Ne olduk ne olacağız diye diye, bir cumartesi akşamı, ülkece kendimizi kanun taksimi dinlerken bulduk. Acun bile Meclis kanalının reytingiyle baş edememiş olmalı. Kafamıza vura vura kanun yapılmasına direnmek için mecliste her yolu deneyen vekiller, oturumlara sık sık ara verdirince, ekran başındakilere kanun taksimleri sırayla dinletildi çünkü. Kanun maddelerinin “bana ne” diye diye, para sıfırlar gibi aceleyle geçirmeye çalışılmasını izlemenin bedeli, yeni bir “memleket memleket olalı böyle zulüm görmedi” vakası olarak kayıtlara geçti.
Kanun kelimesinin eş anlamlılığı, bir tesadüf değil aslında. Kanunî diye, kanun çalana da denir, kanun yapana da. Kökenindeki Arapça kelime de, hem yan yatmış bir arpe benzeyen Asya sazını, hem de düzeni, intizamı, kuralı kast eder. Kelimenin tarihinin izini sürünce, eski Yunan ve Mezopotamya dillerindeki benzer anlamları ortaya çıkıyor, kamış, çıta, cetvel... Zaten su yolu anlamında kanal da buradan geliyor. Kanalizasyon da. Hizadan, düz çizgiden. Bir de alet, çalgı anlamında yine Yunanca’daki “organon” var. Yine de Türkçe kaynaklar, müzik aleti olan kanunun adının da aynı düz çizgiden, kanondan, tek telli sazdan geldiğini savunuyor. Meclisin ve onu izleyenlerin en gergin günlerinde, gecelerinde hep aynı ritim ve sükunetle fon müziği olarak çalınan kanun, bunu ispat etmeye de çalışıyor belki: Kanun yapılışını yayınlayan kanalın çaldığı kanun, gelse gelse düz çizgiden gelir.
Kanun çalmak... Dil, bir “organon” olarak, az oyuncu değildir. Çalmak kelimesini ilk anlamı, eğer kafasına göre kanun yapıp keyfine göre uygulayanlarla aynı cümle içinde kullanılırsa, tutuklanma sebebi. Henüz, malum kanun çıkmadan bile. Kanun çalmak serbest, şimdilik. Kanun yaparak hakları, özgürlüğü çalmak da, serbest. Kanunun yapılmasına katılma hakkını çalmak da.
Muhalefet vekillerine ellerine geçirdikleri her silahla saldırmanın, her sokağa çıkanı öldüremezse içeri tıkma kanununun provası olduğunu, kimse kimseden saklamıyor buralarda. Her şeyi, herkesi, kendi istediği düzlükte bir çizgide hizaya sokmanın yolu buradan geçiyor. Bu yüzden kanunu onlara bırakmamak için, mecliste kol kola girip baraj bile kuran vekiller tarihe geçtiler. Barajlar, ülkeyi kupkuru bir çizgiye indirgenmenin yollarından biriydi bugüne kadar. Seçim barajı halkın sesini, nehirlere santraller kurmak için yapılan barajlar suyunu, toprağını boğmak içindi. Zorla, tehditle, şiddetle, talimatla geçirilmeye çalışılan kanuna direnmek için kürsünün yanı başına oturarak sloganlar atmak, bugüne kadar gördüğümüz barajların en hayırlısı oldu.
İnsanı boğmayacak kanunların yolunu da gösterdi. Kanunu bir zulüm aracına çevirenlere karşı barajlar kurmak ve onun barajlarını yıkmaktan başka çare yok.

Evrensel'i Takip Et