5 Şubat 2018

Çağın kahinleri

DİĞER YAZILARI

Edebiyat dünyasında birbirinden değerli yazarlar arasında bazılarını ayrı tutmak doğru olur diye düşünürüm. Onlar geleceği önceden görebilme yetisiyle donatılmışlardır sanki. Yapıtları insanlığın geleceğine ayna tutar gibidir. Bireylerin, toplumların başlarına gelebilecek felaketleri sezmişler, uyarılarını edebiyatın çeşitli dallarını kullanarak onlarca-yüzlerce yıl sonrasına aktarabilmişlerdir. Shakespeare, Franz Kafka, George Orwell, Saramago, Ray Bradbury bir çırpıda aklıma geliverenler. Peki, çağımız insanı bu yazarları okuyup günümüz için ders çıkarabildi mi? Hiç sanmıyorum. Gezegenimizin hal ve gidişine göz attıkça insanlığın birbirini ve doğayı katletmekten geri durmadığını görüyoruz. Birey özgürlüklerinin de giderek yok edildiğini...

Bu yazımda sizlere sözünü ettiğim kahinlerden birinden, Ray Bradbury’den, söz açmak istiyorum. Bradbury ABD’li bir yazar, (1920-2012 ) öykü ve roman türünde yapıtları var. Bilim kurgu üzerine yazdıkları ile okurlarının ilgisini çekmiş. Zengin hayal gücünü yansıttığı yapıtları, yalnız kendi ülkesinde değil uluslararası alanda da edebiyatseverlerin gönlünde taht kurmuş.

Dünya yazını Bradbury’i “Fahrenheit 451” adlı kurgu romanı ile tanıdı. Totaliter yönetimlere, sansüre, faşizmin tek tip insan düşüne göndermeler yapan bir başyapıttı bu. Kitabın adı kağıtların tutuşma ve yanma derecesi olan 451 fahrenheiti simgeliyordu. Olay roman okumanın, kitap edinmenin yasaklandığı totaliter bir ülkede geçer. Özel görevlendirilen itfaiye ekipleri kitap bulundurduğu ihbarları ile harekete geçer, evleri basar kitapları toplar ve yakar. Bu görevi sorgulamaksızın yerine getiren İtfaiyeci Guy Montag romanın kahramanıdır. Kitaplarını kurtaramayacaklarını anlayan bir grup aydın kitapları ele geçmeden önce ezberleme uğraşına girerler. Herkes ayrı bir kitap ezberleyecek ve belleğinde yaşatacaktır. Bu aktivistlerden bir genç kıza tutulan Montag da ilk kez yaptıklarını, yapılanları sorgulamaya irdelemeye başlar ve saf değiştirerek otoriteye karşı çıkar. Bradbury için 50’li yıllarda bu kitabı bastırmak hiç de kolay olmadı. ABD’de McCarthy döneminin yazarlar, sanatçılar ve aydınlar üzerinde kurduğu baskı henüz sürmekteydi. Eserini önce dergilerde bölümler halinde yayımlatmayı başardı. Sonraları bazı yürekli yayıncıların desteği ile roman haline getirildi ve basıldı. Bradbury’nin yapıtı tüm dünyada yankı uyandırdı. Türkçenin de içinde yer aldığı pek çok dile çevrildi. Ünlü Fransız Yönetmen François Truffaut romanı sinemaya aktardı. Film de kitabı kadar büyük ilgi gördü. 1988’de ise bu kez “Fahrenheit 451” opera olarak sahnelendi.

Ünlü Tiyatro Kuramcısı, Şair Bertolt Brecht’de Nazi Almanyası’nda kitaplara ve yazarlara yönelik ağır baskıları, yakılan, toplanan kitapları bir şiirinde anlatır. “Kitaplar Yakılıyor” şiirinin Türkçeye bir çok çevirisi yapıldı. Ben de yazımda A. Kadir ve Asım Bezirci’nin çevirilerinden paylaşıyorum sizlerle:

  “Buyurunca Hitler hazretleri
     Zararlı fikirlerle dolu kitapların yakılmasını
     halkın önünde, alanlarda,
     öküzler, odun yığınlarına araba araba kitap taşıdı.
     Gözden düşmüş şairlerden biri, 
     şöyle bir göz gezdirdi yakılacak kitapların listesine
     gitti aklı başından:
     Unutulmuştu kendi adı.
     Hemen seğirtti çalışma odasına,
     sanki öfkesinden kanatlanmıştı.
     O saat bir mektup karaladı zorbalara:
     “Benimkileri de yakın “dedi “Benimkileri de! 
     Yapamazsınız bana bu kötülüğü,
     kenarda bırakamazsınız beni!
     Ben de hep gerekenleri söylemedim mi
     kitaplarımda?
     Neden davranırsınız bana yalancıymışım
     gibi?
     Canı gönülden istiyorum işte:
     Yakın benimkileri de!”

Evrensel'i Takip Et