‘Dayanışma’ değil ‘mücadele ortaklığı’
Barış için Akademisyenlerin “Bu suça ortak olmayacağız” demesini bahane ederek, tüm ilerici demokrat güçlere topyekün savaş ilan etmesi de Hükümetin bölgedeki operasyonlarına karşı tepkileri durduramıyor.
Barış için Akademisyenlere akademiden destek çoğalıyor; bütün tehdit ve baskılara karşın yeni yüzlerce akademisyen bildiriye imza atıyor. Üniversite gençliği hocalarını desteklemek için ayrı imza stantları açıyor. Dahası edebiyat dünyası da “Barış İçin Edebiyatçılar İnisiyatifi” oluşturarak, Barış için Akademisyenlerin yayımladıkları bildiriye imza attıklarını açıkladılar. Yine gazeteciler ve sinemacılar, Barış için Akademisyenlerle aynı talepleri paylaştıklarını ilan ettiler.
Bütün bunların da ötesinde çeşitli bilim, kültür ve sanat çevrelerinde, sendikacılar arasında ve çeşitli meslek örgütleri içinde de benzer girişimlerin yapıldığı haberleri geliyor.
Türkiye’nin ilerici demokrat güçleri, artık Erdoğan-Davutoğlu yönetimi “Ya bizden yanasınız ya teröristlerden” biçimindeki ayrıştırmayla sadece “hendek” kazanları, sadece bölgedeki belediyeleri değil, AKP’nin amaçlarını engelleyecek her çevre ve kişiye karşı topyekün savaş ilan etmiştir. Bunun farkında olan ve Barış için Akademisyenlere katılan edebiyatçılar, gazeteciler, sinemacılar…yeni çevreler, ”Akademisyenlere destek”ten değil, onlarla aynı talepleri savunmaktan söz etmektedir. Yani, bugün söz konusu olan bir “dayanışma” değil “mücadele ortaklığı”dır.
Bu da bugün için çok önemli bir gelişmedir.
Evrensel'i Takip Et