Irkçılık: Tek başına asla!
Fotoğraf: Envato
Beyaz adamın yükünü omuzla
Yetiştirdiklerinin en iyilerini yolla
Sürgün kader olsun oğulların için
Senin tutsaklarına hizmet için;
Ağır işlerin başında bekle
Telaşlı ve vahşi halklar üzerinde
Yeni ele geçirdiğin ve suratı asık
Yarı şeytan ve yarı çocuk.
İngiliz Şair Rudyard Kipling’in bu ve benzeri şiirleri, Kipling’in günümüzde ırkçı ve emperyalist bir yazar olarak anılmasına neden olsa da 19. yüzyılın sonu 20. yüzyılın başında epey ses getirmiş, beğeniyle kucaklanmış. 1907’de Nobel alan Kipling edebiyat dalında ödüle layık görülen ilk İngiliz şair. 1899’da bağımsızlığını ilan etmek isteyen Filipinlerle Amerika’nın savaşı esnasında yazdığı Beyaz Adamın Yükü şiiri, sömürgelerde ‘vahşi halkları ehlileştirmek’ üzere bizzat bulunanlar kadar, bu ağır işi metropolden izlerken ‘ilkeller çağdaşlaştırılıyor, pislikler temizleniyor’ diyerek iç ferahlığı yaşayan Avrupalıların da hislerine tercüman olmuş. Doğal seleksiyon temelli sosyal evrimin ‘üstün’ halklara atfettiği düşünülen içsel misyon ve insanlığı ilkellikten temizleme iradesi gündelik dile öylesine sirayet etmiş ki mesela dönemin sabun reklamlarında karşımıza çıkıyor. İngiliz Pears sabunları beyaz adamın yükü üzerinden bir kampanya bile geliştirmiş. Pears reklam afişlerinden birinde ‘Beyaz adamın yükünü hafifletmenin ilk adımı temizlikten geçer. Dünyanın karanlık köşelerini temizlemede Pears sabunu çok önemlidir’ diye yazar. Bir diğerinde Kipling’in şiirinde de geçen ‘yarı şeytan yarı çocuk vahşi halklar’a atıfla siyahi bir çocuğun Pears’la yıkanıp beyazladığını, dolayısıyla medenileştiğini görürüz. 19. yüzyıl sonu 20. yüzyıl başında Pears’ın piyasası genişlemekte satışları yükselmektedir.
Irkçılık böyle bir şey; iktidar ilişkilerini yeniden üretmek ve yürütmek üzere kategoriler yaratıp hegemonik söylemlerle onları gündelik hayatın en derinlerine gömerek görünmez ama işlevsel kılmaktan ibaret. Anahtar kelime görünmezlik. Halklar arasındaki hiyerarşilerin yaratılmış olduğu gerçeğini görünmez kılmak ırkçılığın temel taşı. Tek başına yapılacak bir iş de değil. Yani tek başına ne Şair Kipling, ne Sosyal Evrimin Bilim Babası Herbert Spencer ne de sömürgedeki İngiliz memur, farklılık üzerinden oluşturulan ve reel eşitsizlik ve sömürüyü meşrulaştırdığı gibi işgali, tecavüzü, katliamı da suçtan arındıran bu söylemler ağını ayağa dikebilir, müessir kılabilir.
TÜRKİYE’DE IRKÇILIK MI?
Bugünlerde yoğun ve korkutucu biçimde gördüğümüz ırkçı sözleri, mesela sosyal medyada rağbet gören kürtler tehcir edilsin hashtagini tek başına değerlendirmek naiflik olur. Bu tarz sosyal medya söylemlerini, iktidar sahiplerinin ağzından çıkan ‘Sur, Cizre temizlendi’ sözleri ile birlikte duymak gerekir. Ne parlamentonun teröristlerden arındırılacağı ifadelerine de sevecen askerin Kürt çocuklara çikolata verdiği fotoğraflar bundan uzağa düşer. Yine Twitter’da teslim alma öldür hashtagi, Nusaybin’de teslim olanlarla ilgili haberlerin pek çok mecrada salt genelkurmay kaynaklı, tek taraflı veriliyor olmasından bağımsız görülemez. Nusaybin’de teslim olanlar sivil mi değil mi tartışması yapılırken, ırkçı paylaşımlarıyla bilinen JÖH-PÖH adlı bir Twitter hesabının Şırnak Beytüşşebap kaymakamına ait olduğu iddiası hiç bir şeye sebep olmuyorsa, bunu da ırkçılığın meşrulaştığı vahim bir örnek olarak kenara koyabiliriz. Mevzu uzun. Türkiye’de ırkçılık yok başlıklı görünmezlik zırhı zaten çoktandır delik deşik.
YALANA DOLANA KARŞI DOCUMENTARİST!
Documentarist Belgesel Film Festivali bugün 9. kez perdelerini açıyor. 9 yıldır bağımsız bir festival yürütmek, her geçen yıl onu büyütmek hiç de kolay değil. Yalanın dolanın hayatımızın her alanını gittikçe daha çok kapladığı bugünlerde böyle bir festivalin rolü de katmerleşiyor. Bu yıl Film Amed’le ortaklaşan Documentarist’te seksenin üzerinde belgesel gösterilecek ve pek çok yan etkinlik gerçekleştirilecek. Kofluğa sırt çevirip, kendimizi hakikatin ferah suyuna bırakmak için ne de güzel bir fırsat.
- Her gün biraz daha karanlık 05 Kasım 2016 00:30
- Gazeteciliğin karşısındaki iktidar Kuzey Dakota'da da aynı 22 Ekim 2016 00:13
- Gazeteciler neden oturma eylemindeydi? 15 Ekim 2016 00:29
- Bundan sonrası anlatım bozukluğu 08 Ekim 2016 04:40
- Etkisiz hale getirilen barış umudu ve habercilik 01 Ekim 2016 00:52
- Çıkışımız var mı? 24 Eylül 2016 00:51
- Zamanın ruhu dayanışmada saklı 17 Eylül 2016 00:06
- En büyük, en ezen ve suçu görülmeyen... 10 Eylül 2016 00:51
- Net, yürekli, çalışkan bir muhabir 20 Ağustos 2016 00:51
- Mitik dünyamızın vahşi ikili karşıtlıkları 13 Ağustos 2016 00:13
- Mitik dünyamızın vahşi ikili karşıtlıkları 13 Ağustos 2016 00:13
- Ne zaman, ne için gazetecilik? 06 Ağustos 2016 00:54