6 Mayıs 2018
DİĞER YAZILARI

28 Ağustos 1963’te Martin Luther King, Lincoln Anıtı’nda tarihi bir konuşma yapmıştı.

Siyahilerin beyazlarla eşit hak ve özgürlüğe sahip olması adına yapılan bu konuşma ‘Bir hayalim var’ diye başlıyordu.

Bu ülkenin seküler, laik insanlarının, kalemi satın alınamayan gazetecilerin, etik akademisyenlerin, hipokrat yeminine bağlı doktorların, adaletten yana avukatların ve bilcümle dürüst, ahlaklı insanların 1963 Amerika’sındaki siyahiler ile aynı özgürlüğe ve adalete ihtiyaç duyduğu düşüncesiyle, Martin Luther King’in hayalinin 55.’nci yılında, bu konuşmayı sadece bazı satırlarını uyarlayarak yorumlamak istedim. Çünkü benim de hayalim var, onu da sonuna ekledim.

“Bir hayalim var

Bugün size diyorum ki, dostlarım, şu anın getirdiği güçlüklere ve engellemelere rağmen bir rüyam var benim. 

Bir rüyam var. Gün gelecek, bu ülke ayağa kalkıp özgürlüğü gerçek anlamıyla yaşayacak. Adalet yerini bulacak.

“Şunu kendinden menkul bir gerçek kabul ederiz ki, bütün insanlar eşittir.” Liyakat yeniden boy verecek. 

Bir rüyam var. Gün gelecek, ırk, din, mezhep ve etnik köken sormaksızın Spil’den Nurhak’a, Toroslardan Kaçkar’a, kızıl tepelerde kardeşlik sofrasına birlikte oturacağız. 

Bir rüyam var. Gün gelecek, Sur, Batman, Cizre bile adaletsizliğin ve baskıların sıcağıyla bunalıp, yıkılıp çölleşmiş olan o yerler bile bir özgürlük ve adalet vahasına dönüşecek.

Bir rüyam var. Gün gelecek, çocuklarımız, ebeveynlerinin iktidara yakınlığı ile değil, karakterlerine ve başarılarına göre değerlendirildikleri bir ülkede yaşayacaklar.

Bir rüyam var. Gün gelecek, Ankara, -ağzından hep müdahale etme ve izin vermeme yönünde sözler dökülen o şehir- hepimizin Yüksel’de el ele ele tutuşup kardeşçe birlikte yürüdüğü bir yere dönüşecek. Yeniden el ele halaylar çekeceğiz Ankara Garı önünde, yüzümüzde hak edilmiş bir gülümseme ile.

Bugün bir rüyam var benim.

Bizim umudumuzdur bu. Her seçimde, demokrasi, özgürlük ve adalet adına içimde taşıyacağım inançtır. İşte bu inanç sayesinde umutsuzluk dağını yontup bir umut anıtı yaratacağız. Bizi saran âhenksiz bağırtıları, bu inanç sayesinde güzel bir kardeşlik senfonisine dönüştüreceğiz. Bu inanç sayesinde bir gün özgür olacağımızı bilerek hep beraber çalışacak, hep beraber dua edecek, hep beraber mücadele edecek, hep beraber hapse düşecek, özgürlük için hep beraber ayağa kalkacağız.

İşte o gün hepimiz, yepyeni bir anlamla söyleyeceğiz bu satırları:

Benim ülkem, senin ülken

Özgürlüğün güzel yurdu,

İşte söylüyorum sana:

Atalarımın öldüğü toprak burası,

Uğruna ölenlerin gururu olan toprak,

Her bir dağın yamacından,

Özgürlük yankılanacak.

Ve eğer büyük bir ulus olacaksak, bunun gerçekleşmesi şarttır. Öyleyse Munzur’da çağıldasın, Cilo’da yankılansın özgürlük. İstanbul’un plazalarında, gecekondularda, Ankara’nın bozkırlarında, Karadeniz’in ormanlarında, Akdeniz’in mavisinde özgürlük yankılansın...

Özgürlüğün yankılanmasını sağladığımızda, her kasabadan ve köyden, her kentten özgürlüğün yankısını duyduğumuzda, o gün yakın demektir ve o gün tüm insanlar: Yahudiler, Hristiyanlar, Müslümanlar, Budistler ve hatta Ateistler el ele tutuşup siyahların eski bir ilahisini söyleyecekler:
Sonunda özgürüz! Sonunda özgürüz!

Şükürler olsun

Sonunda hepimiz özgürüz!”

Benim de hayalim var. Çocukların mendil satarken ölmediği, kartonlar üzerinde uyuyakalmadığı, evlendirilmediği, çalıştırılmadığı bir dünya hayal ediyorum. Parklarda top koştursunlar, ip atlasınlar, ağaçlara tırmansınlar, güzel resimler yapıp, şarkılar söylesinler. Okusunlar.
Benim bir hayalim var, üniversitelerimizde okuyan çocuklara dünyanın kapıları açılsın. Öyle laboratuvarlar, öyle akademisyenler olsun ki, o araştırmaya dahil olabilmek için ülkeme beyin göçü olsun.

