5 Nisan 2025 14:41

HTŞ, Af Örgütü'ne verdiği yanıtta Alevi katliamını itiraf etti

Af Örgütü, HTŞ'nin Alevi katliamını kabul ettiğini duyurarak, kıyı bölgelerdeki Alevileri hedef alan saldırıları “toplu katliam” olarak nitelendirdi.

HTŞ, Af Örgütü'ne verdiği yanıtta Alevi katliamını itiraf etti

Fotoğraf: MA

Uluslararası Af Örgütü’nün Suriye'nin kıyı bölgelerinde Alevi katliamlarının savaş suçu teşkil edebileceğini ve HTŞ yönetiminin hesap verebilirliği sağlamasına yönelik çağrısı karşısında, HTŞ açıklama yaptı. Açıklamada, "Eski rejim kalıntılarının saldırıları" sırasında denilerek, "bazen mezhebi saiklerle, bölge halkına karşı ihlallerde bulunuldu. Bunun sonucunda devlet otoritesi geçici olarak kayboldu" denildi.

Uluslararası Af Örgütü tarafından yayımlanan raporda, güvenlik güçlerine yönelik yapıldığı iddia edilen saldırılar sonrasında "geçici hükümet" yanlısı milislerin 8-9 Mart tarihlerinde Tartus ve Lazkiye bölgesinde sivillere şiddet uyguladığı, kıyı kenti Banyas'ta ise 100'den fazla kişiyi öldürdüğü belirtildi. Af Örgütü, hedeflenmiş bir katliam olarak nitelendirerek, olayın bir savaş suçu kapsamında soruşturulması çağrısında bulundu. Af Örgütü, ölümlerin 32’sinin kasıtlı olarak öldürüldüğü teyit ederken; öldürmeden önce mağdurlara mezhepsel kimliklerini, özellikle Alevi olup olmadıklarını sorduklarını aktardı.

Rapora ilişkin açıklama yapan Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnes Callamard, infazları kınayarak, yaşananların "savaş suçu" olduğunu söyledi. Katliamdan sorumlu olanların hesap vermesini isteyen Callamard, "Adalet sağlanmazsa Suriye, daha fazla vahşet ve kan dökülmesi döngüsüne geri dönme riskiyle karşı karşıyadır" diye konuştu. Callamard, bu suçlara yönelik "bağımsız ve etkili soruşturmalar" yapılmasını istedi. 

Af Örgütü, HTŞ'nin Cumhurbaşkanı ilan ettiği Muhammed el Colani'nin soruşturma başlatma sözü verse de hayatta kalanların güvenlik güçlerinin sivilleri korumadığı ve saldırıları durdurmadığını ifade ettiğini aktardı. Birleşmiş Milletler ve Suriye İnsan Hakları Ağı’na göre de Lazkiye, Tartus ve Hama illerinde de yüzlerce kişi infaz edildi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi de başta Alevi olmak üzere bin 700’den fazla sivilin öldürüldüğünü bildirmişti.

"Bölge halkına karşı ihlallerde bulunuldu"

Uluslararası Af Örgütü’nün yayımladığı rapora ilişkin açıklama yapan HTŞ yönetimi, "Eski rejim kalıntılarının saldırıları sırasında, bazen mezhebi saiklerle, bölge halkına karşı ihlallerde bulunuldu. Bunun sonucunda devlet otoritesi geçici olarak kayboldu" ifadeleri kullanıldı. Açıklamada, “Bulguların değerlendirilmesi, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yetki, bağımsızlık ve geniş görev alanı verilen Bağımsız Ulusal Soruşturma ve Gerçekleri Araştırma Komisyonu’na aittir” denildi.

HTŞ, "silahlı Esad yanlılarını yeni kurulan güvenlik güçlerine saldırarak şiddet olaylarını başlatmakla" suçlayarak, söz konusu raporun “olayların daha geniş bağlamını” göz ardı ettiğini savundu. Açıklamada, şiddetin “önceden planlanmış” bir saldırıyla başladığı ve bu saldırının “eski rejimin kalıntıları tarafından ordu ve iç güvenlik personelini hedef aldığı”, ardından “intikam eylemleri ve ciddi ihlallerin yaşandığı” yaşanan olayların soruşturulacağı ve bir ay içinde bir rapor hazırlanacağı vadedildi.

HTŞ'nin açıklamasındaki önemli başlıklar maddeler halinde şöyle sıralandı:

-İnsan hakları örgütleriyle iş birliği yapmaya ve onların ülkenin her yerine erişim sağlamalarına izin verme konusunda hazırız.

-Kıyıdaki üzücü olayların, eski rejimin kalıntıları tarafından önceden planlanmış bir şekilde güvenlik güçleri ve orduyu hedef alarak gerçekleştirdiği hain bir saldırı ile başladı.

-Eski rejim kalıntılarının saldırıları sırasında, bazen mezhebi saiklerle, bölge halkına karşı ihlallerde bulunuldu. Bunun sonucunda devlet otoritesi geçici olarak kayboldu.

-Güvenlik güçlerinden yüzlerce kişinin şehit olmasının ardından, güvenlik boşluğu yaşandı ve bunun devamında intikamlar, aşırılıklar ve ihlaller meydana geldi.

-Bağımsız ulusal Soruşturma Komitesi, ihlalleri araştırma ve sonuçlarını otuz gün içinde yayınlama sorumluluğunu üstleniyor.

-Tüm vatandaşlarını, alt kimliklerine bakılmaksızın koruma ve eşit haklar ve yükümlülükler temelinde bir vatandaşlık devleti garantisi sağlama konusunda tam sorumluluk taşıyoruz. (Dış Haberler)

EVRENSEL'İNMANŞETİ

Sarayın açmazı

Sarayın açmazı

Türkiye’de neoliberal dönüşümü hızlandırarak uluslararası sermayeye bağımlılığı artıran Erdoğan-Şimşek programı yapısal sorunları derinleştirdi. Yargı operasyonlarıyla tetiklenen sermaye kaçışı arttı. Prof. Dr. Oğuz Oyan’a göre mevcut ekonomik program işlevsizleşti ve Saray iktidarı açmaza girdi.

BİRİNCİSAYFA
SEFERSELVİ
Elektriğe yüzde 25 zam geldi.

Evrensel'i Takip Et