KHK ile sermaye birikimi
“Varlık var da fonu mu kuruluyor?” sorusu birçok iktisatçısının aklına gelmişti. Neticede kurulan Varlık Fonu -eğer diğer ülkelere benzeyecekse- belli bir “aşırı birikim” alanının ekonominin genel işleyişi dışına çıkartılarak bir tür rant alanı yaratılması esasına dayanıyordu. Devletin kıpırdayacak halinin kalmadığı ve özel kesim sermayenin boğazına kadar borca battığı koşullarda hangi varlığın fonuydu bu?
Resim yavaş yavaş netleşmekte!
Varlık Fonu iki ayak üzerinde yükseliyor. Birincisi, OHAL döneminde KHK’ler ile el konulan şirketlerin varlıkları. İkincisi ise son KHK ile kamuya ait işletme varlıklarının Varlık Fonuna devrinin önünü açan uygulama (684 sayılı KHK). Dünyadaki Varlık Fonu uygulamaları genellikle gündelik ekonomik işleyiş dışında var olan bir varlık alanının (altın rezervi, döviz rezervi, değerli maden rezervi gibi) kamu bürokrasisi dışında özel bir değerleme alanı içerisine alınması biçiminde oluşuyor. Gerçi dünyadaki örneklerde, “bağımsız merkez bankaları” basına kapalı hükümet toplantılarına da katılmıyor ya olsun varsın!
Neticede varlık oluşacaksa sorun yok!
Peki, bu koşullarda daha fazla varlık oluşabilir mi?
Görüntü pek öyle değil. Yabancıların son bir haftada 500 milyon dolara yakın DİBS (Devlet İç Borçlanma Senetleri) sattığını görüyoruz. Belki de varlık var ama alıcısı yok! Göreceğiz.
***
Belki de KHK’lerin sermaye birimi için kullanılması “Ali menfaatler” açısından anlaşılırdır, bilmiyoruz… Peki metal işçilerinin grevlerinin OHAL kapsamında ertelenmesini (yok sayılmasını) nereye oturtacağız? Darbe girişiminde eline taramalı tüfek alan valinin FETÖ davası kapsamında soruşturulduğu bir ortamda en yalın haliyle işçilerin ücret artışı ve TİS hakkının yok sayılmasını hangi hukuka dayandıracağız?
Metal işçisine grevi yasaklamak demek, TİS’i yasaklamaktır. Metal işçisine TİS yasaklanırsa milyonlarca işçi için de TİS olamayacak demektir.
OHAL uzadıkça sermaye devlet eliyle birikirken işçi ve emekçiler yoksullaşmaya devam edecektir!
Evrensel'i Takip Et