Salda Gölü'nde bir gün
Salda Gölü 184 metreye varan derinliği ile Türkiye’nin en derin göllerinden. Ayrıca Türkiye’nin en temiz gölü olduğu da söylenmekte. Sodalı ve tektonik bir göl. Doğa Derneği’nin web sayfasında Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın verilerinden aktardığına göre Salda Gölü ve çevresinde sulak alan, kumul, orman, dağ bozkırı, kayalık, tarım ve yerleşim ekosistemleri bulunmakta. Göl ve ekosistemi bünyesinde birçok endemik türü barındırdığı için Önemli Bitki Alanı, Önemli Doğa Alanı ve Önemli Kuş Alanı kriterlerini sağlamakta. Bu nedenlerle de oldukça önemli bir sulak alan.
Son birkaç senedir, gezginlerin ve bloggerların buranın güzelliğine dair fotoğraf paylaşımları ve web anlatılarıyla hızlı, bir o kadar da korkutucu bir şekilde popülerleşen bir alan. Biz de Salda’ya gitmek üzere yola koyuluyoruz. Yol boyunca uzaktaki yeşil tepelerin dorukları karlıymış gibi görünüyor. Yol alıp, tepelere yaklaştıkça o açıklıkların aslında mermer ocakları nedeniyle kelleşen tepeler olduğunu, düzgün kesilmiş kayaları gördüğümüzde anlıyoruz. Bu bölgedeki hemen hemen bütün tepeler mermer ocağı olmuş. Bu bölgenin rehabilitasyonu için ne kadar süre gerekir acaba diye düşünmeden edemiyoruz.
Ve uzaktan Salda Gölü görünüyor sonunda. Gerçekten de beyaz kumulları, masmavi suları ve onu çevreleyen yemyeşil bir ormanlık alan ile Salda Gölü bütün ihtişamıyla önümüzde duruyor. Ancak göle yaklaştıkça kalabalığı farkediyoruz. Bayram tatili nedeniyle ziyaretçi akınına uğramış göl. Birçok aracın gölün sularının çekildiği beyazlaşmış alanlaraparkedildiğini hayretle izliyoruz. Gölün kıyısında yürümeye başlıyoruz. Az ileride “Göle girmek tehlikelidir” yazan bir tabela. Ona tezatyüzlerce insan göle giriyor. Ortalık panayır yeri. Göl aniden derinleşebildiği için ve dibi yer yer balçıklı olabileceği için göle girmenin oldukça tehlikeli olduğu söylenmekte. Salda’nın berrak suları yüzlerce insanın hareketi nedeniyle boz bulanık. Yürüyüşümüze gölün kenarındaki plastik atıkları toplayarak devam ediyoruz. Rüzgar ve dalgalar bu atıkları hızla göle doğru sürüklüyor. Ancak çöpleri atabileceğimiz çöp kutusu vb. bir şey yok.
Salda Gölü’ne tehditler yalnızca günübirlik ziyaretçilerden gelmiyor. Göl etrafındaki yapılaşmanın özellikle dar yayılışlı endemik bitki türlerini tehdit ettiğini söylüyor Doğa Derneği. Gölü besleyen su kaynakları üzerine yapılan gölet ve sulama projelerinin göl üzerindeki uzun vadedeki olası etkilerinin bilinmemesi; yakınlardaki yerleşim birimlerinin ve turistik tesislerin baskısı da olası tehditler arasında sayılmakta.
Koruma planları yapılmaksızın ve uygulanmaksızın,bu hızla ve giderse, gölün en temiz göl statüsünün değişeceği, doğal güzelliğini kaybedeceği besbelli. Keşke bu kadar popülerleştirilmeseydi diye düşünmeden edemiyoruz. İçimiz buruk, gölün daha sakin kıyılarına doğru kendimizi atıyoruz.
Evrensel'i Takip Et