Meslek liselerinin devri?
Daha önce birçok kez mesleki eğitimde öğrencilerin içinde bulunduğu olumsuz duruma ilişkin yazmıştım. Özellikle staj uygulamalarının ucuz işçi çalıştırmak için kullanıldığını, meslek lisesine bir mesleği öğrenmek amacıyla başlayan bir gencin geleceğini ipotek altına sokacak şekilde bir tür köleliğe alıştırıldığını belirtmiştim.
Ağustos ayında milli eğitim bakanının katıldığı “Eğitim-Özel Sektör İşbirliği” toplantısında mesleki eğitim yine konuşulmuş ve web sayfasında belirtildiğine göre meslek liselerinin özel sektöre devredileceği bakanın kendisi tarafından ilan edilmiş: “Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağlı meslek liselerinin hepsini size devretmeye hazırız demeye geldim. Eğer biz devredersek, öğrencilere ‘Gidin işyeri bulun’ demeye gerek kalmayacak. Meslek liselerini size verelim. Bunu önümüzdeki dönemde yapacağız. TOBB talep ediyorsa TOBB’a devredeceğiz. ASO, TESK’e de devretmeye hazırız. İstiyoruz ki öğrenciler sektörle iç içe olsun. Yani eli taşın altında olanlar okulların yönetiminde söz sahibi olsun. O zaman net şekilde çıktıları somut olarak alalım görelim.”
Müsteşar yardımcısı da lise öğrencilerinin yüzde 44’ünün mesleki eğitimde bulunduğunu ve mesleki eğitimin diğer liselerle karşılaştırılamayacak düzeyde yüksek bir maliyete sahip olduğunu belirtmiş. Toplantıda kamu ve özel sektör iş birliğinin önemine bol miktarda değinilmiş.
Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir de eğitim-özel sektör birlikteliğinin önemine değinmiş: “Çocuklar meslek liselerinde atölye dersi görüyor. Ortamın rahat olduğu alanlar atölyeler. Burada alınan tecrübe önemli ama bu çocuklar hiçbir zaman bir çalışma alışkanlığı ve disiplini elde edemiyorlar. Belki SİMEP (Sanayici İşbirliğinde Mesleki Eğitim Projesi) ve yeni çıkacak kanundaki uygulamayla çocuk dört yıl boyunca eğitim görecek ve sistemin, işletmenin bir parçası olarak tecrübe edinecek. Haftada dört gün işletmeye giderek, iş terbiyesi edinecek ve sisteme entegre olacak.”
Baylar bayanlar! Yanlış anladınız herhalde… Gençler bu okullarda mesleğin nasıl yapıldığını öğrenmek üzere bulunuyorlar. Sisteme entegre olmak, iş terbiyesi edinmek, sektörle iç içe olmak, çalışma alışkanlığı ve disiplini edinmek, vs. gibi süslü sözlerle maskeleyerek niyetinizi örtmeye çalışmayın. Evet, niyet okuyuculuğu yapıyorum. Yapılan araştırmalar ve stajyerlerin şikayetleri gösteriyor ki, bu çocukları ucuza, çok ağır şartlar altında ve “mobbing” yaparak (Yıldırma; hukuk sisteminde cezai yaptırımı var) çalıştırıyorsunuz. Böyle bir mesleki eğitim politikası olmaz. Yüz binlerce genci, yetişkinlerin yapması durumunda daha yüksek ücret alabileceği işlerde çalıştırarak bir nevi köle gibi muameleye tabi tutuyorsunuz. İşi işbaşında öğretmekten ziyade işin tamamını tıpkı atölyenin, fabrikanın, işletmenin normal bir elemanıymış gibi bu çocuklara yaptırıyorsunuz. Buna da eğitim diyorsunuz. Sanayi odası başkanı üstelik haftada dört gün işletmeye gidilmesi gerektiğinden söz ediyor. Herhalde eğitim bakanlığından hiç kimse bu düşüncede değildir. Hani eğitimci falan olduklarını düşündüğüm için diyorum bunu. Hangi eğitim uzmanı kimliğiyle, ya da gelişim psikoloğu kimliğiyle bu açıklamayı yapıyor sanayi odası başkanı? Lisede verilen diğer dersleri nasıl görecek o zaman bu gençler? Üniversiteye gitme şansları ne olacak? Hayatta nereye kadar ilerleyebilecekler? İlerleyebilecekleri nokta, kimin ipoteği altında olacak?
Çözüm nedir? Mesleki eğitimin ortaöğretim düzeyinde verilmesi sevdasından vazgeçin. Birçoğunuza ülke koşullarında gerçekçi gelmeyebilir bu öneri. Hatta maalesef bu düzeyde çocukları eğitimden geçen, yani çocukları sömürülen kişilere gerçekçi gelmeyebilir. Bu sahte bir gerçekliktir. Gerçeklik algınızı gözden geçirin ve değiştirin. Düzeltilmesi gereken, bu ülkenin ve mal, mülk, sermaye edinmenin egemen değer kabul edildiği bütün ülkelerin ekonomik koşulları… Bırakın, gençler üniversite çağına gelene kadar kendileri araştırıp, deneyimleyip (Tabii emekleri birileri tarafından sömürülmeden) karar versinler hangi mesleği ve hatta hangi meslekleri icra edeceklerine. Hayat çok boyutlu çünkü… Tek boyuta indirmeye çalışmayın hayatı.
Maliyeti fazla geliyorsa, o maliyeti paylaşmak için, emeği ucuza getirmeye çalışan patronların önüne atmayın çocukları. Siz devletsiniz, gücünüz yeter. Dünyanın en geniş ve en uzun köprülerini, yollarını, dünyanın en büyük havalimanlarını inşa etmeye gücünüz yetiyor madem…
Çocukların, gelişim sürecinde, neye ihtiyacı olduğunu da bilim insanlarına sorun. Onlarla bu tür toplantıları yapın. Ticaret ve sanayi odası başkanlarına başka şeyleri sorun. Siz devletin eğitim bakanlığını yönetiyorsunuz. Eğitim de sosyolojik, felsefi, psikolojik dinamikleriyle bilimsel temellerde ele alınması gereken bir süreçtir.
Evrensel'i Takip Et