Kolombiya’da korku kültürü sürüyor
Daniel KOVALIK
1996 yılında Noam Chomsky Kolombiya’da ve Latin Amerika’da süre giden ABD destekli “Kirli Savaş” konusunda “Korku Kültürü” [1] başlığıyla dehşet verici bir yazı yazdı. Rahip Javier Giraldo’nun Soykırım Demokrasisi isimli muhteşem kitabının giriş yazısı olan bu yazıda Chomsky şunları söylüyor:
“1980’li yılların başından itibaren ABD’nin güvenlik güçleri ve paramiliter ortaklarınca sürdürülen “kirli savaş” boyunca Kolombiya’yı yutan terör krallığına ilişkin Rahip Giraldo’nun belgelerini okuyan Kuzey Amerikalıların kafasında en çok şu iki gerçekliğin yer etmesi gerek: Birincisi, Eduardo Galeano’nun demokratik formlar ile totaliter terör kavramlarını birleştirerek terimleştirdiği “Demokra-diktatörlük”ün yarım kürede son yıllarda en kötü insan hakları ihlal kayıtlarını istiflemeyi başardığıdır. Dünyadaki insan hakları ihlalleriyle kıyaslandığında... İkincisi Kolombiya’da işlenen suçlarda ek birimler söz konusu... Bunların en önemlisi ise zengin bir ülkede ‘istikrarı’ sağlayan ve halkının büyük bir kısmının kabusu olan narko-militar toprak sahipleri şebekesine ait katilleri ve işkencecileri eğitenin ve silahlandıranın ABD hükümetinin olduğudur.”
KİRLİ SAVAŞ TÜM BÖLGEDE
Yine Chomsky, Kolombiya’nın başındaki paramiliter belasını yaratan ABD olduğu için Kolombiya’nın kendi halkına terör uygulayan paramiliter devletine ilişkin suçun büyüğünün bu ülkeye ait olduğunu söylüyor. Chomsky, Kenedy yönetimi zamanında Washington “yeni ölüm mangası stratejisini benimseyerek düzenli ordularımızı kontgerilla tugaylarına dönüştürmek için çok çaba harcadı” diyen Kolombiya’nın önceki Dış İşleri Bakanı Alfredo Vasquez Carrizosa’yı anıyor. “Kirli Savaş”ın 1980’lerin başında yalnızca Kolombiya’da değil tüm bölgede tırmandığını belirtiyor. Neden olarak da, Reagan’ın, bu yıllarda bölgeyi harabeye çeviren, geride, mevcut yapıyı desteklemedikleri hatta belki de “bölücü”lerin etkisinde kaldıkları için işkence edilerek öldürülüp parçalanarak ortalığa serpilmiş binlerce insan cesedi bırakan bu programları tüm bölgeye yaydığını gösteriyor.
1980’lerde, ABD’de çok sayıda vatandaşı bulunan El Salvador, Guatemala ve Kolombiya gibi ülkelerde ölüm mangası devletlerine ABD’nin verdiği destek basında aralıklı olarak tartışılıyordu. Örneğin 60 Minutes’de bu sorun üzerine haber programları izlediğimi ve hatta ABD Katolik Kilisesinde sohbetlerin bir başlığının da bu olduğunu hatırlıyorum. Buna karşın bu, bugün kamunun gündemine girebilen bir sorun olmayıp basında hemen hemen hiç yer almıyor. Bu nedenle bu konuda bilgi sahibi olan ABD’liler bile bu tür ölüm mangası devletlerinin geçmişte kaldığını düşünüyorlar.
BİNLERCE İNSAN FİŞLENDİ
Kolombiya’da, İnsan Hakları İzleme Komitesinin (HRW) Buenaventura konusunda hazırladığı yeni rapor, “Kirli Savaş”ın geçmişe ait bir şey olmadığını halen sürdüğünü, 1960’larda kurulmasına ABD’nin yardım ettiği paramiliter devletin Kolombiya’da saltanatını yürüttüğünü ve bu devlete ABD desteğinin devam ettiğini gözler önüne sermektedir. [2]
İnsan Hakları İzleme Komitesi, bir liman kenti olan Buenaventura’da -serbest ticaretin zaferlerine ilişkin örnek bir kent- yaptığı incelemelerde tüm semtlerin, semt sakinlerine baskı yapan, semtteki çocukları kendilerine katan, iş yerlerini haraca bağlayan ve isteklerine karşı çıkanlara karşı rutin bir şekilde inanılmaz boyutlarda şiddet uygulayan bu güçlü paramiliter ardıl grupların tüm semtleri kontrollerine aldığını tespit etti. Bu grupların dehşet verici şiddet eylemleri arasında Buenaventura sakinlerini kaybetmek var; son birkaç yılda bu konuda önemli bir skor -yüzlerce insanın kaybedilmesi- kaydettiler. İnsan Hakları İzleme Komitesi, çeşitli semtlerde semt sakinlerinin, grupların, kurbanlarını çoğu zaman canlı canlı boğazladıkları, kin evlerinden -doğrama evleri- söz ettiğini belirtiyor.
