İşçi sınıfı sanatıyla geliyor
Fotoğraf: Envato
15-16 Haziran’ın Türkiye işçi sınıfı tarihinde yarattığı mücadele ruhunu sanatla birleştirip, İşçi sınıfının da sanatı vardır! Diyenler bu büyük festivalde buluşacaklar.
Kapitalizmin her alandaki saldırılarına mücadeleleri birleştirerek, sanatın diliyle cevap verecek olan toplumsal muhalefetin önde gelen kurum ve kişileri çok yakında bir basın toplantısıyla “Emek Festivali”ni duyuracaklardır. Tüm sendika, siyasi parti ve muhalif kurumların binalarını ve araçlarını dev görsellerle donatarak bu festivali hayatın her alanında görünür kılınması düşünülüyor. Siyasi iktidara işçi sınıfının sanatının diliyle cevap verme projesinden ortaya çıkan festival düşüncesi bir ilk olacak...
Yıllardır Büyük sermaye şirketlerinin ve devletin sponsorluğunda gerçekleştirilerek, kamusal alanların işgaline dönüştürülen sanat festivalleri, Halktan uzak bir avuç elitin ve sanat tüccarının çıkarına halkın vergileri kullanılarak ; Bienallerin, Contemporarylerin gerçekleştirildiği İstanbul’da neden emek örgütlerinin de kendi festivali gerçekleştirilmesin.? Her alanda mücadele eden muhalif örgütler güçlerini neden birleştiremesinler? Burjuvazi ‘sanat’ı reklamlaştırarak toplumsal kültür yozlaşmasının aracı olarak kullanmakta. Emek ve sanat örgütlerinin “Bizim de haklarımız var. Bizler kamunun özneleriyiz. “ Diyerek halkı içine kattığı Emek festivalleri organize etmesi imkansız mı? Onların düzenledikleri “Sanat festivalleri”nin karşısına “halk festivalleri”nde sanatı işçi sınıfıyla buluşturmak hayal mi?
Evet, ben bir hayali gerçekmiş gibi sundum. Yukarıdaki yazıda geçen tarih,olaylar ve fotoğraflar birer kurgu. Ama neden olmasın?
Hep emek örgütlerinin özellikle sendikaların mücadele araçları arasına “sanat”ı da hak ettiği ölçüde kullanması gerektiğini söyledim, söylüyorum. Ekonomik ve demokratik mücadeleyi görünür kılan sanattır. İşçiyi aydını ve sanatçıyı bir araya getirip “sınıf kültürü”nü geliştirecek olan bu boşluğun doldurulmasıyla mümkündür.
Bu hafta fotomontajlarla hayallerimi genişlettim. Kamusal alanlar kamuya aittir. Yani sana, bana, ona. Oysa ki reklam adına sözde vergi alınıyor diyerek halkın kültürüne, algıda yanılgıya düşürülmesinde bir araç olarak kullandıkları görsellerin etki güçünü, işçi sınıfı görünürlüğünü arttırmak ve karşı itirazlarını yapabileceği bir alan olarak neden kullanmasın? Sendikaların, Demokratik kitle örgütlerinin Kamusal alanın kullanım hakkı doğrultusunda, söz hakkını alma mücadelesini de geliştirmeliyiz. Belediyelerin görevi Kamuya hizmettir. Tek taraflı parası olana sunulan olanaklar eşitlik hakkına aykırıdır. ‘Kamusal alanlardan yararlanma hakkı’ mücadelesi, sendika ve demokratik kitle örgütlerinin en başta gelen itiraz noktaları olarak gündeme getirilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum.
Gelecekte buluşabileceğimiz “Emek festivalleri”nde görüşmek üzere derken, bol fotoğraflı haftalar dilerim.
- Gazetecilik nedir? 08 Ocak 2025 04:30
- Ceyhun Ülker 01 Ocak 2025 04:30
- ‘Şehrin İtirazı’*: 14. Bursa Fotofest Fotoğraf Festivali 25 Aralık 2024 04:30
- ‘İnsan hakları olanlar, olmayanlar’ sergisi ve Magnum 20 Aralık 2024 04:15
- AFAD ve 13 kare fotoğraf ve sanat festivali 11 Aralık 2024 12:35
- Ekim Devrimi'nin 107. yılında fotoğraf 16 Ekim 2024 04:10
- Kültür yolları nereye çıkar? 09 Ekim 2024 04:20
- Yurttaş meclisleri 04 Eylül 2024 04:15
- 19 Ağustos 1839 21 Ağustos 2024 04:31
- Özgürlük ve sanat 14 Ağustos 2024 04:20
- Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi 31 Temmuz 2024 04:15
- Dayanışmaya çağrı 10 Temmuz 2024 04:29