Yatsan işçileri öğrenirken öğretiyor
Nedim Üçüncü
Gıda-İş İzmir Temsilcisi
Üç sendikayla başlayan Yatsan işçilerinin örgütlenme mücadelesi Öz İplik-İş Sendikasının çekilmesiyle iki sendikayla devam ediyor. 478 işçinin çalıştığı fabrikada 15 gün öncesine kadar işçilerin büyük çoğunluğu sendikal örgütlenmeye yabancıydı. Sendikalar ve konfederasyonlar arasındaki farkı bilmeyen işçiler bir taraftan DİSK/Tekstil ve TEKSİF sendikalarına üye olurken sendikaların mücadeleye yaklaşımlarını da tartışır hale geldi.
İşçilerin talebi ve iki sendikanın kabul etmesi üzerine 18 Ocak tarihinde yapılması gereken sendikal referandum iptal edilince işçiler referandum protokolü imzalayan sendikalara imzalarının arkasında durma çağrısı yapıyor.
DİSK/Tekstil yetkilileri imzalarının arkasında olduklarını referandum sonucu ne çıkarsa çıksın işçinin iradesine saygı göstereceklerini belirtiyorlar. Görüştüğümüz TEKSİF Sendikası ise kendilerinin işyerinde çoğunluğu sağladığını iddia ederek; çoğunluğu sağladığımız bir fabrikada biz neden referandum yapalım diyerek, referandumu kabul edemeyeceklerini söylüyor. Öz iplik-İş Sendikasından istifa ederek sendikalarına üye yaptıklarını söyleyen TEKSİF Temsilcisi Faruk Aksoy, 21 Şubat tarihinde yetkiyi kendilerinin alacağını iddia ediyor. İşyerinde yaşanan sendikal rekabetten çok şey öğrendiklerini ifade eden bir işçi, ben hiçbir sendikaya üye olmamıştım. Ama yaşananlar bana hangi sendikayı seçmem gerektiği konusunda bir fikir verdi. İşverenin fabrikaya getirdiği Öz İplik-İş Sendikası fabrikadan çekildikten sonra TEKSİF sendikası onun yerini doldurmaya çalıştı. Ustabaşılar işçilere baskı yaparak çalışma saatleri içerisinde ellerinde tabletlerle sendikaya üye yapıyorlar. Bazı işçileri tehdit ediyorlar, bazılarına maaş zammı teklif ediyorlar. Bunları görünce ben de düşündüm patronun işyerine gelmesini istediği sendika benim haklarımı savunabilir mi?
Bu iddiaları sorduğumuz Faruk Aksoy ustabaşlarına üç adet tablet verdiklerini doğrularken, baskı yapıldığı iddialarının asılsız olduğunu söyledi.
İşçiler bu yaşananların ardından işyerinde huzurlu çalışamadıklarını ifade ediyorlar. Sendikalara yönelik suçlamalar yapıldığını, hatta TEKSİF sendikasının Türk Bayrağı dağıtmasının bu gerginliği artırdığına dikkat çekiyorlar. Kendisinin “Allah’ına kadar sağcı” olduğunu söyleyen bir işçi, “Benim hakkımı en iyi savunacağını düşündüğüm için DİSK/Tekstil’e üye oldum. Bu mücadelede sonuna kadar varım” diyor.
Bir başka işçi de “Bugün sandıktan kaçan, işçilerin iradesini tanımayan bir sendikada biz nasıl örgütleneceğiz? Nasıl söz hakkımız olacak? Altına imza attığı metni ertesi günü kabul etmeyen, imzasının arkasında durmayan bir sendikacıya nasıl güveneceğiz?” diyor. İşçiler daha önce aralarında futbol konuşurken şimdi kendi geleceklerini nasıl belirleyeceklerini tartışıyorlar.
En son perşembe günü TEKSİF Sendikasının işçilere mesaj atarak Çalışma Bakanlığına yetki başvurusunda bulunduklarını söylemesinin ardından işyerinde huzursuzluğunun arttığı gözleniyor. Çay molaları ve yemek paydoslarında sendikaların konuşmalarına karşılıklı tepkilerin gelmesi üzerine; Tekstil Sendikasının önerisiyle her iki sendikaya üye işçiler bir araya gelerek bu sorunları nasıl aşacaklarını tartıştılar.
Sendikanın önerisine sıcak bakan işçiler; iki sendikanın ve işveren yetkililerinin de katılmadığı bir referandum yapılmasını ve bütün işçilerin en fazla oyu alan sendikaya üye olmasını istiyor. Bunu da yemek paydosunda sendikacılar konuşma yaparlarken “Sandık isteriz” diye tempo tutarak gösteriyorlar.
İşçiler kendilerinin iki haftada çok şey öğrendiklerini, sendikaların da öğrenmesi gereken en önemli şeyin, işçinin iradesini tanımayan sendikayı işçilerin de tanımayacağı olduğunu belirtiyorlar.
Evrensel'i Takip Et