rejim olarak karşımızda olduğunu göz önünde bulundurmak gerektiğini ve dikkate alınması gereken noktanın bu olduğunu vurguladı. Sıklıkla iktidar aklının da hafife alındığını aktaran Aktoprak “Hafife almamak ve buna göre hareket etmek gerekir” uyarısında bulundu.
Erdoğan ve Bahçeli’nin sokağı ve eylemleri hedef alan açıklamalarına değinen Aktoprak, “Elbette ki farklı tehditlerle insanları korkutmaya, insanların iç savaş korkusunu tetiklemeye çalışacaklar. Bahçeli’nin de yaptığı bu, Erdoğan’ın da sürekli söylediği bu. Bu her dönemde karşımızda olan bir şey. Ama bu sefer sokakta daha farklı bir dinamikle de karşı karşıyayız. Gerçekten çok genç, çok dinamik. Belki örgütlenme konusunda geçmişe göre daha zayıf ama neyle karşı oldukları konusunda daha net bir kitle ile karşı karşıyayız. Diğer taraftan bu kitlenin kendi içindeki çoğulculuğu da tartışmaya açık. İşte cinsiyetçi küfürler, aşırı ırkçı, milliyetçi sloganlar da zaman zaman karşımıza çıkabiliyor. Bunları da göz ardı edemeyiz” şeklinde konuştu.
Fotoğraf: Elçin Aktoprak'ın kişisel arşivinden
"Silivri herkes için tehdit olmaktan çıkıyor"
“Tüm olanlara rağmen tabandan dinamik bir muhalif hareket örgütleniyor” diyen Aktoprak şunları söyledi: “Bu anlamda hem sokak protestoları hem de Maltepe mitingi çok önemliydi. Bu insanların yavaş yavaş korku duvarını aşmaya başladığını gösteriyor. Artık herkes için Silivri bir tehdit olmaktan çıkıyor gibi gözüküyor.”
"Boykot anlayacakları önemli bir dil"
Boykotun çok akıllıca bir hareket olduğunu belirten Aktoprak, Özgür Özel’in söylediği ‘Bu yapılanlar cezasız kalmayacak’ vurgusunu da önemli bulduğunu aktardı ve “Çünkü artık Türkiye’de cezasızlık bütün toplumsal muhalefetin karşı olduğu bir durum. İnsanlar gündelik hayattan siyasi alana kadar her yerde bundan çok rahatsızlar” diye konuştu.
Muhalefetin bundan sonrasına dair, nasıl bir eylem planı olmalı veya nasıl örgütlenmeli sorularına dair, Aktoprak şöyle dedi: “Daha çeşitliliği, çoğulculuğu içeren, birbirini dinleyen, geçmişten bugüne söylenen sözleri dikkate alan bir muhalif duruş önemlidir. Burada sürekli altını çizmemiz gereken nokta, muhalefetin örgütlenirken aşağıdan, çoğulcu ve demokratik bir yapılanmayla ve ideolojiyle örgütlenmesi. Bu siyasal alanda böyleyken ekonomik alanda da böyle. Bu sebeple boykotun kıymetli olduğunu düşünüyorum. Belki de anlayacakları dil bu olabilir.”
"Süreçte yol haritasının olmaması sorun"
Bir taraftan da devam eden ‘süreç’ tartışmalarına değinen Aktoprak, en baştan beri bir yol haritasının olmamasının en büyük sorun olduğunu söyledi: “Dolayısıyla da bu sorun hâlâ devam ediyor. Ama bu süreçte bir yandan orada verilen bir mücadele zemini yerine bir barış arayışı var. Gösterilerde çok fazla ırkçı sloganla karşı karşıya kalındığını biliyoruz. Kürt hareketiyle birlikte bir dil kurmak gerekiyor.”
"Hep beraberi nasıl tanımladığımız önemli"
Sadece Kürt hareketiyle değil, toplumsal alanda dışlanmış tüm kesimlerle, LGBT’liler, kadınlar ve tüm kendini baskı altında hisseden seslerle birlikte ortak bir dil kurulabileceğini söyleyen Aktoprak, “Kurtuluş yok tek başına hep beraber ya hiçbirimiz’ diyorsak, oradaki ‘hep berberi’ nasıl tanımladığımız son derece önemli. Bu yüzden barışı toplumsallaştırırken, toplumsal muhalefet örgütlerken, ‘hep beraberi’ nasıl bir eşitlik içinde kuracağımız hayati önem taşıyor” dedi.
Evrensel'i Takip Et