22 Mart 2013
DİĞER YAZILARI
Bir kuşağın katilleri 21 Haziran 2014
Kapanmasın kirpiklerin 14 Haziran 2014
Şiire saygıyla 7 Haziran 2014
Zinciriye şairleri 31 Mayıs 2014
TÜYAP Diyarbakır 24 Mayıs 2014
Vicdan göçüğü 17 Mayıs 2014
Sanat bir yürüyüştür 10 Mayıs 2014
Dünyanın gülü Mayıs 3 Mayıs 2014
Ortak vicdan 26 Nisan 2014
O gün 19 Nisan 2014
YAZI ARŞİVİ

Bahar yüzünü göstereli çok olmadı, ama içimizdeki bahar kıpırtıları çiçeklenmeye, tomurcukları patlamaya hazırlandı bile. Artık sabahları daha geç uyanıyor, sabahın mahmurluğu yüzümüzde daha bir anlamlı oturuyor, kuşların cıvıltısı sabahın gülen yüzüne bir türkünün nağmeleri gibi işliyor.
Mart ayı bu coğrafyada sevginin, direncin, coşkunun, hüznün ve acının ayı olarak bilinir, öyledir de. Yılın on iki ayı arasında üzerinde en çok konuşulan, şiir yazılan, öyküleştirilen ayıdır aynı zamanda. Bir kaç anekdotla bu savımda haklı olduğumu göreceksiniz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, 16 Mart Halebçe Soykırımı, Tıp Bayramı, Dünya Tiyatrolar Günü, Çanakkale ve elbetteki Newroz…
Bu seneki Newroz’a önceki yıllardan farklı bir görev ve anlam yüklendi. Zira bu Newroz’da önemli kararların alınacağı ve hayata geçirilmeye çalışılacağı Newroz’du.
Bir haftadır Newroz coşkusu her tarafı sarmış. Her gün onlarca kentte Newroz şenlikleri düzenleniyor. Ve bu şenliklerde geçen yıllara göre kayda değer hiçbir olay olmadan geçip gitti.
Ben de bu Newroz ruhuna uygun olarak çağrılı olduğum Cizre’deki şiir ve söyleşi dinletisine gittim. Sevgili Kawa Nemir’le beraber geçen programda onca kalabalığı ilk kez görüyordum. Bölgede sanata ve edebiyata gösterilen ilginin elbette farkındaydım. Ancak Cizre’deki ilgi farklıydı. Bizi dinlemeye gelen kalabalık belki nitelik olarak diğer illerdekilerden daha geriydi, ancak yüzlerindeki coşku, her kelimeyi can kulağıyla dinlemeleri geleceğe ve sanata olan duyarlılıklarına bir işaretti. Akşam Hawar Kafe de görece daha az sayıda ama nitelikli insanlarla yaptığımız sohbet ise ikimizin dimağında da yıllarca sürecek bir tat bıraktı. Bu gençlerin kitaplarımıza ve yazdıklarımıza gösterdikleri ilgi, hatta her mısrasının altını çizerek ne anlama geldiği konusunda sordukları sorular karşısında kendimi tahtaya sözlüye kalkmış bir öğrenci gibi hissettim. Keza zaman zaman usta şairlerden ve Eluard, Mayakovski, Ezra Paund, Nazım gibi şairlerden kısa dönemine damgasını vurmuş ustaların dizeleri ve sözleriyle araya girmeleri, dil konusundaki duyarlılıkları ile farklı yaklaşım önermeleri şaşırttı beni. Sonra anladım ki Cizre gibi taşra sayılan bir ilçede Hawara Botan adlı bir dergiyi bu gençler çıkarıyor ve 9. sayıya ulaşmışlar. Ne ki her sayıları çeşitli bahanelerle yasaklanıyor ve bu enerjilerini tüketip dergiyi çıkartmaktan vazgeçirmek isteniyor. Ancak gençler dergiyi çıkarmakta kararlılar. Hawara Botan Dergisi görece yerel yazarların yer aldığı bir dergi olmakla beraber yer yer usta yazarlara taş çıkartan eserleri görmek de mümkün. Boşuna her dergi bir okuldur dememişler. Bu okuldan da iyi yazar ve şairlerin çıkacağını umuyor, çalışanlarına başarılar diliyorum.
Dediğim gibi bu yıl ki Newroz’a farklı bir anlam yüklendi. Zira bu Newroz’da gözler Diyarbakırdaydı, oradan çıkacak ve hepimizin hayatını şu ya da bu şekilde etkileyecek söylemlerin, kararların dile getirileceği Newroz’du.
Nihayet bir milyonun üzerinde insanın katılımıyla gerçekleşen Amed’teki Newroz’da beklenen açıklama geldi. ”Silahlar sussun, fikirler konuşsun” diye özetlenebilecek konuşma da, bu coğrafyanın geleceği ile ilgili yeni bir dönemin kapısı aralandı. Ve Newroz’un coşkusu, bu coşku ve sevinçle birleşerek baharın rüzgardan kanatlarıyla her yere ulaştı.
Artık ölümün, baskının, işkencenin o kör olası egemenliği olmayacak, artık analar ağlamayacak, sevgililer korkuyla yol gözlemeyecek. Artık insanlar etnik kökeni, dini inancı, siyasal düşüncesi ve yaşam tarzıyla hor görülmeyeceği, kınanmayacağı, suçlanmayacağı bir yaşamın köşe taşlarını döşemeye çalışılacak bir dönem başlamıştır. Artık bundan geriye dönüş olamaz.
Bu yazdıklarım her şeyin güllük gülistanlık olacağı anlamına mı geliyor, hayır, ama olsun.
Bunları yazmak bile insanı heyecanlandırıyor, yaşama gücü veriyor.
Yaşa Kemal;
“Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir, barıştır.”
Haydi o şiiri yazmaya başlayalım,
Bu günden tezi yok...

evrensel.net

EVRENSEL'İNMANŞETİ

Diplomaya da kayyım!

Diplomaya da kayyım!

Bir süredir operasyonlar, tutuklamalar, kayyım atamalarıyla siyaset alanını zorla daraltan iktidarın, bir ‘hayali’ daha gerçekleşti. CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olması beklenen Ekrem İmamoğlu’nun diploması, iktidara yakın gazetecilerin günlerdir anons ettiği gibi, üniversite yönetimi marifetiyle iptal edildi.

BİRİNCİSAYFA
SEFERSELVİ
19 Mart 2025 - Sefer Selvi

Evrensel'i Takip Et