14 Haziran 2013

Siyasetçilerin sokağı anlamak yerine tanımlama çabasının siyaset literatüründe  tam karşılığı toplum mühendisliğidir. Hele Taksim Gezi Parkı ile başlayan ve Türkiye’nin her tarafına yayılan eylemleri faiz lobileri ve İsrail ile ilişkilendirerek tarif etme niyeti, bu toplum mühendisliğinin zirve yapmasıdır. Ortadoğu’da yaşananlarla Türkiye’dekilerin  bir merkezden yönetildiği iddialarını ister “günaydın” diyerek  karşılayın isterseniz “geçmiş olsun” mesajı yayınlayarak. Başkasının baharını alkışlayıp kendi ülkesindekine tahammül edemeyen yaklaşımlar,  tutarsızlıklarını biraz da içine düştükleri telaşa borçlular.
İngiltere’de G8 protestocularına yönelik sosyal medya kısıtlamalarını örnek gösterecek kadar ölçüyü kaçıranlar, bu tepkileri de faiz lobileri ve İsrail üzerinden mi tanımlayacaklar? Tıpkı Arap Baharı’ndaki sokak eylemleri nasıl kolayca sonlanmıyor, aksine tepki yayılıyor, taleplerin çıtası aşağı inmiyorsa, ABD ve Avrupa’daki toplumsal  gösteriler de uzun soluklu bir değişim iradesini gösteriyor.
Yaşanan sancıyı doğru ve bütüncül bir sistematik içinde ele almadıkça, bu tepkiyi siyasal  çözüm alternatifleri ile buluşturmak mümkün olmayacaktır. Sorunu Gezi Parkı’nın geleceğine indirgeyerek ele almak, hangi tarafta pozisyon almış olursanız olun kendi kendini kandırmaktır. Gösterilere müdahale biçiminde ısrar etmek, Gezi Parkı’nın geleceğinden daha az önemli olabilir mi?
Yine olaylar dolayısı ile sıcak paranın ülke ekonomisini terk ettiği analizi doğru olsa bile sokak açısından anlamsızdır. Sermayenin neye ve kime hizmet ettiğini sorgulayanları, sizin yüzünüzden sıcak para kaçıyor diye suçlamak, akıl sağlığımızı kaybetme belirtisidir.
Seçim barajını dert edinmeyip 18 yaş grubuna seçilme hakkı tanıyan düzenlemeleri gündeme taşımak da benzer bir tutumdur. Bu adımları atmak elbette gereklidir ama asla gerçek sorunu çözmek için yeterli değildir. Bardağı taşıran son damlayı, sorunun sebebi sanmak tam bir hafıza sorunudur.
AP kararını tanımamak hatta iade etmekten bahseden bir dış politika ciddiyetsizliğe ile Hayat TV’ye yönelik kapatmanın demokratikleşme açısından  ifade ettiği anlam birbirini tamamlamaktadır.
Ve nihayet Roboskî davasında, aradan bir buçuk yıl geçtikten sonra Diyarbakır’da verilen görevsizlik ve askeri mahkemeyi adres gösterme kararı, aynaya bakmak için yeter de artar bile. Aynaya bakmak yerine muhataplarınızı suçlayarak işin içinden çıkmaya kalkmak sadece çözülme ve kırılmayı derinleştirir.
Siyaset sokağın nabzını tutamaz hale geldiğinde, sokak kendi siyasetini şekillendirmeye başlar. Tarihin önemli dönüm noktalarında yaşandığı gibi.

evrensel.net

EVRENSEL'İNMANŞETİ

Ülkede 10 milyon kişi 25 bin liranın altında, açlık sınırı civarında bir ücretle çalışıyor.

65 yaş üstü nüfusun yüzde 13’ü geçinebilmek için, inşaat gibi ağır işler de dahil, çalışıyor.

Aile Bakanlığı verilerine göre 3 milyon 690 bin aile sosyal yardımla geçiniyor.

BİRİNCİSAYFA
SEFERSELVİ
MEB’in tarikatlardan sonra Ülkü Ocaklarıyla protokol imzalamasının ardından Ülkü Ocaklarının okullarda düzenlediği etkinliklerin propaganda ve eleman kazanmaya dönüştüğü iddiaları gündeme geldi

Evrensel'i Takip Et