Gazetecinin savaşla imtihanı
Sınırlarımız ötesinde bir savaş sürdürüyoruz. Savaş sözcüğü oldum olası ürkütür beni… Her savaş insanın insana kıyımı demektir. Ölüm, yıkım, onulmaz acılar, dinmek bilmeyen bir yürek sızısı bırakır ardında, yüzyıllar boyu silinmeyen nefret tohumlarını da ekerek… Anamal düzeninin doymak bilmez kazanç iştihasının ürünüdür savaşlar. Zenginler daha zengin yoksullar daha yoksul olur. Ne tuhaf, iki dünya savaşının, yer küremizde izleri günümüzde de süren korkunç felaketini yaşamış insanlık hâlâ kana doymuyor. İşlenmiş insanlık suçlarından, ayıplarından kendisine ders çıkarmayı beceremiyor.
Her savaşın kurbanları çocuklardır. Ya gençliklerini yaşayamadan hayata veda ederler ya da çocukluklarını öfke ve kinle büyütürler. Savaşların bir başka mağduru da gazetecilerdir. Evrensel gazetecilik kurallarına uysalar yalnızca gerçekleri yazmaya kalksalar ülkelerinde vatan haini ilan edilirler. Haberlerini ülke çıkarlarını gözeterek çarpıtarak gönderseler bu kez de iliştirilmiş gazeteci yaftasını yemekten kurtulamazlar. Üstelik de eğer bizim ülkemizde gazetecilik yapıyorsanız ve kurumlarınız sizlere savaş eğitimi ve teçhizatı vermeden cephelere sürüyorsa o zaman işiniz daha da zordur. Unutulmamalı ki ajitasyon savaşların olmazsa olmaz kuralıdır. Gerçek gazeteci toplumu ajite eden araçlardan biri olmamalı. Gördüklerini doğru, yansız bir biçimde kamuoyu ile paylaşmalıdır. Görüldüğü üzere gazetecinin işi savaş dönemlerinde bir hayli zor. Bu kez de kolay olmayacak…
Dünya Edebiyatının saygın ödüllerinden biri olan Booker Edebiyat Ödülünün bu yılki sahiplerinden biri Kanadalı Yazar Margaret Atwood oldu. Kitapları Türkçede de yayımlanan Margaret Atwood’un “Tehlikelidir Gazete Okumak” başlıklı şiirini Nezih Onur’un çevirisinden okurlarla paylaşmak istedim.
Düzgün kaleler yaparken
kum havuzunda,
çabucak açılan çukurlar
kepçelenmiş cesetlerle doluyordu,
yıkanmış, taranmış okula giderken, ayaklarım
betondaki çatlaklara basıyor
kırmızı bombaları ateşliyordu.
artık yetişkinim ve
okuryazarım, oturuyorum sandalyemde
bir fünye kadar sessiz,
Alevler içinde yanıyor tropik ormanlar, askerlerle
dolu çalılıklar
karmaşık haritalardaki adlar yükseliyor
duman içimde göğe.
Benim sebebi, kimyasal
oyuncaklar yığınağıyım, bedenim
öldürücü bir aygır,
sevgiyle uzanıyorum, ellerim birer silah,
iyi niyetim tümüyle ölümcül.
Dönüştürüyor
edilgin gözlerim bile
baktığım her şeyi bir savaş fotoğrafının
çopur siyah beyazına,
kendimi
nasıl engelleyebilirim?
Tehlikelidir gazete okumak
Huzur veren ağaçlardan söz ederken,
elektrikli daktilomun tuşuna
her vuruşumda
bir başka köy uçuyor havaya.
Evrensel'i Takip Et