Füruzan’ın ‘Kırk yedi’liler’i 40 yaşında
Sennur SEZER
Füruzan’ın 12 Mart muhtırası öncesi ve sonrasını anlatan romanı Kırk Yedi’liler 40. yılında. Bir kitabın ardında kırk yılı bırakması ve hâlâ okunabilmesi önemli bir olaydır. Hele bizim ülkemiz gibi edebiyatı kolay tüketen bir coğrafyada.
Bu kitaplardan biri hâlâ tazeliğini koruyan Kırk Yedi’liler. Bu romanın tazeliğinin acı bir yanı da var, roman bürokrat sınıfla halkın korunması gereken yaşlı ve çocukları arasındaki çatışmalarla başlıyor. Egemen sınıfların ezilenlerle çatışması söz konusu değildir elbet. Bu ilişkilerin ezmeyi, aşağılamayı hatta sömürmeyi gürültülü bir biçimde haklı gösterme çabası olarak özetlenmesi daha doğrudur. 1970 dönemini anlatan romanın Kırk Yedi’liler adı, 68 Kuşağı diye andığımız genç kız ve delikanlıların çoğunun 1947 doğumlu oluşundan yola çıkmış.
Bu genç kızlardan Emine’nin polis işkencesindeki günleri ailesinin halkla ilişkilerini gözlediği çocukluk yıllarına dönüş anımsamalarıyla başlıyor.
Emine hem annesi, hem babası öğretmen bir çocuktur. Evde ev işlerine yardımcı olsun diye barındırılan yaşıtı bir Karslı kız vardır: Kiraz. Bu kızın yattığı yer belirsiz, evsiz barksız ninesi de (Leylim Nine ) ara sıra çocukları beklemek için eve çağrılır. Annesinin kendileri dışındaki bu yoksullardan “onlar” nitelemesiyle söz etmesi, onların her türlü kötülüğe yatkın olduğunu ima etmesi, azla yetinmelerinin doğal olduğunu söylemesi Emine’yi “onlar”a yakın kılar.
Emine’nin iki kardeşi daha vardır. Büyüğü Seçil, güzel bir genç kızdır ve onun için düşünülen zengin eş ve seçkin evlilik onun canına kıymasına yol açacaktır. Küçüğü Kubilay ise tek erkek çocuk olmanın şımartılmasındadır. Emine’nin annesi Nüveyre Öğretmen bencilliğin acımasızlığındadır. Evliliğini, düzenini korumak için de “devlet, ahlak ve düzen” gibi korumacı saydığı sözler eder. Kızlarıyla anne-kız ilişkisini kuramamıştır. Emine gözaltından, nice işkenceden sonra salıverildiğinde sevgilisi Haydar’ın ailesiyle tanışır. Onların ilgisini kendi ailesinin ilgisinden daha yakın ve sıcak bularak onların yanına köye gitmeye karar verir.
Kırk Yedi’liler, Cumhuriyetin kuruluş yıllarından 1970’li yıllara bir hesaplaşmayı içeriyor. Bu bazen üniversite eğitimi irdelemesiyle yapılıyor: “İktisat okumayı seçerek, yurdumu, koşullarımı, tarihimizi araştırmaya kalktım. Halk içindir, diye sunulan şeylerin uygulama açısından, ekonomik birikim açısından neyini nasılını öğrenmeye niyetlendiğimde, anladım ki bize sunulanlarla işi çözememekteyim. Yaşanmışla yaşananın çelişkisi getirmiyordu bana öğretidir diye tekrarlananlar. Ben Anadolu insanının çocuklarından daha çok hayvanlarına acımasının ekonomik sosyal açıdan yerini saptamak istiyordum. Bize okutulun kitaplarda değişik coğrafya bölgelerine dağıtılmış insanlarımızı bulamadım. Benim insanlarıma gereken şeyler öğretilmedi bizlere. Yetmişindeki bir öğretim üyesinin, kapitalist ülkelerde gülünüp geçilecek kitaplarındaki acemiliğe şaştım. Bu fakültelerde para kazanacak bir delik bulunca, ceketini ilikleyip yerinde aldırmaz, yerinde alttan alacaklara yararlı bir yüksek eğitim yürürlükteydi.” Emine’nin sevgilisi yoksul köylü çocuğu Haydar yalnız üniversite sistemini değil, üniversitelileri de eleştirir.
Kırk Yedi’liler’de Füruzan’ın bütün anlatılarındaki gibi kahramanlardan biri “gurbet”tir. Bu gurbet insanın yüreğinde olsa da, anlatıyı en çok etkileyendir.
Evrensel'i Takip Et