Değersiz değerler eğitimi tuzağı

Son iki aydır bazı gazetelerde çıkan eğitimle ilgili çarpıcı haberlere şöyle bir baktım da din, dini değerler, ahlaki değerler faktörü, doğrudan ya da dolaylı olarak vurgulanmış. Ailenin ve dinamik nüfus yapısının korunması programı çerçevesinde kadınların daha fazla çocuk doğurmasına yönelik teşvik, değerler eğitiminde dini ve ahlaki değerlerin öğretilmesi, üniversiteye cami, kampüs yerine ibadethane merkezli külliye, ilkokulda din eğitimi gibi konular dikkati çekiyor. Bu kadar haberin arasında, müfettişlerin raporuyla çocuklara cinsel taciz yaptığına hükmedilen bir müdürün mülakat sonucu verilen 75 puan ile yeniden müdür yapılması gibi bir haber de var. Üstelik daha başarılı başka müdürler yeniden atanmamasına rağmen... Neyse ki, baskılar sonucu ilgili müdür istifa etmiş ama yeniden atanmasını sağlayacak adımları atmak ve torpil mekanizmasını çalıştırmak, bu kadar dini ve ahlaki değere önem verilen(!) bir toplumda olacak iş değil.

Bu haberlerle birlikte ele alınacak başka bir gelişme var ki, o da Manisa’da yürütülen bir proje: “Yaşam Koçumla Başarıya Doğru.” Manisa İl Milli Eğitim Müdürlüğü bu projeye imamları da katmış. Ama proje aslında rehber öğretmenlerin (psikolojik danışmanların) öğrencilere yol göstermesi için geliştirilen bir proje... Yol göstermekten de kastedilen değerlere saygı, ahlak ve sorumluluk duygusu kazandırmak... İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Müftülük arasındaki bir anlaşmayla projeye imamlar da katılmış ve rehber öğretmenlerle birlikte çalışacaklarmış. Hedefleri aynı... Buna sonra geleceğim.
Öte yandan Fransa’da Charlie Hebdo mizah dergisi sanatçılarının sözde dini değerler uğruna cinayete kurban gitmesi... Bunun üzerine Türkiye’deki bazı medya organlarından imalı haber başlıkları, “ama”lı ya da imalı resmi açıklamalar... Bu cinayetlerin, ifade özgürlüğü, insan yaşamının değeri ve başkasının ölümüne hükmetme hakkına hiçbir başka ölümlünün sahip olmadığı bağlamında, hiçbir meşru gösterici nedene dayanmadan net bir dille kınanması gerektiğini kabul edemeyen zihniyetlerin bu coğrafyadan ve sosyokültürel yapıdan türeyebilmesi...

Bütün bunları ister birleştirin kendi içinde tutarlı bir bütün oluşturun ve bizim sosyokültürel yapımız için geçerli olduğunu düşünün veya isterseniz bunların birbirinden bağımsız olduğunu hiçbir şekilde bizim sosyokültürel yapımız için geçerli olmadığını düşünün. Öyle ya da böyle dini ve ahlaki değerlerin bu kadar vurgulandığı bir toplumda bu tür tutumların ortaya çıkma cesaretini gösterebilmesi derin bir çelişkinin varlığına işaret ediyor.

Manisa’daki projeyle kazandırılmak istenen değerler ve son şûrada kararlaştırılan değerler eğitimi konusuna yeniden gelecek olursak... Bu değerlerin ne olduğu önemli... Örneğin Eğitim Sen’in de önerdiğine benzer bir değerler eğitimi oldukça yerinde görünüyor: Barış, demokrasi, dürüstlük, şiddetsizlik, ayrımcılığa karşı hoşgörü ve birlikte yaşama, doğa sevgisi, emeğe saygı eğitimi türünden değerler eğitimi bizim toplumun ve dünya toplumlarının son dönemde içinde bulunduğu bunalımla mücadele etmek için daha önemli. Tabii ben buradan, bir iktidar ilişkisini içeren hoşgörüyü çıkartıp eşitliği içeren saygıyı koyardım.

Manisa’daki projeye imamların katılması ise ayrı bir çelişkiyi gösteriyor ki bu da rehberlik ve psikolojik danışmanlık mesleğinin amacı, işlevi, felsefesiyle ilgili. Bu daha geniş bir konu... Bunu gelecek hafta daha geniş biçimde değerlendiririz. Ama şunu söylemek gerekir şimdilik, rehberlik ve psikolojik danışmanlık mesleğini rehber öğretmen konumuna sokunca, yani bir şey öğretecek, örneğin birtakım dini, ahlaki ve toplumsal değerleri öğretecek kişi konumuna sokunca mesleğin esas amacı daha otoriter bir nitelik kazanıyor. Bu mesleğin amacı kişinin kendisini hem içe bakış yoluyla tanıması, anlaması, gerçekleştirmesi... Hem de toplumla ilişkisi çerçevesinde kendisini aynalaması... Yani aslında kendisini toplum ve toplumu da kendisi kanalıyla tanıması, anlaması... Bu da zaten birtakım değerlerin öğrenilmesini beraberinde getirmez de ne yapar? Ve böylece barış, demokrasi, dürüstlük, ötekine (dil, din, ırk, etnisite, siyasi görüş, cinsel yönelim, vs.) saygı, doğa sevgisi, emeğe saygı gibi değerler de yaşantı içinde öğrenilir. Değerleri otoriter bir tarzda öğretmek rehberlik ve psikolojik danışmanlık mesleğinin ilkelerine aykırı düşer.

Ahlaki ve toplumsal değerleri özgürlük ve eşitlik değerleriyle koşut olarak öğrenmek değerlerini artırır da otoriter tarzda öğretmek onları değersizleştirebilir. Bu da zaten, özellikle dindar olduklarını vurgulamak merakında olanların çokça dile getirdiği “Toplumsal değerlere yabancılaşmanın” ta kendisidir. Bu yabancılaşma nedeniyle ahlaki değerlerin çok fazla sözel olarak vurgulandığı toplumlarda başkalarının yaşam hakkına müdahale amalı ve imalı cümlelerle eleştirilir, değer verilen kadın ve çocuk tacize uğrar ya da emekleri sömürülür.

EVRENSEL'İNMANŞETİ

Yağma iklimi

Yağma iklimi

Enerji şirketlerinin patronlarının bizzat yönetimine girdiği Saray iktidarı, “iklim değişikliğiyle mücadele” adı altında sermayeye yeni kaynak aktarma hazırlığında. İktidarın Meclise getirdiği tasarıya göre karbon emisyonu ticareti sistemi kurulacak, “atmosferi kirletme hakkı” alınıp satılan bir mala dönüşecek. Sistem karbon ticareti zenginleri yaratırken, halka zehir kalacak.

BİRİNCİSAYFA
SEFERSELVİ
CHP'li belediyelere silkeleme ve sabah dörtte operasyonlar yapılırken AKP'li Sincan Belediyesine Cumhurbaşkanlığı bütçesinden 30 milyonluk bağış yapıldığı iddia edildi.

Evrensel'i Takip Et