8 Mart 2019

Venezuela için 5 senaryo

Venezuela’da ne olup bittiğini anlamak için, doğrudan yönetim değişikliğine müdahil olan ABD ve aynı şekilde Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya kendi talebini yerine getirmesi için süre verecek kadar müdahil olan AB ile aynı argümanları her gün yeniden üreten medya ortamıyla sınırlı kalmamak ciddi bir önem taşıyor. Alternatif kaynakları izlemeden ve gelinen noktayı tarihsel bağlamlarıyla ele almadan meseleye yaklaşmak, başka pek çok konuda olduğu gibi, sizi, hakim hegemonyanın sınırları içine hapsedebilir.

Ciddi bir gıda kriziyle birlikte, uluslararası bir kuşatma altında bulunan Venezuela’daki sürece ilişkin olarak birçok kurum, ‘insani çağrı’ ve tepki gösterme adına yaptığı açıklamalarda, aslında ülkeye dair kuşatıcı ve rejim dikta edici sürece de bir biçimde eklemlendiler.

Örneğin Uluslararası Af Örgütünün, Venezuela’da halkın “açlık, korku ve cezalandırma” ile bastırıldığını öne süren açıklaması tam böyleydi*.

Nedenini tek bir cümle ile açıklamak yerine, süreci Maduro ile kendini geçici devlet başkanı ilan eden Juan Guaido’dan farklı bir politik odaktan dinleyerek görmeye çalışmak daha anlamlı olabilir. Tam da bunu yapmak için, Venezuela Marksist Leninist Komünist Partisi (PCMLV) Merkez Komite üyelerinden biri ile konuştuk. Adının yayımlanmasını istemediği için, adı bizde saklı olarak anlatımlarının temel yanlarıyla aktarmaya çalışacağız.

Venezuela Marksist Leninist Komünist Partisi (PCMLV) Merkez Komite üyesi, yaşanan gıda sorununun emperyalist kuşatmadan bağımsız ele alınamayacağını ifade ederken içe dönük bir eleştiri de yapıyor: “Chavez yönetiminin en önemli eksiklerinden birisi, gıda sorununu çözmeye yönelik bağımsız bir tarım politikası geliştirememesiydi” diyor.

“Maduro yönetimi ‘insani yardımı’ engelleyerek halkını açlığa mahkum ediyor” argümanını şöyle yorumluyor; “Bu yardım, bir ülkeye, kendi çıkarlarını düzenleyerek ve garantiye alacak bir yönetim inşasının bir parçası olarak geliyor. Bizim iki yüzlü bir yardıma ihtiyacımız yok, dayanışmaya ihtiyacımız var.” Ve soruyor, “Bir ülkeye zorla yardım mı olur?​” Ayrıca Venezuela’nın şu anda Rusya, Çin ve Türkiye’den yardım aldığını, gıda desteğinin de büyük oranda Türkiye’den geldiğini dile getiriyor.

Maduro ve Guaido’ya ilişkin olarak da, birinin sonuçta seçimle başkan olduğunu, diğerinin ise kendisini başkan ilan ettiğini hatırlatıyor.

Peki, Venezuela’yı yakın ve uzak gelecekte neler bekliyor?

Bu soruya da, ‘5 senaryo’ ile yanıt veriyor. Yanıtları şöyle:

“1- Emperyalistler (ABD/AB-Rusya/Çin) Venezuela’yı paylaşmak için kendi aralarında anlaşabilirler. Bunu zayıf bir ihtimal olarak görüyorum.

2- ABD’nin yönettiği askeri bir müdahale. Karayipler’de Hollanda’ya ait adalar üzerinden, belki NATO’yu ve komşu ülkeleri de dahil ederek.

3- Askeri güçlerle bir devlet darbesi olabilir. Şili örneğindeki gibi.

4- Küba örneğinde görüldüğü gibi, belki 50 yıl bile sürebilecek uzun süreli bir kuşatma ve ambargo.

5- Sorunların çözülmemesiyle devrimci bir durumun oluşması ve devrimci bir çözüm.”

İçeride gıda sorunu yaşanırken, ülkenin sınırlarının ABD destekli ülkelerden oluşmasının yarattığı zorluk ve handikaplara da dikkat çekerken Kolombiya örneğini veriyor: “Kolombiya, NATO üyesi değil ama NATO ile birlikte hareket etmeye açık bir ülke. Kolombiya ile 2 bin kilometre uzunluğunda bir sınırımız var. O sınırda paramiliter güçlerin girişini engellemek önemli ve hayati.”

Ülkesinin bugün yaşadığı durumun temel kaynağını açıklarken de, “Emperyalistler, Venezuela’nın petrol ve diğer kaynaklarını denetimleri altına almaya çalarak, kendi nihai çıkarları için ön hazırlık yapıyorlar” diyor.

Gıda sorununun şu anda Venezuela halkının tüketim alışkanlıkları bakımından neler ifade ettiğini anlatırken ise, şunları söylüyor: “Dünyanın en iyi etini Arjantin’den, yumurtayı Peru’dan alıyorduk.” Venezuela halkının şimdi bunlardan yoksun olması, yönetim değişikliği için bastıran güçlerin de umut bağladıkları noktaların başında geliyor.

Konuştuğumuz Venezuela Marksist Leninist Komünist Partisi (PCMLV) Merkez Komite üyesi, ülkelerine yönelik bir dış müdahale ihtimalinin devreden çıkmadığını düşünüyor ancak bu ihtimali görece zayıf görüyor. Gelişmelere yön verecek kadar büyük bir parti olmadıklarını belirtirken, halkın içinde örgütlü bir politik odak olarak, sıraladığı 5 senaryoyu da dikkate alan bir politik çalışma yürüttüklerini vurguluyor.

* Uluslararası Af Örgütü: Venezuela’da halkı bastırmanın formülü açlık, korku ve cezalandırma, Euronews, 20, 02, 2019

EVRENSEL'İNMANŞETİ

Yasak çuvala sığmıyor

Yasak çuvala sığmıyor

KAMUAR’ın hesaplamalarına göre son bir yılda meyve fiyatları yüzde 154.5, sebze fiyatları yüzde 116.5, gıda fiyatları ortalama yüzde 70 arttı. Hane halkının bir yıl sonrası için enflasyon beklentisi yüzde 59’u, işçilerinki ise yüzde 62’yi aştı. Emekçiler için bıçak kemikte! Yasak, tutuklama, işten atma tehdidi işçilerin harekete geçmesini durduramıyor.

Has Çuval 37 ülkeye ihracat yapıyor.

İstanbul Sanayi Odası nın ikinci en büyük 500 listesinde.

Has Çuval'ın iki fabrikasında 600 işçi fiili greve katıldı

BİRİNCİSAYFA
SEFERSELVİ
Erdoğan: Dünya bir imtihan yeridir, ekonomik zorluklar gelip geçer.

Evrensel'i Takip Et