12 Kasım 2014

Okulları temizlemek mi, temize havale etmek mi?

Niğde’nin Dündarlı beldesinde bir ilkokulda okulun temizliğini öğrencilere yaptırıyorlarmış. Gerekçe, okulda temizlik görevlisinin bulunmaması... Temizlik görevlisi olmadığında öğrencilere yaptırmak iyi fikir... Köy enstitülerinde de böyleydi. En azından köy enstitülerinde herkes bir işin bir tarafından tutar enstitüyü yaşatırdı. Bir tür sorumluluk paylaşımı mantığıyla yaptırılırdı işler öğrencilere ve sadece öğrencilere de değil orada bulunan herkese... Öğretmenler de dahil olmak üzere... Yani enstitünün parçası olan herkes paylaşırdı sorumluluğu. Niğde’deki okulda böyle mi oldu? Çeşitli kaynaklardaki haberlere göre, pek öyle değil. Yani öyle pek sorumluluk paylaşımı niyetiyle değil. Resmen çocuklara yaptırmışlar temizliği. Temizliği çocuklara yaptırmış olmaları neden sorun oluyor? Orası ayrı tabii... Çünkü temizlik dediğin eğitim seviyesi düşük, alt sınıftan, belki de okullarını terk etmek zorunda kalmış ya da daha fazla okuyamamış, en fazla ilkokul mezunu emekçilere yaptırılır. Öğrencilere yaptırılır mı? Yaptırılmaz(!) Ama eğer okul sosyoekonomik seviyesi düşük bir bölgedeyse, gene öğrencilere yaptırılabilir. Niye olmasın ki? Ya da alt sınıftan ailelerin çocuklarına... Ki, tarımcılıkla geçinen bir bölge, öyle pek zengin bir bölge değil. Sınıfsal dinamikler iş başında... İl milli eğitim müdürlüğünün soruşturma açtırdığını düşünecek olursak, pek de onaylanacak bir şey yapılmamış bu okulda. Öyleyse nasıl cesaret etmişler çocuklara bunu yaptırmaya? Vurguladığım sınıfsal dinamiklerin etkisi düşünülebilir. Ama buraya temizlik görevlisi gönderilmemesi de, okulun bütçesinin temizlik görevlisi istihdam etmeye uygun olmaması da bu sınıfsal boyutun etkisini güçlendiriyor. Madem temizlik görevlisi yok, o zaman müdür, müdür yardımcıları, öğretmenler ve idari personel de yapsın bu temizliği. Niye ille de öğrenciler? Kimin gücü kime yeterse ya bu memlekette...

Daha önceki yazılarımda vurguladığım çocuk işçiliğinin, çocuk emeğinin sömürüldüğü stajyerlik durumlarının bir başka türü ile karşı karşıyayız. Ciddi ciddi buna odaklanılmış bu okulda. Paspas ve fırça sapları çocukların boyuna uygun hale getirilmiş. Türkiye’deki bütün emekçilerin içinde bulunduğu zor şartları da yaratmışlar üstelik. Soğuk havada çocukların üzeri ıslanmış temizlik yaparken ve hasta olmuşlar sık sık. Zor şartlarda çalışmayı da öğrenmişler böylece çocuklar. Daha kim bilir neler öğrenmişler?

Geçen haftaki yazımda değindiğim gizli müfredat böyle bir şey işte. Yukarıda sözünü ettiğim, köy enstitülerinde yaşanan sorumluluk paylaşımı mantığıyla öğrencilerin işe katılmasıyla öğrenilen dayanışma, sorumluluk, aidiyet duygusu, Niğde’nin Dündarlı ilçesindeki bu ilkokulda başka türlü bir öğrenme deneyimine dönüşmüş. Ne öğrenmişler çocuklar? Bu ülkenin bütün emekçilerinin, inşaat işçilerinin, maden işçilerinin, her sektördeki hafif ya da ağır sanayi işçilerinin içinde yaşadığı zor koşullarda çalışmayı, kader gibi alınlarına yazılı sınıflarını, hadlerini bilmeyi, ortalamanın üzerinde gayret göstermezlerse sınıf atlayamayacaklarını, güçlü olanın güçsüz olanı her zaman ezdiğini, vs...
Bunları öğreten bir okulu, kalbi temiz çocuklara ne kadar temizletirsen temizlet, o okul pis kalır. Temize havale etmek mi lazım acaba bu okulları?

EVRENSEL'İNMANŞETİ

Yağma iklimi

Yağma iklimi

Enerji şirketlerinin patronlarının bizzat yönetimine girdiği Saray iktidarı, “iklim değişikliğiyle mücadele” adı altında sermayeye yeni kaynak aktarma hazırlığında. İktidarın Meclise getirdiği tasarıya göre karbon emisyonu ticareti sistemi kurulacak, “atmosferi kirletme hakkı” alınıp satılan bir mala dönüşecek. Sistem karbon ticareti zenginleri yaratırken, halka zehir kalacak.

BİRİNCİSAYFA
SEFERSELVİ
CHP'li belediyelere silkeleme ve sabah dörtte operasyonlar yapılırken AKP'li Sincan Belediyesine Cumhurbaşkanlığı bütçesinden 30 milyonluk bağış yapıldığı iddia edildi.

Evrensel'i Takip Et