Nice 20 yıllara evrensel!
Bir yandan bakınca, herhangi bir gazete için çok uzun bir zaman dilimi değil. Ama öte yandan bakınca da bu yirmi yıl; hakkında sayısız davalar açılmış, yüzlerce sayısı toplatılmış ve üç kez de kapatma kararı yaşamış, muhabirlerinden editörlerine, dağıtımcılarından yazarlarına baskı ve şiddetin envai türünün hedefi olmuş bir gazetenin 20 uzun mücadele yılı!
20 yıldır her gün çıkan bir gazeteyi okurlarına, basın dünyasındaki emek, demokrasi, özgürlük mücadelesi kaygısı güden gazetecilere ve demokratik kamuoyuna, “Evrensel şöyle bir gazetedir” diye uzun uzun anlatmak yersizdir elbette.
Ama Evrensel’in kuruluş günlerinden beri içinde olan bir kişi olarak, böyle bir günde, “ilk günden bugüne gelişimizin” dayanaklarına şöyle bir dikkat çekmek de gazetemizin genç okurları için sorumluluğumuzdur.
Evrensel’in yayımlanması için girişimlerimiz, 1995 martında başladı. Ve daha ilk andan itibaren, bir yandan yayın kadrosunu oluşturmak için çalışmalarımızı başlatırken aynı zamanda da Evrensel’de ilk yayın yönetmenimiz olan Celal Başlangıç’la birlikte, bir “ekip” oluşturup, büyük kentler başta olmak üzere pek çok il ve ilçede işçilerle, kamu emekçileriyle, her iş kolundan ve kademeden sendikacılarla, gençlik çevreleriyle, demokrat, ilerici aydın-sanatçı çevreleriyle, kültür insanlarıyla geniş toplantılar yaptık.
NEDEN VE NASIL BİR EVRENSEL?
Bu toplantılarda ben; Evrensel’in hangi ihtiyaçtan doğduğunu, işçi sınıfının emek ve demokrasi mücadelesi içinde nasıl bir işlev yerine getirmesinin amaçlandığını anlatıyordum. Ve hemen her toplantıda, “gazetenin mali imkanları”, onun çizgisinden savrulmamasının “garantisine” kadar pek çok konuda sorular geliyor, bu tartışmalar toplantıya katılanların tartışmaya katılmasıyla derinleşiyordu.
Celal ise, bu toplantılarda; gazetecilik bilgisini katarak, sermaye basınına da eleştirisi üstünden, “Nasıl bir gazete” çıkarmayı amaçladığımızı, habercilik, yorum, sermaye basını karşısındaki pozisyonumuz,… gibi konular üstünden Evrensel’i tarif ediyordu.
Ve bu tartışma, her toplantıda; “Her okuyucusunun aynı zamanda muhabir, röportajcı, dağıtıcı, gazetenin yazarı, işçi mektubu toplayıcısı,…olduğu bir Evrensel” tartışmasına kadar varıyordu.
Ve biz de elbette tüm emekçileri gazetelerine sahip çıkmaya ve onun kendi yayınları olarak benimsemeye çağırıyorduk.
EVRENSEL KİMİN GAZETESİDİR?
‘95’in nisan ve mayıs aylarını kapsayan bu ilk “Neden ve nasıl bir günlük gazete“ tartışması, bugün de işçilerle, emekçilerle her toplantıda yapılan bir tartışma olarak, bir yandan Evrensel’in değişen ihtiyaçlara yanıt vermek üzere kendisini yenilemesinin, öte yandan onun ilk kuruluş ilkelerine sahip çıkma kararlılığının dayanağını oluşturmaktadır. Ki aslında her gün gazetenin haber ve sayfalarını kurma amaçlı toplantılar da bu “kadim tartışma”nın devamı olarak sürdüğü ölçüde anlamlanmaktadır.
Bu toplantılarda hemen her seferinde; gazetenin mali dayanağının ne olduğu, “kimlerin finanse ettiği” sorusu (Bu soru elbette aslında “Evrensel kimin gazetesi olacak?” sorusuydu) gündeme geliyordu. Bu konuda da çok açık yanıtlar veriyorduk. Evrensel mali olarak hiçbir firma, ticari şirket ya da kişisel servete dayanmıyordu; arkasında hiçbir sermaye çevresi yoktu; bütçesi tamamen emek ve demokrasi mücadelesinin ön cephesinde olan emekçilerin katkılarıyla oluşmuş bir bütçeydi. Bu nedenle de o sadece fikri olarak değil mali olarak da işçilerin emekçilerin gazetesiydi. Ki, 20 yıl boyunca da Evrensel gerek karşılaştığı baskıları, gerek sermaye basınının kuşatmasını, gerek polis-yargı baskısını, gerekse eksik olmayan ekonomik zorluklarını hep bu işçilere, emekçilere dayanma, onların gücüne, enerjisinin sınırsızlığına duyduğu sonsuz güvenle aşmıştır. Eğer Evrensel, işçilere, emekçilere, Türkiye’nin ilerici demokrat birikimine değil de şu ya da bu çevrenin ihtiyaçlarına göre davransa, onların ekonomik gücüne ya da başka türden desteklerine güvenen bir gazete olsaydı, daha ilk kuruluş dönemlerinde çok bilmiş kimi kişilerin “En fazla 6 ay, bilemedin 1-1.5 yıl sonra kapanır!” kehanetleri gerçek olurdu!