Doktorların araştırmaya vakti kalsın, hastaya açıklama yapamayacak kadar yoğun, gülümseyemeyecek kadar bitkin olmasınlar. Hepimizin ömrü uzasın. Tedavi için dünyadan ülkemize insanlar aksın. Her ihtiyacı karşılayacak kadar yatağı olsun hastanelerin.

Benim bir hayalim var, sarı basın kartı hak eden herkesin olsun. O kart ki kapıları açsın, yumrukları durdursun, kimini konuşturup kimini sustursun.

Benim bir hayalim var, özgür olsun kadınlar. Günün dilediği saatini sevebilsin, geceyi severse çıkıp sokaktan, sahilden, bir tepeden göğü seyredebilsin. Dilediği işi yapsın, çocuklara kim bakacak derdi olmasın. Devletin her sokakta kreşi, iş yerlerinde yuva olsun. Kadınlar yönetim kurullarında, Mecliste, sergide, galada, sahnede dilediği her yerde olabileceğini bilsin, liyakate güvenebilsin.

Evlilik iki raporla hemen çözülürken boşanmak bunca zor olmasın. Hayata mal olmasın. Kimse kimseye şiddet uygulayamasın. Kanundan korksun, toplum ne der diye korksun. Güç alkış almasın artık. Kaba kuvvet gösterene toplum sırtını dönsün.

Benim bir hayalim var. Yalan artık affedilmez olsun. Bozukluk gibi kolay harcanır, ekmek kadar ulaşılır, su gibi tüketilir olmasın. Yalanı ortaya çıkan yargılansın, sorgulansın, dışlansın.

Yalan aklayan, yalanı söyleyenden beter olsun.

Benim bir hayalim var, aramızdan kalksın sınırlar. Doğduğun şehir belirlemesin hayatta başına gelecekleri, nerede doğarsan doğ, eşit olsun hakların. 

Öyle bilinçlensin ki insanlar, bir daha kimse kimseye mülteci olmanın bir tercih meselesi olmadığını anlatmak zorunda kalmasın.

Benim bir hayalim var. Devletin olsun bazı üretim araçları. İşsizliğin yüksek olduğu çorak şehirlerde, bacalar yükselsin yeniden: şeker, salça, çimento, çelik, otomotiv.

Madenler devlet kontrolünde olsun, tek bir madenci daha kaybedilmesin. Tehlikeli mesleklerin emekliliği erken olsun, kimse ekmek parası yüzünden erken ölmesin. Dokuma atölyeleri açılsın. Hasadı biten çiftçi bir sene beklemek yerine kışları da üretebilsin. 

Benim bir hayalim var. En zor meslek olsun hakimlik. Tecrübesi bol, sicili tertemiz hukukçuların elinde olsun. 

Yasama yürütme ve yargı bağımsız olsun. 

Öyle adil olsun ki yasalar ve öyle bir işlesin ki hatayı yapmadan, zanlı daha suçu işlemeden peşinen bilsin cezasını. Öngörebilsin. 

Yargı hata yapmasın, yaparsa hasır altı edilmesin. Öyle büyük tazminatı olsun ki hakim 2 kere değil 10 kere düşünsün hükmü vermeden önce. Yaşamdan çalınan seneler masumlara ödensin.

Kimse korkmasın açlıktan, yoksulluk sınırı asgari ücretin altında olsun. Her eve bulgur, nohut girebilsin, bir daha hiçbir anne çocuğunu ısıtamadı diye ölmesin.

Eğitim seviyesi yükselsin ülkemin, bir daha kimse okumuş insanı yeremesin. Bilimin önemi sorgulanmasın, her şeyin sorgulanabileceği genel bir kabul olsun.

Cahil utansın eskisi gibi cehaletinden.

Herkes özgürce fikrini söyleyebilsin. Fikir bu bağlasan durmaz. Bağlanmasın, zincirlenmesin.

Benim bir hayalim var, her bir vatandaş temsil edildiğini hissedebilsin.

Sesine ses bulsun Mecliste, kendi renginden bir ton görebilsin.

Benim bir hayalim var.

Hayallere kurşun işlemez, hayaller yasak tutmaz. Hayal edenin kalbi kurumaz.

Hayalim oldukça benim tutunacak dalım var.

Hayallerimi paylaşıyorum bu pazar sizinle, Martin Luther King anısına.

Paylaşıldıkça gerçeğe yaklaşır, dilerim ortağızdır bazılarında.

Her şey hayalle başlar, SENLE DEĞİŞİR.

Hayalperest pazarlar hepinize.

Evrensel'i Takip Et