Bir edebiyat işçisi: Asım Bezirci
Yazınımızın önde gelen emekçilerinden biriydi Asım Bezirci. Yaşamını, öğrenimini yaptığı Türk Dili ve Edebiyatına adamıştı dersem abartmış olmam. Deneme, eleştiri, araştırma ve çeviri alanında çok sayıda esere imza attı. Monografi çalışmalarıyla yazı ve şiir ustalarının toplumun belleğinde yer almasını sağladı. Üretken, paylaşmayı seven, çelebi kişiliği ile girdiği ortamlarda saygı gördü hep. Sivas’taki Madımak Oteli’nde 2 Temmuz günü bir cani grubunun çıkardığı yangında yitirdi yaşamını. Özgürce düşünen, düşündüğünü ifade eden, yazan, halkların kültür değerlerini ortaya çıkarmaya uğraşan aydınlık insanları anlaşılmaz bir kinle yok etmeye çalışanlar bu kıyımdan nasıl bir yarar umdular bilemiyoruz. Ama toplumun geçen 24 yıl içinde başta iç barış olmak üzere çok şey yitirdiğini de yaşadıklarımızla görüyoruz.
Asım Bezirciyi tanımam 1960’lı yıllara rastlar. Ortak arkadaş çevresi dışında birlikteliğimiz olmadı pek. Gözlemlediğim kadarıyla yazdığı kadar da çok okuyan, donanımına karşın kendini öne çıkarmayı sevmeyen bir yanı vardı. Değerini kanıtlama çabasına girişmedi hiç. Hoş buna gereksinimi de yoktu. Titiz bir araştırmacı olduğunu bildiğimden kaynak gerektiğinde onun yapıtları yol göstericim olurdu. Özellikle Türk dilinin büyük ustası Nazım Hikmet’in tüm şiirlerini topladığı sekiz ciltlik çalışma başucumun vazgeçilmezleri arasında yer aldı. Sanıyorum edebiyat severlerin günümüzde de kitaplıklarında özenle korudukları bir büyük eser. Cem Yayınevi 1974 yılında Nazım Hikmet’in varisi oğlu Mehmet’le varılan bir anlaşma sonucu usta şairin bütün şiirlerini yayınlamak için girişimlere başlamış ilk öneriyi Şerif Hulusi’ye yapmış. Onun ölümü üzerine derleme işini Asım Bezirci üstlenmiş. Bezirci özenli çalışması ile büyük şairin şiirlerini yeni kuşaklara eksiksiz kazandırmakla kalmadı, ayrıca şiirlerin yazılışına ilişkin verdiği bilgiler ve kotardığı geniş kaynakça ile kalıcı bir yapıt koydu ortaya. Yalnızca emek ürünü bu yapıtı bile Asım Bezirci’nin Türk yazınına yaptığı büyük katkının bir göstergesidir.
Asım Bezirci’nin 1976’da yayınlanan “Bilimden Yana Sosyalizme Doğru” kitabı da, döneminde ilgi uyandıran, tartışılan eserlerinden biri oldu.1987 de yayınladığı “İnceleme ve Şiirle Türk-Yunan Dostluk ve Barışı” adlı yapıtı da iki ülke halkı arasındaki geleneksel kültür ve dostluk bağlarını yansıtan önemli bir çalışmaydı. Abdülhak Hâmit’ten Cahit Sıtkı’ya, Metin Eloğlu’ndan Edip Cansever’e, Nurullah Ataç’tan Rıfat Ilgaz ve Sabahattin Ali’ye dek pek çok yazar ve şairi, okur onun nesnel bakış açısından bir kez daha tanıma olanağı buldu.
Profesör Muammer Soysal’ın bir sözünü anımsıyorum: “Yetiştirdiği değerlere sahip çıkamayan bir toplumda, sanki ülkede çok değere sahipmişiz gibi olanları da kaybediyor her geçen gün biraz daha değer yitimine uğruyoruz” demişti.
İşte bu ülke topraklarında bin bir güçlükle yetiştirebildiğimiz değerlerden biriydi Asım Bezirci de. Madımak’ta yaşamını yitirmeseydi 2017 yılında onun 90. yaşını kutluyor olacaktık. Ürettiği daha nice yapıtı okuma olanağına kavuşacaktık. Nefret sarmalındaki katil sürüsü bu değerli emek insanını aramızdan aldı.
Madımak Olayının aramızdan aldığı bir başka değer de şair Metin Altıok. Madımak olayından sonra hastaneye kaldırılan Altıok kısa bir süre sonra hayatını kaybetmişti. Onun çok sevdiği şiirlerinden birini yeniden okurlarla buluşturmak istiyorum. Metin Altıok’tan “Düşerim”
Bazen oturduğum yerde
Kendi kendime dalıp giderim,
Bulanık geçmişimle.
Genişleyen halkalar çizerim,
Bir düşün uyanık imgesine
Gölünüze taş düşerim
Sizse hep konuşursunuz
Sığınıp kof sözlere,
Kaçarak kendinizden
Uğuldayan hüznünüzle,
Telaşla geceyi bulursunuz.
Gözünüze yaş düşerim.
Not: 2007 tarihinde kaleme aldığım bir yazıdan güncellendi.
Evrensel'i Takip Et