11 Temmuz 2017
DİĞER YAZILARI

Kılıçdaroğlu’nun Ankara Güven Park’tan başlattığı “Adalet Yürüyüşü” Maltepe’de görkemli bir halk buluşmasıyla sonlandı. Ardında, hem ana muhalefet, hem iktidar ve hem de iç çekişmelerden bir türlü kendini kurtaramayan emek kesimi örgütleri için alınacak önemli mesajlar, çıkarılacak önemli dersler bıraktı. Zaman zaman biz yazar çizerlerin de suskunlukla, edilginlikle hatta korkaklıkla suçladığı halkların, aslında adalet kavramına nasıl canla başla sarıldığı, hak gasplarına, hak ihlallerine ve adaletsizliğe nasıl isyan ettiği bir kez daha görüldü. Bana kalırsa asıl edilginlikle suçlanması gerekenler iktidarın sorgusuz sualsiz peşine takılmış kimi siyasetçilerdir. Nesnel gazetecilik yerine haberleri kamuoyundan gizleyen, manipüle eden, kraldan çok kralcı olan gazetecilerdir. Ana akım medyada gazetelerini, televizyonlarını iktidara peşkeş çeken iş adamı gazetecilerdir. Bütün dünya haber ajanslarının, yazılı görsel medyasının ilgiyle izlediği “Adalet Yürüyü”şü haber değildir de ne haberdir ey büyük gazetelerin! büyük yöneticileri! Basın tarihi sizleri de yazacak, Menderes zamanındaki “besleme basını” yazdığı gibi. Hedef gösterdiğiniz, ihbar ettiğiniz meslektaşlarınız cezaevlerinde yatarken ailenize çocuklarınıza nasıl anlatıyorsunuz kendinizi. Vicdanınız hiç mi sızlamıyor? Her dönemde mesleği çıkarı için kullanan iktidar yalakası gazeteci müsveddeleri hep vardınız ama hiç bu kadar çoğalmamıştınız. Meslek adına ne yazık…

Adalet yürüyüşüne üç arkadaşımla birlikte yurttaş olarak katıldım ben de. Kılıçdaroğlu’nun hızlı adımlarına ayak uydurmaya çalışırken cezaevlerindeki gazeteci arkadaşlarımızın durumundan, açlık grevindeki Nuriye ve Semih’e kadar pek çok konuya değinme fırsatımız oldu. Yürümek bencileyin eylemlerin en doğrusu. Halkla buluşmada ülkedeki adaletsiz durumu anlatmada geç kalınmış da olsa sonuçta son derece düzenli başarılı bir yürüyüştü. Emek verenleri ve ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu’nu kutlamak gerek.

Kemal Beyin miting konuşmasını dikkatle izledim. Başarılı bir organizasyondan sonra bir siyasi parti liderinin konuşmasını eleştirmek hoş değildir, bilirim. Ama biz gazeteciyiz, düşüncemizi açıklamak konuşmada eksik gördüğümüz bazı noktalara parmak basmak, hatta eleştiri yapmak bizim işimiz. Sayın Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında “Laikliğe” yeterince vurgu yapmamasını yadırgadığımı söylemeliyim.

Konuşmada emek kesimine yeterince yer verilmediği, yürüyüşe ve mitinge destek veren sosyalist düşün insanlarının ve bu arada Ahmet Türk’ün de ıskalandığını fark ettim. Umarım ben atlamışımdır. Sonuçta “Adalet Yürüyüşü” bir umut yumağına dönüşmüştür. Açıldıkça büyüyecek kimlerin başına çorap öreceğini de göreceğiz. Adalet için, İnsan hakları için, düşünceyi ifade özgürlüğü için, halkın haber alma bilgi edinme hakkı için, temel hak ve özgürlükler için kim bir adım atarsa arkasında olacağız.Ülke barışa,adalete kavuşana kadar mücadele etmekte kararlıyız.

Yazıyı 7. Yüzyıldan bir Çin şiiri ile bağlayalım. Can Yücel’in doyumsuz çevirisinden.

Davacı zengin, davalı yoksulsa
Zenginden yana işler yasa
Davacı yoksul, davalı zenginse
Davalıda kalır yine nizalı arsa
Davacı da davalı da zenginse davada
Özür diler çekilir aradan kadı
Davacı da davalı da yoksulsa, bak,
Sade o zaman işte yerin bulur hak

Evrensel'i Takip Et