31 Temmuz 2019

Kürt sorununda herkes birbirini kolluyor

Kürt sorununda yeni bir adım ile karşılaşacak mıyız? Bu soru, son yerel seçimlerin öncesinden itibaren siyaset gündeminin ön sıralarındaki yerini koruyor.

Öcalan ile seçimler öncesinde başlayan görüşmelerin seçimlerin ardından kesilmesi, bu görüşmelerde Suriye’deki gelişmelerin önemli bir yer tuttuğu ve çok uluslu sondaj süreçlerinin bir devamı olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Ama, Öcalan’a tecride ilişkin atılan adımın seçim öncesi ile sınırlı kalmış olması da, elbette iktidarın bu açıdan seçimlere dair hesabını da teyit etmiş oldu.

Peki bu açıdan siyasal aktörlerin şu anki pozisyonları nasıl? Kamuoyuna yansıyan açıklamalar dışında, tek tek partilerin içinden gelen ve parti yönetimleriyle yapılmış kimi görüşmelerden edindiğim bilgilerle temel eğilimleri sıralamaya çalışacağım.

AKP’den başlayalım. ABD ile Suriye’deki sürecin nereye bağlanacağına ilişkin görüşmeler kapsamında Kürt sorununda temaslar sürdüren iktidar, şu an atacağı adımı hem Suriye sahasında hem de diğer unsurlarıyla birlikte Kürt hareketini olabildiğince geriletme üzerine kuruyor. Fırat’ın doğusuna operasyon konusundaki ısrar bu eksene bağlanıyor. İktidar, böyle bir operasyonla, seçimlerde yaşadığı irtifa kaybını giderip gideremeyeceğini de test etmek istiyor. İktidarın, yol haritasında Kürt sorununa dair sondajı yapılan yeni süreç de, ancak belli hedeflere ulaştıktan sonra tercih edilmesi gereken bir aşama olarak duruyor.  

CHP yönetimi ise, son seçimlerde olumlu sonuçlarını gördüğü HDP ile iş birliğinin, Kürt sorunu konusunda da bir beklenti oluşturduğunun farkında. Bu zaten hem yazılıp çiziliyor, hem de CHP genel merkezine çeşitli görüşmelerle de iletiyor.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun partilerinin Kürt sorunu raporunu güncelleyeceklerine dair açıklaması ve CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun, son seçimlerdeki yan yana durabilme halinin, Kürt sorunu gibi birçok sorunun çözümüne de vesile olacağına dair sözleri de bu bağlam içinde okunmalı.

Ancak Kılıçdaroğlu, ittifakı sürdürmek istediği İYİ Partinin bu konudaki tavrını da önemsiyor ve göz ucuyla da onu takip ediyor. Kürt hareketinde gelen “Bugüne kadar tek muhatap olarak AKP’yi görmekle yanlış yaptık” mesajı CHP yönetimi tarafından alınmış olsa da, öncesinden daha ileri olarak nelerin yapılabileceği konusunda henüz bir netlik yok. CHP’nin ‘22 Soru 22 Cevap’ biçimindeki Kürt sorunu eksenli raporu yenilenecek, ancak pergel ne kadar açılabilecek? Bunları netleştikçe göreceğiz.

CHP’yi önümüzdeki süreçte Kürt sorunu konusunda kendisini bir çözüm muhatabı olarak hatırlatan, ancak, iktidar ve iktidar medyasından gelen tepkiler karşısında da, cumhuriyetin kurucu partisi olduğunu hatırlatan bir sarmal içinde görebiliriz. Yani CHP’nin şu anki pozisyonunu, düşük viteste etrafını kollayarak yol alma çabası üzerine kurulu bir profil olarak özetleyebiliriz.

İYİ Parti yönetimi ise, sorunun çözümünde parlamentoyu temel muhatap olarak görüyor, Kandil ve İmralı ile dolaylı olarak ilişki kurmayı da reddediyor, ‘HDP bağımsız olmalı’ görüşünü ifade ediyor.  

Saadet Partisi ise, AKP’nin güvenlikçi politikalara dayalı yaklaşımını eleştiriyor ve parlamento merkezli bir çözümü savunurken, “terörle mücadele” çizgisi bağlamında da CHP ile benzer hassasiyetleri benimseyen bir zeminde duruyor.

Yapılan bazı görüşmelerden yansıyan bilgilere göre Abdullah Gül çevresi ise, Kürt sorunu konusunda önümüzdeki iki üç yılın önemli olduğunu düşünüyor. Bu çevreye göre, CHP’nin bu konuda açık bir tutum alması, bölgesel etkenler ve içerideki beklentiyle de birleşerek AKP’yi adım atmaya zorlayabilir.

Fotoğrafın toplamına bakarak ise şunu söyleyebiliriz. Kürt sorunu konusunda çeşitli siyasi aktörler birbirlerinin atacakları adımlara bakıyor, birbirlerini kollayarak pozisyon belirlemeye çalışıyor. Sorunun ağırlığına, siyasi aktörlerin birbirlerini tartan pozisyonları da eklenince, kısa vadede çözüme dair güçlü adımların atılacağını söylemek spekülatif olur. Ama diğer yandan hayatın kendisi de eski statüko ile belirlenen duruş biçimlerinin sınırlarını zorluyor.

Bu arada, çeşitli partiler bağlamında çözümü tartışırken, bunu hep tırnak içinde göreli bir çözüm, verili duruma kıyasla demokratik bir yeni denge durumu olarak algılamak daha doğru olur.

Parlamento dışındaki demokratik güçlerin, kurum ve kişilerin Kürt sorununun çözümüne dair olarak gösterecekleri çaba ise, gücüne bağlı olarak sürecin gelişimi bakımından kuşkusuz önemli olacak. 

EVRENSEL'İNMANŞETİ

Yağma iklimi

Yağma iklimi

Enerji şirketlerinin patronlarının bizzat yönetimine girdiği Saray iktidarı, “iklim değişikliğiyle mücadele” adı altında sermayeye yeni kaynak aktarma hazırlığında. İktidarın Meclise getirdiği tasarıya göre karbon emisyonu ticareti sistemi kurulacak, “atmosferi kirletme hakkı” alınıp satılan bir mala dönüşecek. Sistem karbon ticareti zenginleri yaratırken, halka zehir kalacak.

BİRİNCİSAYFA
SEFERSELVİ
Erdoğan: Dünya bir imtihan yeridir, ekonomik zorluklar gelip geçer.

Evrensel'i Takip Et