2 Mayıs 2014 07:00

İktidarın emekçilerin ortak mücadelesinden korku günü!

Özgür MÜFTÜOĞLU

Bu yıl yine İstanbul halka, emekçilere kapatıldı ve adeta sıkıyönetim ilan edildi. Peki, emekçiler Taksim’e çıksaydı ne yapacaktı? Taksim yasaklı olmadığı zamanlardaki gibi taleplerini dile getireceklerdi. Kölece çalışma koşulları, düşük ücret, sendikalaşma üzerindeki baskılar, sosyal hakların gaspı, yolsuzluk, rüşvet ve hırsızlığa karşı tepkilerini göstereceklerdi. Hükümet niye bunu istemedi? Çünkü metal işçileri, tekstil işçileri, inşaat işçileri, bankacılar, öğretmenler, mühendisler vb farklı emekçi kesimlerinin hepsinin bir araya gelmesini, ortak sorunlarını dile getirmesini istemedi.
Bunun iki temel nedeni vardı?
Birincisi; farklı sektörlerde, farklı statüde çalışan emekçiler sorunlarının ortak olduğunun bilincine varacaklardı. Bu bilinçle birlikte mücadeleyi ortaklaştırma düşüncesi de geliştirecekti.
İkincisi; hükümet halkın sokakta sorunlarını, taleplerini dile getirmesini istemiyor çünkü Gezi direnişinden sonra daha da artan düzeyde hükümete birikmiş bir tepkilerin ortaya çıkmasından korkuyor.
İstanbul’da Taksim’i, Ankara’da Kızılay’ı emekçilere kapattı. Taksim’in ayrıca emekçiler için ayrı bir anlamı da var. Tam bir tahammülsüzlük. İstanbul’da 40 bine yakın güvenlik görevlisi olduğu söyleniyor. Hiçbir hükümet halkını bu kadar büyük bir tehdit olarak görmez. En temel insan haklarının hepsini yok sayarak, son derece antidemokratik uygulamalarla emekçilere öldüresiye bir şiddet uygulanıyorsa; TTB’nin defalarca öldürücü olduğunu belirttiği biber gazı böylesine yoğun kullanılıyorsa bu halktan ne kadar çok korkulduğunu gösterir. Halktan bu kadar çok korkan bir iktidarın da meşruiyetinin sorgulanması gerekir.
1Mayıs’ta alanları engellemenin bir başka yönü de yaşam alanı olan kentlerin emekçilerden, halktan süpürülmeye çalışılmasıdır. Kentin meydanları, sahilleri vs halkın hiç gidemeyeceği yerlere dönüştürülmek isteniyor. Böylece kentler emekçiler ve yoksul halk için yaşam alanı olmaktan çıkarıyor, sermayeye rant alanı haline geliyor.
Sonuç olarak; 1 Mayıs’ta bu kadar büyük şiddet gösterilmesinin sadece AKP’nin demokrasi anlayışıyla açıklanamayacağını düşünüyorum. Emekçilerin ortak sorunlarının dile getirilmesinden korkuyorlar. Ve emekçileri kent merkezlerinden uzaklaştırmayı, buraları sadece kapitalizmin merkezleri haline getirmeyi hedefliyorlar.
Emekçiler tüm bu baskı ve şiddete karşı tepkilerini gösteriyor. Ancak sendikalar bir ortak tutum belirleyemiyor. Bunda bazı sendikaların siyasi iktidar ve sermayeden bağımsız olamamalarının önemli etkisi var. Ayrıca milliyetçilik çok önemli bir problem. 1 Mayıs işçi sınıfının enternasyonal bir anlayışla kutladığı bir gündür ama bazı sendikalar ırkçı bir anlayışla işçi sınıfının çok önemli bir parçası olan Kürtlerle bir araya gelmek istemiyor onların dillerini reddediyor. Bu da Türkiye’de sınıf mücadelesini başarıya ulaştırmak için bu milliyetçi anlayışını mutlaka aşmak gerekmektedir.


 

Evrensel'i Takip Et