Almanya'dan Türkiyeli üniversite öğrencilerine destek: Uluslararası düzeyde örgütlenerek karşı koyabiliriz
Almanya'daki öğrenci temsilcileri etkinlikte bir araya gelerek Türkiyeli üniversite öğrencilerine destek açıklaması yaptı. Öğrenciler, Emek Gençliğinin "genel grev genel direniş" çağrısını destekledi.
Ankara- DIDF Jugend ve IJV (Internatioanl Jugend Verein) çağrıları ve Almanya'daki çok sayıda öğrenci temsilciliğinin katılımıyla etkinlik düzenlendi.
Türkiyeli öğrencilerin mücadelesinin tartışıldığı etkinlikte, "Ancak kolektif olarak ve uluslararası düzeyde örgütlenerek saldırılara karşı koyabiliriz" denildi.
Emek Gençliği üyesi Türkiyeli öğrencilerin çevrimiçi katıldığı, hem yüz yüze hem çevrimiçi olarak gerçekleştirilen etkinliğe Hamburg, Berlin, Hannover, Göttingen, Münster, Frankfurt, Darmstadt, München, Duisburg, Essen, Marburg, Köln, Nürnberg, Bochum şehirlerinden 400'den fazla genç dahil oldu.
Etkinlikte Almanyalı öğrenciler, “Uluslararası dayanışma göstermek istiyoruz. Üniversitelerimizde çok sayıda Türkiye kökenli öğrenci arkadaşımız var ve Türkiye'den siyaset de buraya taşınıyor. Erdoğan Almanya'da oy arıyor. Burada bölünmüşlük körükleniyor ama Almanya'daki gösterilerde gördüğümüz gibi çok fazla dayanışma da var” dedi.
“230 milyon avroluk silah sevkiyatı yapıldı”
Etkinliğin açılışında "Almanya'da farklılık yaratmak istiyoruz. Çünkü Almanya Erdoğan hükümetini aktif olarak desteklemeye devam ediyor. Geçen yıl Almanya'dan Türkiye'ye 230 milyon avroluk silah sevkiyatı yapıldı. Alman hükümetinin Türkiye'den bir ortak olarak çıkarı var. Bunlar ekonomik çıkarlar: 55 milyar ticaret dengesi. Türkiye NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip. Bunun yanı sıra Türkiye ile bir sınır dışı etme anlaşması var. Alman hükümeti demokrasi hareketinin müttefiki değil. Bu nedenle bugün sadece sahadaki dostlarımız ve yoldaşlarımızla konuşmak ve Türkiye'deki durum hakkında daha fazla bilgi edinmek değil, aynı zamanda burada sahada baskı uygulamamız ve Türkiye'yi destekleyen Alman hükümetini bu desteğe son vermeye çağırmamız gerektiğini her zaman açıkça belirtmek bizim için özellikle önemlidir” ifadeleri kullanıldı.
Hamburg öğrenci temsilciliğinin hazırladığı ortak mesaj şu şekilde:
"Hamburg Ögrenci Temsilciliginden'den (AStA) Türkiye'deki protestocu öğrencilere selamlar. Cesur öğrencileri ve Erdoğan hükümetinin diktatörce tedbirlerine karşı büyük kişisel riskler alarak, baskılara rağmen Türkiye'deki protestolara katılan herkesi selamlıyoruz. Özellikle, milliyetci şovenizmin ötesinde bir toplum için mücadele eden hareket içindeki tüm ilerici ve anti-faşist güçlerle dayanışma içindeyiz.
Dünyanın dört bir yanındaki üniversitelerde zaman zaman protestolar gerçekleşmekte ve öğrenciler bu protestolarda önemli bir rol oynamaktadır. Alman medyasında sık sık "gelecekleri için sokaklara dökülen" "ülkenin en parlak beyinleri" anlatısı yayılıyor. Ancak gerçekte, öğrencilerin elitist düşünce tarafından yanlış yönlendirilmelerine izin vermedikleri ve kendilerini geleceğin liderleri yerine ücretli sınıfın bir parçası olarak gördükleri durumlarda, kapsamlı sosyal değişim potansiyeline sahip kitlesel hareketlerin ortaya çıktığı açıktır.
Arjantin'de üniversitelerdeki ciddi kesintilere karşı yapılan protestolar, Milei'nin kemer sıkma politikasına karşı geniş bir toplumsal seferberliğin parçasıdır. Endonezya'da öğrenciler, sendikacılar ve yerel inisiyatifler, askeri diktatörlüğün yeniden yürürlüğe girmesi korkusu yaratan yasa önerilerine karşı kendilerini savunuyor. Sırbistan'da öğrenciler tarafından başlatılan nöbetler ülke tarihinin en büyük gösterilerine dönüştü ve insanlar halk konseyleri şeklinde örgütlenmeye başladı.
