Arınç'tan İsmail Saymaz tepkisi: ‘Bereket ki ağzı bantlanmamış, televizyona bağlanıp konuşabiliyor!’
Eski TBMM Başkanı ve eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, gazeteci İsmail Saymaz’ın adli kontrol nedeniyle evinden çıkamamasını eleştirdi. Arınç, “Sayın Saymaz ayaklarına takılan kelepçe yüzünden evinden dışarı çıkamıyor” dedi.
Bülent Arınç | Fotoğraf: Yavuz Emrah Sever/AA
Eski Başbakan Yardımcısı ve eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada basın özgürlüğü ve gazetecilere yönelik yargı süreçlerini değerlendirdi. Arınç, gazeteci İsmail Saymaz’ın adli kontrol şartıyla evinden çıkamamasını eleştirerek yaşananları hem “trajik” hem de “komik” olarak nitelendirdi.
Arınç, Saymaz’ın evinden televizyon yayınlarına katılabilmesine ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Yıllardır fikirleriyle objektif bir yazar ve gazeteci olan İsmail Saymaz, adli kontrol şartıyla evinden dışarı çıkamamaktadır. Bazı arkadaşları da maalesef cezaevindedir. Bu görüntü aynı zamanda komiktir; Sayın Saymaz ayaklarına takılan kelepçe yüzünden evinden dışarı çıkamıyor ancak bereket ki ağzı bantlanmamış, televizyona bağlanıp konuşabiliyor ve gazetesine yazılarını gönderebiliyor.”
Arınç, yaşanan durumu Nasrettin Hoca’nın türbesine benzeterek, “Bu hâliyle Nasrettin Hoca'nın türbesi gibi dört tarafı açık ama kapısında büyük bir kilit var. Bu durum beni gerçekten üzüyor ve utandırıyor” dedi.
“Gazeteciler özgür, basın tam anlamıyla hür olmalıdır”
Arınç, açıklamasında geçmişte medya kuruluşlarıyla ilişkilerden sorumlu olduğu dönemi de hatırlattı. 2009-2016 yılları arasında başbakan yardımcılığı yaptığını ve medya ilişkilerinden sorumlu olduğunu belirten Arınç, TRT, Anadolu Ajansı ve RTÜK gibi kurumların kendisine bağlı olduğunu söyledi.
Arınç, o dönemde basın özgürlüğünü geniş yorumladıklarını savunarak şu ifadeleri kullandı:
“Biz, basın mensuplarına ve gazetecilere Anayasa'da tanınan basın özgürlüğünü en geniş yorumuyla kullandırdık. Onların yaptıkları haberleri takdirle karşıladık. Basın özgürlüğü esas olmalıdır; çünkü bu, doğrudan ifade özgürlüğü ile ilişkilidir.”
Basın özgürlüğünün yalnızca belirli bir siyasi görüşe sahip gazeteciler için değil, tüm basın emekçileri için geçerli olması gerektiğini belirten Arınç, iktidarı destekleyen ya da muhalif olan gazetecilerin doğru ve dürüst haberciliğine ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
Arınç, “Bunun da ötesinde, gazeteciler görevlerini yaparken özgür, basın ise tam anlamıyla hür olmalıdır.” dedi.
Ergenekon sürecindeki gazetecileri hatırlattı
Arınç, açıklamasında Ergenekon soruşturmaları ve davaları sırasında gazetecilerin yargılanmasına da değindi. Gazeteciler Nedim Şener ve Mustafa Balbay’a destek verdiğini belirten Arınç, bilim insanı Mehmet Haberal’ın durumunu da gündeme getirdi.
Arınç, bu isimlerin suçlanmamaları gerektiğini söylediğini aktararak, “Bu haklı davranışımız geç de olsa karşılık buldu ve hepsi beraat etti.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan’ın sözlerine gönderme yaptı
Arınç, açıklamasının sonunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin grup toplantısında kullandığı “Ne mutlu ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var.” sözlerini hatırlattı.
Gazetecilerin eleştirilerinin, araştırmalarının ve haberlerinin de benzer bir anlayışla karşılanması gerektiğini belirten Arınç, yurttaşların haber alma özgürlüğünün kısıtlanmasına karşı çıktı.
Arınç, “Yurttaşların haber alma özgürlüğünün bu tür uygulamalarla kısıtlanması kesinlikle kabul edilemez ve doğru değildir.” dedi.
(Medya Servisi)Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et