Yine İzleme Komitesi’nin açıklamalarına göre, Buenaventura’da sözümona sivilleri yüzde 84’ü Afro-Kolombiyalı- korumakla yükümlü polis ve deniz kuvvetleri bu şiddet olayları karşısında ya hiç birşey yapmıyor ya da paramileterlerle işbirliği yapıyorlar. Devlet yetkililerinin önünde soruşturulması gereken yüzlerce ihlal vakası olmasına rağmen bunlardan ceza alanların sayısı sıfır gibi birşey. Bu yüzden, “doğrama evleri”nin yerini polis dahil herkes bildiği halde kimse ihbarda bulunmuyor.
BUENAVENTURA’YI BİNLERCE KİŞİ TERK ETTİ
Devlet terörü sonucu on binlerce kişi Buenaventura’yı terk etmek zorunda kaldı. İnsan Hakları İzleme Komitesi’nin bildirdiğine göre Kolombiya’da 2011’den bu yana her yıl diğer kentlere göre Buenaventura’da daha çok insan kenti terk etmek zorunda kalmış. Resmi rakamlara göre yerinden edilen insan sayısı 2011 yılında 22.028, 2012’de 15.191 kişi ve 2013’de Ocak - Ekim arası 13.468. İnsan Hakları İzleme Komitesi (HRW) bağlantıyı belirtmiyor ancak ABD-Kolombiya Serbest Ticaret Anlaşmasının (FTA) 2011’de gerçekleşmesi ve Buenaventura’da şiddet FTA sonucu artan ticareti karşılamak için inşaa edilmiş olan karlı limanların kontrolünü ele geçirmek için uğraşan paramiliter gruplarca büyük ölçüde mahmuzlanması dikkat çekicidir.
Öte yandan Buenaventura bu konuda yegane örnek değil. Aslında Rahip Javier Giraldo’nun “Soykırım Demokrasisi (The Genosidal Democracy) “ kitabında da betimlediği gibi, Kolombiya, Ulusal Parlamentosunun az % 40’ının, giderek güçlenen ve “Kirli Savaşı” tüm ülkeye yayan paramiliterlerle bağlantısı olan paramiliter bir devlet [3] olmayı sürdürüyor.
Bu ölüm mangalarının 21 yy.da yarı küremizi taciz etmesi tuhafken daha da tuhafı baştan beri ölüm mangalarının yaratılmasına yardım eden ABD’nin bu şiddette sorumluluk almaması ve onun devamını sağlayan devlete ve orduya para yardımını sürdürmesi ve hatta bu mangaların varlıklarını sürdürdüklerini inkar etmesidir. Bu konuda tabi ki gidişat üzerine nadiren haber yapan ABD medyası da suç ortağıdır.
ABD medyası yalnızca ABD karşıtlarının gerçek ya da hayali suçlarına sabitlenir. Örneğin ABD inanılmaz düzeyde Venezuela’da son zamanlarda geçen şiddet olaylarıyla odaklandı. Bu şiddet-ki genelini ABD yanlısı muhalefetin gerçekleştirdiği- Kolombiya’dakinin yanında oldukça sönük kalmasına rağmen... Aslında bu durum Noam Chomsky ve Edward S.Herman’ın ileri sürdüğü savı doğruluyor: “değerli kurbanlar” ve “değersiz kurbanlar” vardır. “Değerli kurbanlar” yalnızca, ABD’nin sözde rakipleri ve düşmanlarınca kurban edilenlerdir. Kolombiya’daki - ABD’den en çok askeri yardım alan ülkelerden biri olan- kurbanlar ne yazık ki “değersiz kurbanlar”dır ve bu nedenle de pek üzerlerinde konuşulmaya değmez.
Notlar
[1] http://www.chomsky.info/articles/199607–.htm
[2] http://www.hrw.org/reports/2014/03/20/crisis-buenaventura
[3] http://bit.ly/1jibKWN
http://www.counterpunch.org’dan çeviren: Hilal Ünlü
Evrensel'i Takip Et