Erişim engelleri üzerinden devlet ve sınıf ilişkisi
En temelde halkı uyutmanın ve aldatmanın bir aracı olarak şekillenen medyanın patronları, bugün halkın bilinçlenmesine ve örgütlenmesine hizmet eden hesaplara tek tek erişim engeli getiriyor.

Fotoğraf: TCCB/Murat Çetinmühürdar
Mustafa TEZCAN
Abbas VURAL
Kocaeli Üniversitesi
Geçtiğimiz iki haftada büyük sermaye ve onun Türkiye’deki temsilcisi olan tek adam iktidarı sadece sokakta kolluk kuvvetleriyle değil aynı zamanda televizyonlarda, ulusal kanallarda, gazetelerde ve dijital platformlarda muhalif olan bütün sesleri susturmak için elinden geleni yaptı. Evrensel muhabiri Nisa Sude Demirel ve ETHA muhabiri Elif Bayburt’un gözaltına alınması, Saraçhane'nin canlı yayında verilmesinin suç sayılması, protestoları yayınlayan kanallara RTÜK tarafından ceza verilmesi, X’te paylaşım yapan hesaplara erişim engeli getirilmesi gibi örnekler aslında durumun ne kadar ciddi olduğunu gözler önüne seriyor.
Sansürde algoritmaların rolü
Öncelikle son dönemdeki algoritma tartışmalarını hatırlayalım. Instagram’ın geçtiğimiz yıl Filistin’i destekleyen paylaşımları topluluk kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle sansürlemesi ve keşfette daha az görünmesini sağlaması, X platformunda da benzer bir şekilde “komünist” gibi kelimelerin, içerikleri filtrelemeye takması medyanın işini zorlaştıran gelişmelerdi. Ayrıca Google’ın algoritma değişiklikleri nedeniyle internet yayıncılığı yapan medya organlarının okur trafiği %60-80 oranında azaldı. Bu da gelirlerin aynı oranda düşmesi anlamına gelmekteydi. Gazete DuvaR’ın bu nedenle yayın hayatına son vermesi bu tartışmayı Türkiye’nin gündemine sokmuştu. Google konuya ilişkin hiçbir düzeltmede bulunmazken benzer bir durum daha önce Meta grubunda da görülmüştü. Tüm bu gelişmeler, 2025 yılının muhalif medya için daha da zorlu geçeceğinin sinyallerinden yalnızca birkaç tanesiydi. Ancak Türkiye’deki hiçbir basın organı son iki haftadaki gelişmeleri ve gelişen halk hareketinin kendi yayın hayatlarını bu kadar zorlayacağını tahmin etmiyordu.
Özgürlükler üzerinde dönemsel tavır
Son iki haftalık süreci tartışmadan önce X platformunun sahibi Elon Musk ve onun ifade özgürlüğüne dair liberal tanımını da hatırlamak gerekiyor. Musk, Twitter’ı satın aldıktan sonra platformda çeşitli değişiklikler yaptı: Hesap beğenilerinin dışarıdan görünümünü kapattı, kullanıcıların kendilerini engelleyen profillere erişmesini sağladı, beğeni ve takipçileri gizledi. Tüm bunlar, X platformunu “inceller” için güvenli bir alan haline getirdi. Musk’ın yaptığı açıklamalar ve attığı adımlarla aşırı sağı desteklemesinin bir nedeni de “incellerin” gözünde bir lider olmayı amaçlamasından kaynaklanıyordu. Bunun bir diğer ayağıysa kapitalizmin en gerici temsilcilerinin ona açacağı alanla uzay ve otomotiv gibi alanlardaki yatırımlarını ve kârlarını arttırması olacaktı.
Elon Musk’ın sahibi olduğu X, Türkiye’de erişim engeli getirilen bazı hesaplarla ilgili zaman zaman açıklamalar yaptı. “Dün, Türkiye Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun Türkiye sınırları içerisinde @metcihan, @artigercek, @haykobagdat gibi 126 hesabı engelleme emrine karşı Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunduk. X, kullanıcılarının küresel çapta ifade özgürlüğü haklarını korumaya kararlıdır ve kullanıcılarımızın ifade özgürlüğünü savunmak için mevcut tüm yasal yolları kullanmaya devam edeceğiz.” şeklinde bir duyuru yaptı.
Burjuva Medyanın Çifte Standardı
X, Mart 2024’te de Türkiye’de belirli hesaplara erişim engeli getirdiğini duyurmuştu. Şirket, bu kararı Türkiye hükümetinin talepleri doğrultusunda aldığını ancak tüm platformun engellenmesini önlemek için bu adımı attığını savunmuştu. Mahkeme kararlarına uyduğunu ancak aynı zamanda bu kararlara itiraz sürecini başlattığını da belirtmişti.
Bu örnekler, devlet ve burjuvazi arasındaki ilişkiye dair önemli çıkarımlar yapmamızı sağlıyor. Çünkü Genç Hayat dergisi dahil olmak üzere Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali ve tutuklanması sürecinde gelişen protestolara dair paylaşım yapan birçok hesaba da yine X tarafından erişim engeli getirildi.
Bütün bu tablo, basın ve ifade özgürlüğü denilen şeylerin yalnızca mevcut sistemin tehdit edilmediği durumlarda geçerli olabileceğini bizlere gösteriyor. En temelde halkı uyutmanın ve aldatmanın bir aracı olarak şekillenen medyanın patronları, bugün halkın bilinçlenmesine ve örgütlenmesine hizmet eden hesaplara tek tek erişim engeli getiriyor. Aynı patronlar duraklama dönemlerindeyse burjuva devletlere karşı mücadele ettiğini iddia ediyor. Ancak bu adımların yalnızca göstermelik olduğu da X örneğinden anlaşılabiliyor.
Halkın kendi medya araçları olması bir gerekliliktir
Bugün bazı akademik çevreler bu gelişmeleri “algoritma diktatörlüğü” gibi kavramlarla açıklasa da bunları yaşıyor olmamızın en temel sebebi içerisinde yaşadığımız “demokratik” düzen diğer bir adıyla burjuva diktatörlüğüdür.
Nitekim, halkların kendisine ait birkaç gazetesi dışında bugün kitle iletişim araçlarının tamamı burjuvazinin elinde ve burjuvazi, ulus fark etmeksizin ortak çıkarları etrafında birlikte hareket ediyor. Elon Musk ve Erdoğan iktidarı arasındaki ilişki tam da bunun bir örneği. Bu nedenle devletin sınıf karakterini teşhir etmeliyiz. Bunun önemli bir aracıyla halkın kendi iletişim araçlarıdır. Öğrencilerin de bir elin parmaklarını geçmeyecek bu araçlara sahip çıkması ve konuya ilişkin birikiminden yararlanması, ayrıca devletin sınıf karakterine ilişkin yeni içerikler üretmesi bugün karşılaştığımız sorunların çözümüne giden yolda önemli faydalar sağlayacaktır.
Evrensel'i Takip Et