17 Temmuz 2014

Löw \'Alman köylüsü\', Terim \'İmparator\'!

FİFA tarafından düzenlenen 19. Dünya Kupası turnuvası sona erdi.
Kendi kişisel tarihim açısından bilinçli seyrettiğim ilk dünya kupası olan 1974’den beri, 11.  ve futboldan en az zevk aldığım Dünya Kupası oldu.
Turnuvanın başındaki performansı ve yarı finalde Brezilya’yı 7-1’lik, dünya kupası tarihine geçecek bir skorlaelemesinin ardından, Almanya’nın şampiyonluğu neredeyse bütün futbolseverler tarafından kabullenilmişti.
Misak-ı milli sınırları içindeki futbolseverlerin genelinin gönlü Arjantin’e kaysa da, “Arjantin kupayı alacak” kesinliğinde cümle kuranların bile iş “bahis oynamaya” gelince gözü kapalı Almanya’ya yönelmeleri “teslimiyeti” final maçı başlamadan önce gösteriyordu aslında.
Futbol mucizesi beklentisi113. dakikadakiMarioGötze’nin golü ile sona erdi.Almanya 4. defa dünya kupasını müzesini götürmeyi başardı.
2004’den beri Almanya’nın içine girdiği yeniden yapılanmayı sevgili Mithat FabianSözmen, Evrensel’de Salı günü yazdığı yazıda çok keyifli bir biçimde anlattı.
Bizim elimizde ise başbakanın yeniden gündeme soktuğu ve geçen haftaki yazımda biraz kenarından “tırtıklamaya” çalıştığım “Türkiye Dünya Kupası’nda neden yok?​” sorusu kaldı.
Hani haksızlık yapmayalım, memleket sınırları içinde “başka”, uluslararası platformlarda “başka” maç yöneten Cüneyt Çakır ve ekibi “teselli ikramiyesi” kategorisinden dünya kupasında boy gösterdiler. Ancak, memleket medyasının havuzdan beslenen bölümü başbakanın sorusu üzerine, bir anda “yetmez ama evet” konumuna geçtiler.
Tamam, Cüneyt Çakır oradaydı ama neden milli takım gidememişti?
Ciddiyeti olmayan bu soruya birazda zihniyet üzerinden yanıt vermeye çalışalım.
Vicente Del Bosque, bütün futbolseverler tarafından hatırlanan bir teknik direktördür.
2004-05 sezonunda Beşiktaş’ın başına gelen DelBosque’yi nasıl gönderdik?
Bu adam futbolu bilmiyor bildiğin “Yeniköy kasabı”…
Sahnede kim var?
Nevzat Demir ve Erman Toroğlu…
Del Bosque Beşiktaş’tan ayrıldıktan sonra ne yaptı?
2010’da Dünya Kupası ve 2012’de Avrupa kupasını kazandı…
Nevzat Demir’in adı tesislerde, Erman biraz göbeklenmiş, biraz kelleşmiş hala havuz medyasında…
JoachimLöw, 1998’de Fenerbahçe’nin başına geldi.
Hani futbol uzmanı Erman var ya?
Bütün sezon program yaptığı kanalda “stajyer”, “Alman köylüsü” diye aşağılandı Löw’ü…
Memleketin gaza geleni çoktur, Löw Fenerbahçe ile üçüncü olunca gönderildi.
Sonra Adanaspor Löw’ü yeniden çağırdı.
Ancak “Alman köylüsü” 2001’de yeniden başarısız bulunup Adanaspor’dan gönderildi.
Gönderenlerin ismini yazmaya gerek yok, futbol açısından da insanlık açısından da hatırlanmaya değmeyecek isimler.
Ama “Alman köylüsü” Löw, 2014 dünya kupası şampiyonu Almanya’nın teknik direktörü olarak hep hatırlanacak…
Soruya geri dönecek olursak sahi “Türkiye neden yok dünya kupasında?​”.
Del Bosque’nin “kasap”, Löw’ün “köylü” olduğu bir memleket ortamında, Erman ve benzerlerine “gazeteci” deniyorsa, Fatih Terim’de haydi haydi “imparator” olur…
O zaman bu soruların yanıtını ben değil İsviçre’yi savaş alanında püskürten “imparator” yanıtlasın…

EVRENSEL'İNMANŞETİ

Çayırhan’da çakal sofrası

Çayırhan’da çakal sofrası

AKP iktidarının özelleştirmek istediği Çayırhan Termik Santrali ve maden işletmesinin ‘adrese teslim’ ihalesi bugün gerçekleştirilecek. İşçiler ve kamuoyu özelleştirmeye karşı çıkarken, adrese teslim ihaleye sicili kabarık patronların katılması bekleniyor. Çayırhan’ı yutacak sofrada IC İçtaş, Cengiz, Kolin, Limak, Alagöz, Ciner, Yıldızlar SSS var. Ödenmeyen işçi ücretleri madenin satış fiyatından fazla!

317.36 milyon TL: Yunus Emre Termik Enerji Santralinin son 3 ayda ürettiği elektriğin değeri

204.9 milyon TL: Aynı dönemde 1000 işçinin ortalama ücretlerden patrona 'maliyeti'

0 TL: Şirket 2021, 2022 ve 2023 yıllarında hiç vergi ödemedi

BİRİNCİSAYFA
SEFERSELVİ
2 Mart 2025 - Sefer Selvi

Evrensel'i Takip Et