12 Aralık 2013 06:00

Düzen partilerinin politikalarının bittiği yer: Hatay

Halit KATKAT

Yerel seçimlerde partilerin aday belirleme çalışmaları son hızla devam ederken mevcut sistemin yani darbe anayasası ile korunup kollanan sistemin devamından yana partilerin politikalarının bitme aşamasına geldiğini görmekteyiz. Bunun böyle olduğunu anlamak için uzman olmaya gerek yok. Partilerin gösterdikleri adaylara ve yerel yönetim hedeflerine bakınca görülüyor.
İktidar Partisi AKP yürüttüğü savaşçı dış politikasıyla adeta bir savaş alanına çevirdiği Hatay’a Büyük Şehir Belediye Başkan Adayı olarak Eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin’i göstermiştir. Bu muhterem zatın Adalet Bakanlığı döneminde Gezi olayları sırasında öldürülenlerin polis tarafından vurulduğu kamera kayıtlarıyla tespit edildiği halde sanık polisler adalete teslim edilmemiş ve korunmuştur. Buna karşılık parasız eğitim isteyen gençler anında tutuklanmış hapse atılmış ve yargılanmıştır. Reyhanlı da Adana Cumhuriyet Savcılığının bir hafta önceden polise uyarı yazısı göndermesine karşın önlenememiş ve 54 vatandaşımız bombalama eyleminde yaşamını yitirmiştir. Olayın gerçek failleri hala bulunamamıştır. Yine Cilvegözü Sınır Kapısında el Nusra güçlerinin saldırısı sonucu 13 vatandaşımız yaşamını yitirmiş ve failleri hâlâ bulunamamıştır. Uludere’de bombalanarak katledilen 34 köylünün ölümüne neden olanlar iki yıldan fazla bir süredir ortaya çıkarılamamış ve yargılanamamıştır. Paketle sunduğu demokrasinin içinden adalet çıkmamış; adalet sistemi gittikçe öç alma politikasına dönüşmüş; iktidarda olanlar ve polisler yargılanmazken, muhalif kesimler hapishaneleri doldurmuştur.
Şimdi böyle bir zatı muhteremin Hatay’a getireceği ne olabilir? Hataylıların yaşamına katacağı ne olabilir? Kentte sermayenin rant gelirlerini artırmaktan başka işe yaramayan birkaç bina veya AVM halkın huzur içinde yaşamasına yeter mi?
İktidar partisi vizyonunu tamamlamış olduğuna kanaat getirmiş olmalı ki bu kadar halkın gözünde yıpranmış birini hem de iktidar partisinin en çok ezdiği kentten aday gösterebiliyor. Ya da tersi iktidarın zorbalığının halkı sindirmeye yeteceğini ve “Odunu koysam kazandırırım” öz güveni olduğuna kendini inandırmış olmalı.
Ana muhalefet partisinin durumu da iktidar partisinden farklı değil. CHP Hatay’ı alayım da nasıl olursa olsun anlayışı ve şaşkınlığı içerisinde İskendeun’da üç dönem Belediye Başkanlığı yapmış ve sonunda CHP’li aday Yusuf Civelek karşısında yarışı kaybetmiş bir aday olan Mete Aslan’ı Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösteriyor. Bu aday için İskenderun Ses gazetesinin haberinde yazılanlar şöyle: ”İskenderun CHP İlçe Sekreteri Jorj Basus, Aslan’ın 2009 yerel seçimleri öncesinde kent barışını bozacak, her kesimi birbirine düşürecek anlayış sergilediğini belirterek, Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’yu mektupla uyardı. Basus, mektubunda ‘Bu kentte ‘Ya sev ya terk et’ diye bilbordlara afişler asan, Trabzon’da öldürülen Rahip Santano’nun arkasında ‘Müslüman mahallesinde salyangoz satıyor’ açıklamasını gazetelere yapan faşist bir anlayışa sahip bu şahsın adının CHP ile geçmesi bile bizim için utanç kaynağıdır” ifadesine yer verdi.
Alevi Kültür Dernekleri İskenderun Şube Başkanı Kemal Soysüren ve Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Kültür Vakfı İskenderun Şube Başkanı Düzgün Argun, kentte üç dönem belediye başkanlığı yapan Mete Aslan’ın alevi toplumuna genel anlamda ön yargılı yaklaştığını söyledi. Soysüren ve Argun, ortak açıklamasında şunları belirtti: “Mete Aslan’ın İskenderun’da üç dönem belediye başkanlığını hepimiz bilmekteyiz. Süreç içerisinde alevi toplumuna karşı genel anlamda ön yargılı yaklaşmış, defalarca cemevi talebimize rağmen her defasında değişik mazeretlerle sorunu çözmemiştir.
CHP eğer tabanın tepkileri nedeniyle Mete Aslan’ın adaylığını geri çekerse muhtemel Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mehmet Dönen olacaktır ki bu zatı muhterem İSDEMİR’de işçi olarak çalışırken bir dönem CHP’den milletvekili olmuş. Milletvekili olmadan önce Demir-Çelikte dağıttığı el ilanı olarak “Partim iktidar olursa memurlara grevli toplusözleşmeli sendika hakkı vereceğim” diye imzalı senet dağıtmıştır. Daha sonra 1.Çiller Hükümetinde Sanayi ve Ticaret Bakanı olmuş fakat verdiği bu senedi unutmuştur. Bu senet olayı o tarihte çıkan haftalık Gerçek dergisinde yayınlanmıştır. Daha sonraki dönemde Çillerin Genel Başkanı olduğu Doğru Yol Partisine geçmiştir. İşçilikten burjuva politikacılığına terfi eden bu zatı muhteremin işçi ve emekçilere vereceği hiçbir ufku olmadığı gibi diğer adaylardan bir farkı yoktur.
Gösterilen bu adaylara bakarak düzen partilerinin halkın taleplerini gerçekleştirmede birbirinden farkı olmadığı ve tükenmiş adayları tekrar tekrar aday göstermelerinin, onların yeni politikacılar yetiştiremediklerinin ve yeni politikalar da üretemediklerinin göstergesi olduğunu söyleyebiliriz. Ama bu durum halk için umutsuzluğun değil yeni umut ve fırsatların yeşerdiğinin göstergesi sayılmalı.

Evrensel'i Takip Et