Dünyanın bütün baretlileri
Çağdaş GÜNERBÜYÜK
DİSK binasının önünde toplanan Şişli kolu TOMA ve biber gazı marifetiyle dağıtıldıktan kısa bir süre sonraydı. Eylemcilerin çekilip toplandıkları bir ara sokakta, sipariş götürmek üzere dükkandan çıkan genç, kask falan takmadan motoruna bindi. Sokakta baretle, kaskla, hiç olmadı şapkayla kafasını korumaya almayan tek kişi oydu, motorcu. O sırada yeniden gaz atılınca, “Yavaş”, “Sakin” kadar, “Arkadaşlar kafanızı kollayın”, “Eller enseye” sesleri duyuldu.
İstanbul’daki 1 Mayıs sıkıyönetimi, ister istemez akla geçen yılın, Gezi isyanını çağıran 1 Mayıs’taki gözü dönmüş saldırganlığı hatırlatıyordu herkese. Yolların kapatılması, TOMA, biber gazı kullanımı, polisin saldırı iştahı gibi başlıklar altında yapıldı kıyaslamalar. Bir dikkat çekici fark da, gazdan korunma bilincinin çok daha gelişmiş, herkesin daha tecrübeli oluşuydu. İşçi sınıfının birlik, dayanışma, mücadele günleri tarihinde, en fazla baretin takıldığı, belki de bu 1 Mayıs’tı çünkü. Arama noktalarında, polisin kafasını korumasına izin vermediği eylemcilerden kalan baretler yığılmıştı. “Baretle geçemezsiniz” diye bir yasak konmuştu, canını korumaya çalışanlara.
Direnişle özdeşleşen malzemeler, genellikle işçi sınıfına ait eşyalar oldu, başından beri. Baret, inşaat, tersane, maden işçilerinin, maske kimya, boya alanında çalışanların, boyuna dolanan puşiler, yazmalar tarım işçilerinin, deniz gözlüğü kadar yaygın olan kaynak gözlükleri, kapsülleri geri göndermede kullanılan eldivenler, her biri sınıfın üniformasının birer parçasından başka bir şey değil. Direnişçilik, işçilik ister çünkü, kelimenin kendisini söylemek için bile.
Bu sembolik özdeşliğin tesadüf falan olmadığını, gözünü 1 Mayıs alanına çeviren herkes görebilir. Açıklamalarda, yapılabildiği kadarıyla, 1 Mayıs 77’de ve iş cinayetlerinde öldürülen işçilerin anılarak söze başlanması da bundan, çağrılarda 1 Mayıs’a doğru “iş kazasında” hayatını kaybedenlerin hatırlatılması da. Kortejin en önünde Gezi günlerinde polis saldırısında düşenlerin fotoğraflarının taşınması da. Hükümet yetkililerinin iş cinayetleri için de, Gezi’de katledilenler için de aynı duyarsız cümleleri kurabilmesi de. Sermaye iktidarı işçinin canına kast ettikçe, bu saldırganlığa “dur” demek için alana çıkan herkes de, canını korumanın işçi işi yöntemine başvurmayı öğrendi.
Haziran’da dikkati çeken beyaz yakalı çalışanla, sendika önlüklü işçinin kafalarında baretle yan yana “Yaşasın 1 Mayıs” sloganı atmaları, Gezi direnişi sonrasının ilk 1 Mayıs’ının Taksim’e çıkan yollardaki fotoğrafıydı. Halk düşmanlarının korkusu koca kenti ablukaya alıp 1 Mayıs’a “gazdan, mermiden korunma” önceliğini dayatmışken, sınıfın birliği, dayanışması, mücadelesi baretten başka neyle anlatılacaktı?
Evrensel'i Takip Et