"Üniversiteler toplum için özgürleştirici hareketin merkezleri oldu"
İmamoğlu'nun tutuklanmasından bu yana, Türkiye'deki büyük üniversiteler de protestolar için önemli bir arena haline geldi; ilerici öğrenciler öğretmenlerle birlikte dersleri boykot ediyor ve gösteri ve eylemlerin düzenlenmesine yardımcı oluyor. Türkiye'deki öğrencilerin, üstlendikleri rolün bilincinde olarak, çağımızın acil sorunlarını nasıl gündeme taşıdıklarını ve üniversiteleri tüm toplum için özgürleştirici bir hareketin merkezleri haline getirdiklerini görmek ilham verici.
Alman politikacıların Erdoğan'ın eylemlerini kınaması ve sözde Özgür Batı'nın liberal demokrasisini savunması, Türk rejimine verilen siyasi, ekonomik ve en önemlisi askeri desteğin devam ettiği göz önünde bulundurulduğunda tam bir alay konusudur.
Önde gelen Alman medya kuruluşları, Erdoğan'ın Avrupa'nın "kapı bekçisi" rolüyle Alman hükümetinden ciddi bir eleştiri beklemeyecek kadar önemli olduğunu açıkça itiraf ediyor. Dolayısıyla Almanya'da mülteci ve göçmenlere yönelik ırkçı seferberlik, Türkiye'deki rejimin diktatörlük heveslerine verilen destekle doğrudan bağlantılıdır.
Son olarak, Hamburg'daki bu üniversitenin rektörlüğünün de yaklaşık iki yıl önce ‘Dünyamızı Geri İstiyoruz’ konferansından Kürt grupların da organizasyonda yer alması nedeniyle salonları geri çekerek Erdoğan'ın gönüllü uygulayıcısı olduğunu hatırlatmak isteriz. Bu, Türk rejiminin kışkırttığı ve birkaç hafta önce Hamburg Üniversitesi'ndeki bir AStA çalışanının evine yapılan baskınla daha da doruk noktasına ulaşan fikir özgürlüğü ve akademik özgürlüğe yönelik bir saldırıydı.
Tüm bunlar Türkiye'de tehdit altında olduğumuz şeylerle kıyaslandığında zararsız görünebilir. Ancak, bu faşist eğilimlerin sadece Avrupa dışında meydana gelen bir şey olmadığını, küresel bir bağlamın parçası olduğunu göstermektedir. Buna ancak kolektif olarak ve uluslararası düzeyde örgütlenerek karşı koyabiliriz.
Bu düşüncelerle, uluslararası dayanışmanın şerefine! Sizin yanınızdayız."
"ÖTK'lerin yeniden örgütlenmesi gerekiyor"
Emek Gençliği üyeleri de eylemleri ve tepkiyi oluşturan sürecin aslında daha geriye uzandığını ve Türkiye'de tek adam iktidarının oluşturduğu kriz ve baskı, yasak düzeninin yarattığı etkilerin bu tepkileri yarattığını dile getirdi. Ekonomik ve siyasal anlamda baskı altında yaşayan gençliğin sokaklara taşması için İmamoğlu'nun diplomasının iptalinin bardağı taşıran son damla olduğu da ifade edildi.
Üniversite gençliğinin çok büyük bir kesiminin 'Hükümet istifa' sloganı etrafında birleştiği söylenirken öne çıkan talepler ise şöyle sıralandı:
"İmamoğlu'nun diplomasının iptali geri çekilsin, üniversitede antidemokratik uygulamalar son bulsun. Rektörler seçimle belirlensin. Tutuklanan ve gözaltına alınan arkadaşlarımız serbest bırakılsın, cezalar geri çekilsin. Üniversitelerde polis ablukası son bulsun."
Etkinliğe katılan Emek Gençliği üyeleri, üniversitelerde boykotun nasıl örgütlendiğini, boykot komitelerinin nasıl oluşturulduğunu ve yapılan forumlarla boykotun örgütlenmesine nasıl karar verildiğini anlattı. Etkinlikte bu süreçten sonra bu tepkinin güçlü bir örgütlülüğe dönüşmesine ihtiyaç olduğu ifade edilirken Türkiye'de uzun süredir baskı ve yasaklarla susturulmaya çalışılan kitle örgütlerinden söz edildi ve bu direnişin öğrencilerin birlikte karar aldığı mekanizmalar olan ve 2018'de seçimleri ertelenen Öğrenci Temsil Kurulları (ÖTK)'lerin yeniden örgütlenmesi adına bir adım olduğu dile getirildi.
Üniversitelerde bölümlerde ve fakültelerde ÖTK'lerin örgütlenmesinin planlandığı vurgulandı. Gençlik mücadelesinin sınıf hareketiyle ve onun değiştiriciliğiyle birleşmesinin, tek adam yönetimini devirmek üzere politik mevzilerin güçlenmesinin önemi tartışıldı. (Evrensel)
Evrensel'i Takip Et