3 Nisan 2025 19:43

Küskünlük yılgınlık yok, ortak mücadele var!

Kayyumların kalkmasının, siyasi tutsakların özgürlüğünün, kalıcı barışın yolu AKP’nin “meşru bir zemine” çekmeye çalıştığı eylemleri görmezden gelmek değil büyütmekten geçiyor.

Küskünlük yılgınlık yok, ortak mücadele var!

Fotoğraf: Pexels

Nurgül DENİZ

Diyarbakır

19 Mart’ta İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve 28 kişinin gözaltına alınması; İmamoğlu ve beraberinde birçok kişinin diplomasının iptal edilmesinin ardından diploma iptali kararı alan İstanbul Üniversitesi öğrencileriyle başlayan ve neredeyse her kente, her üniversiteye sıçrayan bir sokak hareketi başladı. Üniversiteli gençler alınan kararların karşısında sokaklara çıktı, üniversitelerde ders boykotları başlattı. Meselenin İmamoğlu’nun tutuklanmasından çok daha fazlası olduğunu her fırsatta dile getiren öğrenciler, AKP’ye karşı birleşme çağrıları, “genel grev, genel direniş” çağrıları yaptılar ve yapmaya devam ediyorlar. Her protesto alanı AKP’nin kolluk güçlerinin saldırısına uğruyor. İlk günden beri binlerce genç sokaklarda, kampüslerde işkence gördü, işkenceyle gözaltına alındı, yüzlercesi tutuklandı. Ancak öğrenciler geri adım atmıyor, ders boykotlarıyla mücadeleyi üniversitelerin her alanına yayarak büyütüyorlar.

Bugüne adım adım gelindi

Bugünün şiddeti, baskısı, işkencesi AKP-MHP iktidarı tarafından adım adım inşa edildi. Kürt illerine atanan kayyumlar, kapatılan siyasi partiler, yasaklanan grevler, düşürülen vekillikler, gizli tanıklarla hazırlanmış hukuksuz iddianameler ve binlerce siyasi tutsak… Her sesi çıkanın şafak operasyonlarıyla evinden alındığı, her itiraz edenin terörist ilan edilerek hapsedildiği bir rejimi AKP-MHP iktidarı adım adım inşa etti. Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ve Şişli Belediyesi’ne atanan kayyum, faşizm inşasının en büyük adımlarından. Bugün üniversitelerden yükselen ses adım adım inşa edilen faşizme ve AKP’nin darbesine karşıdır.

Devlet Bahçeli’nin meclis açılışında DEM Parti sıralarına uzattığı elle başlayan adı konulmamış süreç, 27 Şubat’ta Öcalan’ın PKK’ye yönelik silah bırakma çağrısıyla devam etti. Kamuoyundaki tüm barış söylem ve talebine yönelik devlet tarafından bir adım atılmaması ve antidemokratik kayyım atamaları, Rojava’ya yönelik sınır ötesi operasyonların devam etmesi bir samimiyetsizlik olarak tartışılmaya devam etmekle birlikte AKP yükselen öğrenci ve halk hareketi karşısında Kürtleri direnişin dışında tutmanın bir aracı olarak adı konmamış barış sürecini kullanmaya devam ediyor. İstanbul’daki CHP belediyelerinin DEM Parti ile kurduğu kent uzlaşısını terör örgütü üyeliği ile eşdeğer tutup operasyonları ve kayyımları kendi tabanında meşrulaştırmaya çalışırken bir taraftan da alanı ülkücü faşist gruplara açarak Kürtleri alanın dışında tutmaya çalışıyor.

AKP eylemleri kendisi için zararsız bir zemine çekmeye çalışıyor

Mansur Yavaş’ın Şırnak Newroz’unda kolluk tarafından çocuklara verilen pamuk şekeri hedef aldığı “paçavra” açıklamasının ardından Zafer Partisi’ne yakın radikal milliyetçi grupların döviz ve sloganları ile kitleyi de milliyetçileştirmesine ve AKP’ye yönelik tepkilerin minimalize edilmesine yol açtı. Solcu, sosyalist, devrimci gençlerin şafak operasyonları ile gözaltına alınarak, tutuklanarak alandan uzaklaştırılması da eylemlerin AKP için zararsız, meşru bir zemine çekilmesine yol açıyor.

Bu noktada hem daha önce kendi başına gelenlere karşı verdikleri mücadelede Batı’dan destek görememiş, hem de güncel harekete katılsa da katılmasa da topa tutulan Kürt gençlerinin mücadeleye olan uzaklığına şaşırmamak gerekiyor. Özgür Özel’in mektubunun yuhalanması, sosyal medyada “biz 30 senedir TOMA suyuyla duş alıyoruz zaten” minvalindeki söylemler Kürt gençlerinin olaylara güncel bakış açısını özetler nitelikte: “Kalbimiz aslında sizinle, ama ne haliniz varsa da görün.”

Ortak mücadele olmadan ne barış sağlanır, ne kayyumlar gider

Ancak ortak mücadeleyi büyütmek Kürt gençleri için bir zorunluluk. Kürt gençliği barış ve eşitlik mücadelesinde yalnız değil; Batı’daki milyonlarca genç radikal milliyetçilerin bu provokasyonlarına kanmıyor ve Kürt gençliğini AKP-MHP faşizmini yıkmak için mücadeleye çağırıyor: Çünkü ortak mücadele onlar için de bir zorunluluk. Bugün belediyelerin sahiplerine teslim edilmesi, siyasi tutsakların serbest bırakılması ve kalıcı barışın inşasının yolu AKP’nin kendi meşru bir zeminine çekmeye çalıştığı eylemleri görmezden gelmek değil büyütmektir. Tutuklanan gençlere sahip çıkmak, hiçbir meydanı hiçbir sokağı mücadelenin dışında bırakmamaktır. Birleşik mücadelenin kazandırabileceklerini Van’daki kayyımın geri çekilmesinden, yerel seçimlerde AKP’nin aldığı yenilgiden biliyoruz.

Bu birleşik mücadeleyi kurmak ve büyütmek ise alan alan kalıcı birlikleri inşa etmekle mümkün. Bugün yükselen bu öğrenci hareketi barikatları aşarak, sokakları doldurarak bir eşiği aştı. Daha ilerisini inşa edebilmenin yolu ise okul okul, fakülte fakülte, sınıf sınıf kalıcı birlikler kurmak ve büyütmekten geçiyor.

EVRENSEL'İNMANŞETİ

'Aklı' sermayeye, eli cebimize

'Aklı' sermayeye, eli cebimize

Türkiye’de “akılcı, rasyonel ekonomi” adı altında uygulanan Erdoğan-Şimşek programı, sermayeyi ihya etti, enflasyon ve düşük ücret zamlarıyla emeği her geçen gün daha fazla ezdi. Programla enflasyon, 670 gün sonra ancak devraldığı yüzde 38 noktasına geldi. Emekçilerin gelirleri günden güne erirken, kaynak yüksek faizle sermayeye aktı.

BİRİNCİSAYFA
SEFERSELVİ
Boykot çağrısı yapan 11 kişi gözaltına alındı.

Evrensel'i Takip Et