EVRENSEL BİR GAZETECİLİK EKOLÜ OLDU
20 yıllık çabalarımız dikkate alındığında herhalde, “Evrensel bir gazetecilik ekolüdür” demek bir abartı ya da bir böbürlenme olarak görülemez.
Çünkü kuruluşundan itibaren Evrensel, bir yandan merkez ve çeşitli illerdeki bürolarındaki muhabirleriyle, editörleriyle “gerçeğin habercisi” olmayı gazeteciliğinin temeline koyarken aynı zamanda da okurları olan tüm işçileri, emekçileri, gençleri, aydınları gazetenin muhabiri, dağıtıcısı, yazarı,… olarak işçi gazeteciliğinin unsurları olmaya teşvik eden, örgütlenmeye çağıran bir gazetecilik çizgisi izledi. Öyle ki mücadelenin az çok yükseldiği dönemlerde Evrensel’e giren haber, mektup, röportaj vb. gazetecilik ürünlerinin en önemli bölümü (haber sayısı olarak da çoğunluğu) bu okur-gazetecilerden gelmektedir. Bugün amacımız, Evrensel’e özgünlüğünü veren bu katkının niceliğini ve niteliğini daha da, daha da artırmaktır.
Öte yandan Evrensel, kuruluşundan itibaren kendi gazeteciliğini sadece kendi bünyesinde çalışan gazetecilerden ibaret olarak görmemiştir. Tersine sermaye basınında çalışan ve çok ağır koşullarda, çoğu zaman patronlarının ve kendi editörlerinin engellerini de aşarak gerçek haber peşinde koşan gazetecileri gerçek haberciliğin, halkın haber alma özgürlüğünün savaşçıları olarak görmüştür.
Nitekim 1996 ocak ayında polis tarafından görevi başında katledilen Muhabirimiz Metin Göktepe’nin anısına düzenlenin “Metin Göktepe Gazetecilik Ödüllerini” de o günden beri aralıksız biçimde sürdürülmesine destek vererek Evrensel, gerçek haber peşinde koşan gazetecileri teşvik etmeyi amaçlamıştır. Ve bugün diğer basın kuruluşlarında ve yerel basında (gazeteler, TV’ler ve öteki medya organlarında) Evensel’de çalışmış (pek çok basın kuruluşunda çok sayıda Evrensel’den yetişmiş gazeteci arkadaşımız var) ya da çalışmamış, ama gazeteciliği gerçek haber peşinde koşmak olarak benimsemiş pek çok gazeteci Evrensel’i desteklemektedir.
20 YAŞINDAKİ EVRENSEL’DE 20 YIL BOYUNCA ÇALIŞAN, ÇALIŞMIŞ TÜM ARKADAŞLARIMIZIN EMEĞİ VAR
20 yaşına basan Evrensel’i bugüne getiren elbette ki onun işçi ve emekçilerin demokrasi ve emek mücadelesini ihtiyacı üstünden yürüttüğü mücadeledir. Bu olmasaydı Evrensel’in bugüne gelmesi olanaklı olmazdı. Ama bu sağlam temel, ilk günlerinden başlayarak, Evrensel’de çalışmış, onun işlevini yerine getirmesi için gecesini gündüzüne katarak; ekonomik, sosyal her tür zorluğu yenerek mücadele vermiş, kuruluşundan beri, her görevden her yaştan kadın ve erkek arkadaşlarımızın emeğiyle ete kemiğe bürünmüştür. Bu olmasaydı bugün, Evrensel’in bugünü ve geleceği için böyle güvenli konuşamazdık.
20 yaşına basan Evrensel ve onun bugünkü çalışanları bu gerçeği unutamaz, unutmamalı da.
Kısacası Evrensel; daha kuruluş günlerinden başlayarak savunduğu ve 20 yıldır da hayata geçirmekten hiç bıkmadan sürdürdüğü işçi gazeteciliğini ve onu temeli olan gerçek haberciliğini ilerletecek, daha iyi bir “işçi gazetesi”, “halk gazetesi” olmak için her adımda kendini yenileyerek ilerleyecektir.
Nice 20 yıllara Evrensel!
Evrensel'i Takip Et